![]() | ![]() |
| |||||||
![]() |
| Anahtar Kelimeler: reenkarnasyon |
|

![]() |
| | Son konular | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Admin ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Nerden: Antalya
Mesajlar: 8.446
Üye No:1
Konular: 8302 Katılım: 49% Devamlılık: 100% Online Süresi: 3 Gün 12 Saat 51 Dakika 45 Saniye Teşekkür Sayısı: 1.580 1.120 Konuda,2.470 Kez Teşekkür Aldı Rep Puanı: 21177781 Rep: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Reenkarnasyon nedir? Reenkarnasyon ruhun sürekli olarak tekrar bedenlendiğine inanan spiritüalistlerin bu olaya verdiği addır. Terim 19.yy.’da ortaya atılmıştır. Ruh göçü inancının kökeni bir hayli eski olmakla birlikte kimi inanışlardaki ruh göçü (metempsychosis, transmigration) kavramının spiritüalistlerin reenkarnasyon kavramı ile aynı olmadığı görülmektedir. (anadolu üniversitesi açıköğretim fakultesi) öğrencisi tarafından düzenlenmiştir.Size bir öneri; reenkarnasyon belki size göre doğru olabilir ama bu yalnızca inanılan bir batıl inançtır. Ruh göçü kavramına inanmış topluluklar Bilinen Batı tarihinde ilk kez Pisagor ve Platon gibi bazı eski Yunan bilgin ve filozofları tarafından dile getirilmiş olan ruh göçü kavramı, aslında çok eski çağlardan beri, eski Mısır, Kelt, Maya ve İnka uygarlıkları gibi birçok uygarlıkta bilinen ve kabul görmüş olan bir kavramdır. İskandinav mitolojisinde de ruh göçüne ilişkin öğeler bulunmaktadır. Platon ruh göçü fikrine özellikle "le Phedon", "le Banquet" ve "Er’in Öyküsü" eserlerinde değinmiştir. Antik çağın Yunanistan’ından sonra Gnostiklerce de kabul edilmiş ve Roma Uygarlığı’nda özellikle Mitraizm misterlerinde benimsenmiş bu kavrama Kabbala’da (gilgulim) ve belirgin ifadelerde bulunan sufilerin ( Ferideddin Attar,Bahram Elahi) sayısı az olmakla birlikte Tasavvufta da rastlanır. Günümüzde de ruh göçü kavramını kabul eden birçok inanç sistemi, tarikat ve felsefi akım bulunmaktadır. Ruh göçü fikrini kabul etmiş eski ve yeni inanç sistemlerinin mensupları arasında, Hindular, Budistler, Katharlar (Cathares), Eseniler(Esseniens), Caynacılar, Sihistler, Umbanda'cılar (Makumba, Brezilya),Yezidiler, Nusayriler, Dürziler ve Anadolu Kızılbaşları sayılabilir. Bu kavram Asya’nın Şamanist toplumlarının birçoğunda ve birçok Kızılderili kabilesinde de mevcuttur. Hint'te "samsara" adıyla bilinen bu kavram, Budist Türkler'de "sansar" adını almıştır. Mevlana ve Yunus Emre'nin dizelerinde reenkarnasyon Mevlana Celaleddin Rumi'nin ve Yunus Emre'nin kaynakça kısmında kaynakları belirtilen şu sözlerinde reenkarnasyonun ima edildiği ileri sürülmektedir:
Şöyle ki; İnsan önce toprakta/madenler âleminde elementler halindeydi. Sonra yarı canlı bitkiler âlemine geçti. Yani topraktaki elementler yarı canlı bir bitkinin/sözgelimi bir patatesin bir parçası oldu. Böylece canlıya doğru bir terakki söz konusu. Daha sonra bu patatesi bir kuş yedi ve insan namzedi olan müstakbel ceninin unsurları bu kuşa, yani, canlılar âlemine yükseldi. Sonra o kuşu babamız yedi ve ondan sperm oluştu ve ondan da biz yaratıldık. Sonra ışık olmak ise, öldükten sonra nurdan daha nurânî olan ruh olarak yıldızlarda/berzah âleminde bir ışık gibi uçacağımıza işarettir. Mevlana’nın maksadı bu safhalara dikkat çekmektir. Yani, cismanî tarafımız, madenler, bitkiler, hayvanlar/canlılar