![]() | ![]() |
| |||||||
![]() |
| Anahtar Kelimeler: infeksiyonlari, intravaskler, kateter |
|

![]() |
| | Son konular | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| ħąŷąťą Ĩšŷąή ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Nerden: Antalya
Mesajlar: 7.260
Üye No:2
Konular: 4046 Katılım: 70% Devamlılık: 99% Online Süresi: 1 Hafta 4 Gün 15 Saat 32 Dakika 20 Saniye Teşekkür Sayısı: 3.315 1.045 Konuda,3.435 Kez Teşekkür Aldı Rep Puanı: 1632833 Rep: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | İNTRAVASKÜLER KATETER İNFEKSİYONLARI Plastik kateterler, kullan&yacute;lmaya ba&thorn;land&yacute;&eth;&yacute ; 1945 y&yacute;l&yacute;ndan k&yacute;sa bir süre sonra intravenöz tedavide devrim gerçekle&thorn;tirmi&thorn;tir. Kateterler sayesinde hayat&yacute;n idamesini sa&eth;layan intravenöz s&yacute;v&yacute;lar&yacute;n, çe&thorn;itli ilaçlar&yacute;n, damar içi beslenme mayilerinin infüzyonu, kan ve kan ürünlerinin transfüzyonu, yo&eth;un bak&yacute;m ünitelerinde kritik hastalar&yacute;n hemodinamik durumlar&yacute;n&yacute;n izlenmesi gibi modern t&yacute;bb&yacute;n gereksinimi olan bir çok de&eth;i&thorn;ik sa&eth;&yacute;t&yacute;msal ve tan&yacute;sal olana&eth;a kavu&thorn;ulmu&thorn;tur. &Yacute;NTRAVASKÜLER KATETER &Yacute;NFEKS&Yacute;YONLARI Amerika Birle&thorn;ik Devletleri’nde her y&yacute;l hastanelere kabul edilen 20 milyon hastaya (yatan hastalar&yacute;n %50’den fazlas&yacute;na), Avrupada ise %63’üne infüzyon tedavisi uyguland&yacute;&eth;&yacute; bildirilmektedir. &Yacute;ntravasküler kateterlerinde bu kadar yayg&yacute;n ve de&eth;i&thorn;ik amaçl&yacute; kullan&yacute;lmas&yacute; s&yacute;kl&yacute;kla; lokal (filebit, cep infeksiyonu) ya da, mikroorganizmalar&yacute;n kolonize olan kateterden hematojen yolla di&eth;er vücut alanlar&yacute;na yay&yacute;lmas&yacute; sonucunda (septik tromboemboli, endokardit, kan dola&thorn;&yacute;m&yacute; infeksiyonu) sistemik ve metastatik (osteomiyelit, endoftalmit, artirit) ciddi infeksiyöz komplikasyonlara neden olabilmektedir. Örne&eth;in ABD’de her y&yacute;l ortalama 850.000 kateter infeksiyonu ve 50.000 bakteriyemi geli&thorn;ti&eth;i saptanm&yacute;&thorn;t&yacute;r. Yo&eth;un bak&yacute;m ünitelerinde tedavi gören hastalarda geli&thorn;en primer bakteriyemilerin %40’&yacute;ndan kateter uygulamalar&yacute; sorumlu tutulmaktad&yacute;r. EP&Yacute;DEM&Yacute;YOLOJ&Yacute; Hastane infeksiyonlar&yacute; oranlar&yacute;nda oldu&eth;u gibi, nozokomiyal KBKD&Yacute; oranlar&yacute; da; hastanenin büyüklü&eth;ü, klinik veya servisin hizmet niteli&eth;i ve kullan&yacute;lan kateterin cinsine göre de&eth;i&thorn;iklik göstermektedir. YBÜ hastalar&yacute;nda KBKD&Yacute; oranlar&yacute;; respiratuvar YBÜ’de 2.1/1.000 santral kateter günü, yan&yacute;k YBÜ’de ise 30.2/1.000 santral kateter günü (yan&yacute;k YBÜ’de) olarak saptanm&yacute;&thorn;t&yacute;r Buna kar&thorn;&yacute;l&yacute;k santral kateterler d&yacute;&thorn;&yacute;ndaki kateter uygulamalar&yacute;nda (koroner, dahiliye, travma, t&yacute;bbi-cerrahi YBÜ’de) KBKD&Yacute; oranlar&yacute; %0.0-2.0 gibi belirgin &thorn;ekilde dü&thorn;ük bulunmu&thorn;tur &Yacute;ntravasküler kateter kullan&yacute;m&yacute;na ba&eth;l&yacute; infeksiyonlar&yacute;n insidensi ve infeksiyon geli&thorn;ime riskini, kullan&yacute;lan kateterin tipi ve kulan&yacute;m amac&yacute; belirlemektedir. Bu nedenle a&thorn;a&eth;&yacute;da, kateterlerin söz konusu özellikleri ve kateter seçiminde göz önüne al&yacute;nmas&yacute; gereken faktörler konusunda ayr&yacute;nt&yacute;l&yacute; bilgi verilmi&thorn;tir. &Yacute;ntravasküler kateterler; k&yacute;sa süreli (geçici) kateterler ve uzun süreli kateterler olmak üzere iki geni&thorn; kategoride incelenebilir; uzun süreli (indwelling) kateterlerin uygulanmas&yacute; genellikle cerrahi giri&thorn;imi gerektirirken, k&yacute;sa süreli kateterler perkutanöz olarak tatbik edilebilirler. A. K&yacute;sa Süreli Vasküler Giri&thorn;im &Yacute;çin Kullan&yacute;lan Kateterler K&yacute;sa periferik venöz kateterler (PVK): Genellikle ön kol ya da el üzerindeki venlerden uygulanan kateterlerdir. Vasküler giri&thorn;imde en s&yacute;k kullan&yacute;lan kateter tipidir. Kateterizasyon süresinin k&yacute;sal&yacute;&eth;&yacute;n a ba&eth;l&yacute; olarak, k&yacute;sa süreli PVK uygulamalar&yacute;nda KBKD&Yacute; geli&thorn;me oran&yacute; oldukça dü&thorn;üktür Bu tür kateterlerin kullan&yacute;lmas&yacute; s&yacute;ras&yacute;nda en s&yacute;k kar&thorn;&yacute;la&thorn;&yacute ;lan komplikasyon filebittir. PVK’lerde filebit geli&thorn;imi, infeksiyöz olmaktan daha çok fizikokimyasal veya mekanik nedenlere ba&eth;l&yacute;d&yacute;r. K&yacute;sa periferik kateterlerin kullan&yacute;lmas&yacute; s&yacute;ras&yacute;nda filebit geli&thorn;imine katk&yacute;da bulunan baz&yacute; önemli risk faktörleri Tablo-1’de özetlenmi&thorn;tir. Periferik arteriyel kateterler (PAK): S&yacute;kl&yacute;kla YBÜ’de kritik hastalarda intraarteriyel bas&yacute;nc&yacute;n ölçülmesi, arteriyel oksijenizasyon gibi hemodinamik verilerin izlenmesinde kullan&yacute;lmaktad&yacute;r. Periferik venöz kateterlere oranla daha az lokal infeksiyon ve KBKD&Yacute; gibi sitemik komplikasyon geli&thorn;me riski ta&thorn;&yacute;rlar. Bunun nedeninin arteriyel kateterlerdeki yüksek vasküler bas&yacute;nc&yacute;n bakteriyel kolonizasyonu zorla&thorn;t&yacute;rmas&yacute; oldu&eth;u dü&thorn;ünülmektedir. Kateter giri&thorn; bölgesinde önceden inflamasyonun varl&yacute;&eth;&yacute;, kateterizasyon süresinin dört günden uzun olmas&yacute; ve kateterizasyonun “cut-down” giri&thorn;imi ile gerçekle&thorn;tirilmesi PAK’l&yacute; hastalarda kateter infeksiyonu geli&thorn;imine zemin haz&yacute;rlayan faktörlerdir. Periferik venöz kateterlerin aksine, PAK’lar&yacute;n alt ekstremitelere (özellikle femoral bölgeye) uygulanmas&yacute; ile, üst ekstremite bölgesine ya da brakiyal bölgeye uygulanmas&yacute; aras&yacute;nda infeksiyon riski yönünden fark bulunmam&yacute;&thorn;t&yacute;r. Tablo 1. PVK’de infüzyona ba&eth;l&yacute; filebit geli&thorn;iminde rol oynayan risk faktörleri Kateterin yap&yacute;ld&yacute;&eth;&yacute; materyal Kateterin çap&yacute; Kateter giri&thorn; bölgesi Giri&thorn;imi yapan personelin deneyimi Kateterizasyon süresi &Yacute;nfüzyon s&yacute;v&yacute;s&yacute;n&yacut e;n bile&thorn;imi Pansuman&yacute;n de&eth;i&thorn;tirilme s&yacute;kl&yacute;&eth;&yacute; Kateterle ili&thorn;kili infeksiyon Cilt antisepsisi Konakç&yacute; faktörleri Acil serviste giri&thorn;im Orta hat kateterleri (OHK): Periferik ve SVK’ya arternatif ve gittikçe yayg&yacute;n olarak kullan&yacute;lan kateterlerdir. Silikon ya da poliüreten-elastomer hidrojelden yap&yacute;l&yacute;r. Antekubital fossa'dan; proksimal basilik, sefalik ven ya da distal subklaviyen vene yerle&thorn;tirilirler. Hidrojelli kateterlerin ven içine sokulduktan sonra çap&yacute;n&yacute;n ve uzunlu&eth;unun artma özellikleri vard&yacute;r. Ancak bu tür elastomerik hidrojel kateterlere ba&eth;l&yacute; anaflaktoid tipte reaksiyonlar görülebilmektedir. Orta hat kateterlerinde filebit geli&thorn;me riski PVK’den dü&thorn;üktür. Ayr&yacute;ca SVK’lere oranla daha az infeksiyon riski ta&thorn;&yacute;rlar ve daha ucuzdurlar. Orta hat kateterleri kullan&yacute;lan hastalar&yacute;n %4'ünde genellikle koagülaz negatif stafilokok (KNS)’lar&yacute;n kolonize oldu&eth;u saptanm&yacute;&thorn;t&yacute;r. Bu tür kateterlerin iki haftaya kadar güvenli olarak kulan&yacute;labilece&eth;i bildirilmektedir. Tünelsiz santral venöz kateterler: Tünelsiz (perkütan olarak yerle&thorn;tirilen) SVK’ler en s&yacute;k kullan&yacute;lan santral kateter tipidir. Çoklu lümenli SVK'ler özellikle YBÜ hastalar&yacute;nda e&thorn; zamanl&yacute; çe&thorn;itli s&yacute;v&yacute; ve ilaçlar&yacute;n infüzyonunun yan&yacute;s&yacute;ra, hemodinamik fonksiyonlar&yacute;n monitorize edilmelerine de imkan sa&eth;lar. Kateter kullan&yacute;m&yacute;na ba&eth;l&yacute; olarak geli&thorn;en KBKD&Yacute;’n&yacute;n %90'&yacute;ndan SVK’ler sorumlu tutulmaktad&yacute;r. Tak&yacute;lan üç lümenli kateterlerin yar&yacute;s&yacute;nda sadece bir lümenin kullan&yacute;ld&yacute;&eth;&yacu te;n&yacute; göstermi&thorn;tir. Çoklu lümenli SVK’ler, tek lümenli kateterlere oranla daha fazla infeksiyon riski ta&thorn;&yacute;maktad&yacute;r. &Yacute;nfeksiyon geli&thorn;me riski ile hastan&yacute;n altta yatan hastal&yacute;&eth;&yacute; aras&yacute;nda kesin bir ili&thorn;ki