âleminden insanlık âlemine kadar bir terakki içinde devam edip gelmiştir. Ölüm anında cismanî tarafımızı toprağa teslim edip ruhanî tarafımızla -ki asıl bizi biz yapan budur- eğer onu kirletmemişsek, bir nur külçesi halinde âlem-i nura uçacağız. Bazı kimseler kendi yanlış düşüncelerine ve anlayışlarına destek bulmak ve görüşlerinin halk tarafındna benimsenmesini sağlamak için zaman zaman böyle iddialara başvururlar. Nitekim konuyla ilgili iddialardan biri de Kuran'da reenkarnasyonun olduğu iddiasıdır. Bkz. http://www.sorularlaislamiyet.com/ http://www.sorularlaislamiyet.com/su...w_qna&id=15250 Ruh göçü kavramının sistematize edilişi ve adlandırılışı Ruh göçü ya da sürekli olarak tekrar doğmak kavramı ilk kez Fransız fizikçi ve yazar Allan Kardec (1804-1869) tarafından sistemli bir hale getirilmiş ve adına “tekrar ete girme” anlamında reenkarnasyon denilmiştir. Fakat reenkarnasyon kavramı Hinduizmdeki “tenasüh” adı verilen kavramla aynı şey değildir. Spiritüalizme göre varlık sürekli ruhsal tekamül içinde olduğundan, bir insan ruhu tekrar bir hayvan bedeninde doğmaz. Ayrıca evrende bir ruhun cezalandırılması diye bir şey sözkonusu olamaz. Kimi spiritüalistlere göre tenasüh inanışı, eski inisiyelerin ezoterik bilgilerine sahip olmayan Hint rahip sınıfının sembolleri yanlış yorumlamasından kaynaklanmıştır. Çağımızda reenkarnasyonu ilke olarak kabul eden örgütlü topluluklar GünümüzdeYeni Çağ (New Age) oluşumlarının da ilgi gösterdiği reenkarnasyon kavramını kabul eden örgütlü topluluklardan başlıcaları Spiritüalistler, Teozoflar ve Antropozoflar adlarıyla bilinirler. Ayrıca, A.B.D.’nde de ruh göçü kavramları spiritüalizmdeki reenkarnasyon kavramına yakın olmakla birlikte, bu terimi kullanmayan ve kullanan çeşitli topluluklar ve dernekler bulunmaktadır. Spiritüalistlerin reenkarnasyona inanmayanlara karşı tutumları Spiritüalistler reenkarnasyon ilkesini kabul etmese de tüm inanç sistemlerine saygı gösterilmesi gerektiğini düşünürler ve inanç ve fikirlerin farklı farklı olmasını doğal karşılarlar. Çünkü spiritüalistlere göre herkesin gelişim gereksinmeleri bir değildir, dolayısıyla herkesin yürüyeceği yollar farklıdır; zaten dünyadaki insanların hepsi aynı fikirde,aynı görüşte olsaydı ve hiçbir anlaşmazlık olmasaydı ne ruhsal gelişim olanağı olurdu ne de yaşamın tadı kalırdı; herkes robotlardan farksız olurdu. Bu nedenle Neo-spiritüalistler kimseye "kendi yolunuzu bırakın, bizim yolumuza gelin" diye çağrıda bulunmaz.. Reenkarnasyon araştırmalarının özellikleri
Sembolizm'de reenkarnasyon Eski uygarlıklarda ve çeşitli tradisyonlarda ruh göçünün simgelenmesinde şu sembol ve sembolizmlerin kullanıldıkları ileri sürülür: Kuyruğunu ısıran yılan, ağaca dolanmış yılan, kelebek, spiral, feniks, mumya üzerine konulan ankh, kemik, daire, bilgi ağacının ya da hakikat ağacının meyvesinin yenilmesi, yaşam çarkı (Budizm), geyik (Şamanizm), ırmağın karşı kıyısına geçen ak koyunun kara koyuna dönüşmesi (Gal), suyun bir vazodan ötekine aktarılması (eski Yunan). Fakat bu semboller tekanlamlı olmadıklarından, yalnızca ruh göçünü simgelemek üzere kullanılmadıkları, çokanlamlı bu sembollerin farklı bağlamlarda farklı anlamlarda kullanıldıkları belirtilir. (anadolu üniversitesi açıköğretim fakultesi) öğrencisi tarafından düzenlenmiştir.
__________________ |
| | |