gösterilememi&thorn;tir. SVK’nin internal juguler venden tak&yacute;lmas&yacute; durumunda kolonizasyon ya da infeksiyon riskinin subklaviyen vene göre 2.7 kat gibi oldukça anlaml&yacute; oranda yüksek oldu&eth;u bildirilmi&thorn;tir. Santral arteriyel kateterler (SAK): Swanz Ganz kateterleri ve benzeri pulmoner arter kateterlerinde (PAK), SVK’den farkl&yacute; olarak, kateterizasyon i&thorn;lemi teflon bir introduser arac&yacute;l&yacute;&eth;&yacute; ile gerçekle&thorn;tirilir. Yerinde b&yacute;rak&yacute;lma süreleri genellikle üç günü geçmemelidir. Tromboz olu&thorn;umu ve mikrobiyal aderans&yacute; azaltmak amac&yacute;yla ço&eth;unlukla heparin ile kaplanm&yacute;&thorn; kateterlerdir. Uygulamada kateter infeksiyonu ve KBKD&Yacute; geli&thorn;mesi aç&yacute;s&yacute;ndan risk oranlar&yacute; di&eth;er SVK’lerde oldu&eth;u gibidir. Kateterizasyon süresinin uzun tutulmas&yacute;, kateter giri&thorn; bölgesinde kolonizasyon ve introduserlerin (kateterle birlikte ya da tek ba&thorn;&yacute;na) be&thorn; günden uzun süre yerinde b&yacute;rak&yacute;lmas&yacute;, PAK’lar&yacute;n kulan&yacute;m&yacute; s&yacute;ras&yacute;nda infeksiyon geli&thorn;imine katk&yacute;da bulunan ba&thorn;l&yacute;ca risk faktörleridir. Bas&yacute;nç monitörizasyon sistemleri: Arteriyel kateterlerle birlikte kullan&yacute;lan bas&yacute;nç izleme monitörleri (&THORN;ekil 1) gerek endemik, gerekse epidemik nozokomiyal KBKD&Yacute;’ye neden olmaktad&yacute;r. Bas&yacute;nç moniterizasyon sistemlerinin sebep oldu&eth;u ilk salg&yacute;n 1971 y&yacute;l&yacute;nda bildirilmi&thorn;tir ; takiben 26 adet benzer salg&yacute;n rapor edilmi&thorn;tir. Hastalarda mikkroorganizmalar&yacute;n kan dola&thorn;&yacute;m&yacute;na giri&thorn;inde ve kan dola&thorn;&yacute;m&yacute; infeksiyonunun meydana gelmesinde ortak yol; hastan&yacute;n intravasküler kateteri ile bas&yacute;nç izlem ayg&yacute;t&yacute; aras&yacute;ndaki tüplerin içindeki su kolonudur. S&yacute;v&yacute; ile dolu olan bu sistemde bulunan mikroorganizmalar, bas&yacute;nç izleme monitöründen hastaya geçebilece&eth;i gibi, hastadan da bas&yacute;nç izlem monitörüne kontaminasyon gerçekle&thorn;ebilir Periferik olarak yerle&thorn;tirilen santral venöz kateterler (PSVK): Periferik olarak yerle&thorn;tirilen santral venöz kateterler (PSVK) subklaviyen veya juguler ven kateterizasyonuna alternatif olarak kullan&yacute;lmaktad&yacute;r. Bu tür SVK'lerde mekanik komplikasyon (tromboz olu&thorn;mas&yacute;, hemotoraks vd.) &thorn;anss&yacute;zl&yacute;&eth; &yacute; daha azd&yacute;r. Periferik yolla yerle&thorn;tirilen SVK; YBÜ’de, AIDS’liler gibi uzun süreli parenteral tedavi gerektiren hastalarda, total parenteral nutrisyon (TPN) tedavisinin zorunlu oldu&eth;u durumlarda kullan&yacute;lmaktad&yacute;r PSVK'ler di&eth;er tünelsiz kateterlerden de daha az infeksiyon riski ta&thorn;&yacute;r. Bu özellik, k&yacute;smen PSVK’lerin antekubital bölgeye yerle&thorn;tirilmesi ile ili&thorn;kilidir. PSVK’lerin antekubital bölgeye yerle&thorn;tirilmesi, kateterin nazal ve endotrakeal sekresyonlarla temas&yacute;n&yacute; da önlemektedir. PSVK kullan&yacute;lan hastalarda filebit geli&thorn;me &thorn;ans&yacute;zl&yacute;&eth;& amp;yacute;n&yacute; n %2.2-9.7 aras&yacute;nda de&eth;i&thorn;ti&eth;i saptanm&yacute;&thorn;t&yacute;r. Evde ya da hastanede tedavi gören hastalarda ortalama kateterizasyon süresi 10 ile 73 gün aras&yacute;nda bulunmu&thorn;tur. Bu tip kateterler 300 günün üzerindeki bir periyodda da ba&thorn;ar&yacute; ile kulan&yacute;lm&yacute;&thorn;t&ya cute;r. B. Uzun Süreli Vasküler Giri&thorn;im Amac&yacute;yla Kullan&yacute;lan Ayg&yacute;tlar Tünelli santral venöz kateterler: Uzun süreli &Yacute;V tedavi (kemoterapi, evde infüzyon tedavisi, devaml&yacute; ayaktan periton hemodiyalizi vd.) gerektiren hastalarda s&yacute;kl&yacute;kla kullan&yacute;lmaktad&yacute;r. Tünelsiz PSVK’lerin aksine, bu tür kateterlerde ciltten ç&yacute;kan tünelli bir k&yacute;s&yacute;m ve ç&yacute;k&yacute;&thorn; bölgesinin tam iç k&yacute;sm&yacute;nda dakron bir kaf bulunur. Kaf, kateteri çevreleyen dokunun geli&thorn;mesini stümüle ederek, mikrorganizmalar&yacute;n kateter yolu içine girmelerini engeller. Genel olarak tunelli ve tunelsiz kateterler aras&yacute;nda infeksiyon oranlar&yacute; bak&yacute;m&yacute;ndan anlaml&yacute; fark bulunamam&yacute;&thorn;t&yacute;r. Total olarak implante edilebilen intravasküler ayg&yacute;tlar (TID): Total olarak implante edilen cihazlar, cilt alt&yacute; tunelli olmas&yacute;n&yacute;n d&yacute;&thorn;&yacute;nda, subkutanöz bir port veya sa&eth;lam ciltten i&eth;neyle girilen, kendili&eth;inden kapanan bir bölme içerirler. Uzun süreli kullan&yacute;lan intravasküler kateterler aras&yacute;nda KBKD&Yacute; geli&thorn;me riski en dü&thorn;ük olan ayg&yacute;tlard&yacute;r. Dü&thorn;ük KBKD&Yacute; riskinin, mikroorganizmalar&yacute;n cilt alt&yacute;na geçecek aç&yacute;kl&yacute;k bulamamas&yacute; ile ili&thorn;kili oldu&eth;u san&yacute;lmaktad&yacute;r. M&Yacute;KROB&Yacute;YOLOJ&Yacute; Geçen 25 y&yacute;l içerisinde nozokomiyal KBKD&Yacute; etkenlerinin da&eth;&yacute;l&yacute;m&yacute; konusunda önemli de&eth;i&thorn;iklikler olmu&thorn;tur. 1980’li y&yacute;llar&yacute;n ortalar&yacute;ndan itibaren nozokomiyal kateter infeksiyolar&yacute;nda hakim etkenler olan gram negatiflerin yerini gram pozitif bakteriler almaya ba&thorn;lam&yacute;&thorn;t&yacut e;r (Tablo 2). Geçen son 10 y&yacute;l içinde ise H&Yacute; nedenli KBKD&Yacute;’lerinde görülen art&yacute;&thorn;tan, koagülaz negatif stafilokoklar (KNS), Candida türleri, enterokoklar ve Staphylococcus aureus (S.aureus) olmak üzere ba&thorn;l&yacute;ca dört patojen sorumlu tutulmaya ba&thorn;lanm&yacute;&thorn;t&yacu te;r. Söz konusu patojenlerin da&eth;&yacute;l&yacute;m&yacute; ise hastanenin boyutu ve i&thorn;levine (örn. e&eth;itim hastanesi olup, olmamas&yacute[img]images/smilies/wink.gif" border="0" alt="" title="Wink" class="inlineimg" /> ba&eth;l&yacute; olarak de&eth;i&thorn;iklik göstermektedir. Koagulaz-negatif stafilokoklar, özellikle Staphylococcus epidermidis (S.epidermidis), günümüzde kateter infeksiyonlardan en s&yacute;k izole edilen patojen olma özelli&eth;ini korumaktad&yacute;r. 1986-1989 y&yacute;llar&yacute;n&yacute; kapsayan be&thorn; y&yacute;ll&yacute;k dönemde bildirilen tüm nazokomiyal KBKD&Yacute;’lar&yacute;n&yacute;n %28’inde etken olarak KNS’lar soyutlanm&yacute;&thorn;t&yacute;r. Kateter infeksiyonlar&yacute;nda KNS’lerin primer patojen olarak yer almas&yacute;nda; (i) prostetik ve uzun süreli (örn. intravasküler) katerlerlerin kullan&yacute;m&yacute;n&yacute;n yayg&yacute;nla&thorn;mas&yacute; , (ii) dü&thorn;ük do&eth;um kilolu yenido&eth;anlar&yacute;n ya&thorn;am sürelerinin uzamas&yacute; ve bu hastalarda &Yacute;V lipid solüsyonlar&yacute;n&yacute;n yayg&yacute;n olarak kullan&yacute;lmas&yacute;; ve (iii) daha önceden bilinenin aksine KNS'lar&yacute;n zarars&yacute;z patojen olmaktan çok gerçek nozokomiyal patojen olduklar&yacute;n&yacute;n fark&yacute;na var&yacute;lmas&yacute; gibi, çe&thorn;itli faktörlerin katk&yacute;s&yacute;n&yacute;n oldu&eth;u bildirilmektedir. KNS’lerin prevalans&yacute;n&yacute;n yüksek olmas&yacute;, kateter infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n ço&eth;unun sa&eth;l&yacute;k personelinin ellerinden ya da hastan&yacute;n kendi cilt floras&yacute;n&yacute;ndan kaynakland&yacute;&eth;&yacute;n&y acute; göstermektedir. Kateterle ili&thorn;kili KBKD&Yacute;’de ikinci s&yacute;kl&yacute;kta etken, S.aureus‘tur ve tüm nazokomiyal KBKD&Yacute; olgular&yacute;n&yacute;n ortalama %16's&yacute;ndan sorumlu tutulmaktad&yacute;r. Enterokoklar, nozokomiyal KBKD&Yacute;’lar&yacute;n&yacute;n yakla&thorn;&yacute;k olarak %8’inden sorumlu tutulmaktad&yacute;r. Enterokoklara ba&eth;l&yacute; kateter infeksiyonlar&yacute;nda en önemli sorunlar&yacute;dan biri de günümüzde vankomisine dirençli enterokoklar&yacute;n (VRE) oran&yacute;n&yacute;n h&yacute;zla yükselmesidir. Enterokokal KBKD&Yacute;’nin as&yacute;l kayna&eth;&yacute;, hastan&yacute;n endojen floras&yacute; olmakla birlikte, VRE'lerin; sa&eth;l&yacute;k çal&yacute;&thorn;anlar&yacute;n&y acute;n elleri, hasta bak&yacute;m cihazlar&yacute; ve etkenle kontamine çevresel kaynaklar arac&yacute;l&yacute;&eth;&yacute; ile de bula&thorn;mas&yacute; mümkündür. Tablo-2. Kateter infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n mikrobiyojisi MikroorganizmaUzun süreli SVK (%)K&yacute;sa süreli SVK ve pulmoner kateter (%)Uzun süreli kateterler, nötropenik hastalarda TID veya kateterler (%) Gram pozitif patojenler • CNS • S.aureus • Enterokoklar • Gram pozitif basiller • Di&eth;erleri60-80 40-60 20-30 5-10 <1 <140-60 30-50 5-15 5-10 1-3 1-360-80 40-60 3-5 5-10 5-10 0-5 Gram negatif patojenler • Serratia spp. • Acinetobacter spp. • Enterobacter spp. • P.aeruginosa • E. coli • Klebsiella spp. • Di&eth;erleri15-25 5-10 1-5 5-10 - - 1-5 5-10 0-530-40 5-15 3-5 5-10 1-5 - 1-5 5-10 5-1020-30 5-10 0-5 0-5 0-3 - 0-3 0-3 0-5 Mycobacteria spp.<1<11-5 Fungi • Candida spp. • Malassezia furfur • Küf 5-10 5-10 <1 <1- 3-5 <1 <110-30 10-20 0-1 0-5 Fungal etkenlerde nozokomiyal KBKD&Yacute; etkeni olarak gittikçe artan s&yacute;kl&yacute;kta izole edilmektedir. Geçen 10 y&yacute;ll&yacute;k süre içinde fungal KBKD&Yacute; oran&yacute; yakla&thorn;&yacute;k olarak be&thorn; kat art&yacute;&thorn; göstermi&thorn;tir.Fungal patojenlerin tüm nazokomiyal KD&Yacute;’leri aras&yacute;ndaki oran&yacute;n&yacute;n da yakla&thorn;&yacute;k olarak iki kat (%5.4'ten %9.9'a) artt&yacute;&eth;&yacute; bildirilmektedir. Candida türleri, özellikle de Candida albicans, fungal nedenli nozokomiyal KBKD&Yacute;’lerinin %75'ten fazlas&yacute;ndan sorumlu tutulmaktad&yacute;r. Kandidemi geli&thorn;en hastalarda infeksiyon kayna&eth;&yacute; genellikle kolonize hastalar&yacute;n endojen floras&yacute;d&yacute;r. PATOGENEZ Kateter infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n patogenezi oldukça komplekstir ve birden çok etmen patogenezde rol oynar (&THORN;ekil 2). Kateter infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n büyük bir bölümü, deride bulunan mikroorganizmalar&yacute;n; kateter giri&thorn; yerinden kutanöz kateter kanal&yacute;na göç etmesi ile, sonuçta kateter ucunun kolonize olmas&yacute;na ba&eth;l&yacute; olarak geli&thorn;ir. Uzun süreli kateterizasyon uygulamalar&yacute;nda ise lümen içi kateter infeksiyonu geli&thorn;mesinden “hub” kontaminasyonu sorumlu tutulmaktad&yacute;r. Kateterizasyon süresi ile infeksiyon geli&thorn;mesi aras&yacute;ndaki ili&thorn;ki elektron mikroskopik olarak ara&thorn;t&yacute;r&yacute;lm&yac ute;&thorn;; infeksiyon geli&thorn;me nedeninin uzun süreli (30 günü a&thorn;an) kateter uygulamalar&yacute;nda daha çok hub kontaminasyonuna, k&yacute;sa süreli (<10 gün) kateter uygulamalar&yacute;nda ise deriden kontaminasyonun etkin mekanizma oldu&eth;u saptanm&yacute;&thorn;t&yacute;r. Çok daha dü&thorn;ük s&yacute;kl&yacute;kta kateter ucunun uzak bir infeksiyon oda&eth;&yacute;ndan kontamine olmas&yacute; ya da kontamine mayilerin infüzyonu sonucunda da kateter infeksiyonu geli&thorn;ebilmesi mümküdür. Kateter infeksiyonunlar&yacute;n&yacute;n patogenezinde rol oynayan di&eth;er iki önemli faktör ise; kateterin yap&yacute;ld&yacute;&eth;&yacute; materyal ve infeksiyon etkeni mikroorganizman&yacute;n özellikleridir. Polivinil klorid veya polietilen kateterlerin daha yeni; teflon, silikon elastomer ya da poliüretan kateterlere göre mikroorganizmalar&yacute;n kateter duvar&yacute;na aderans&yacute;na kar&thorn;&yacute; daha dü&thorn;ük direnç gösterdiklerini ortaya koymu&thorn;tur. Kateter iç yüzeyinin düzensiz olmas&yacute; da baz&yacute; mikroorganizmalar&yacute;n (örn. KNS, Acinetobacter calcoaceticus, P.aeruginosa) mikrobiyal aderans&yacute;n&yacute; kolayla&thorn;t&yacute;rarak, infeksyon geli&thorn;imine katk&yacute;da bulunmaktad&yacute;r. Trombojenik özellik ta&thorn;&yacute;yan kateter materyalleri de kolonizasyon ve kateter infeksiyonu geli&thorn;imine zemin haz&yacute;rlamaktad&yacute;r. Kateter infeksiyonlar&yacute;nda etken mikroorganizman&yacute;n aderans özelikleri de infeksiyon geli&thorn;imini belirleyici bir unsur olmaktad&yacute;r. Örne&eth;in S.aureus s&yacute;kl&yacute;kla kateter üzerinde bulunan bir konakç&yacute; proteini olan fibronektine yap&yacute;&thorn;ma özelli&eth;i sayesinde kateterlere daha kolay yap&yacute;&thorn;maktad&yacute;r. Benzer &thorn;ekilde kateter infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n s&yacute;k etkenlerinden biri olan KNS’lar polimer yüzeylere E.coli ve S.aureus’tan daha kolay yap&yacute;&thorn;ma özelli&eth;ine sahiptir. Kateter varl&yacute;&eth;&yacute;nda, baz&yacute; KNS su&thorn;lar&yacute; ürettikleri ”slime” olarak da adland&yacute;r&yacute;lan ekstrasellüler bir polisakkarid sayesinde PNL’lerin fagositozundan, dolay&yacute;s&yacute;yla konak defans mekanizmalar&yacute;ndan ve antimikrobiyallerin etkilerinden korunmalar&yacute; mümkündür. KATETER &Yacute;NFEKS&Yacute;YONU TANIMLARI VE TANI YÖNTEMLER&Yacute; Kateter infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n, özellikle de KBKD&Yacute;’lerinin tan&yacute;s&yacute; oldukça güçtür. Klinik tan&yacute;da kullan&yacute;lan tan&yacute;mlamalar (Tablo 3), surveyans yöntemine ve ara&thorn;t&yacute;rman&yacute;n amac&yacute;na göre de&eth;i&thorn;iklikler gösterebilmektedir. Kateter infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n tan&yacute;mlanmas&yacute;nda de&eth;i&thorn;ik surveyans yöntemlerinin kullan&yacute;lmas&yacute; ise, elde edilen verilerin di&eth;er çal&yacute;&thorn;malar&yacute;n verileri ile kar&thorn;&yacute;la&thorn;t&yacut e;rmas&yacute;n& yacute; zorla&thorn;t&yacute;rmaktad&yacute;r. Kateter infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n tan&yacute;s&yacute; genellikle klinik veya laboratuvar bulgular&yacute; esas olarak konulmakla birlikte, her ikisinin de önemli tan&yacute;sal k&yacute;s&yacute;tl&yacute;l&yacu te;klar&yacute ; bulunmaktad&yacute;r. Laboratuvarlarda kateter kültürü için semikantitatif ve kantitatif yöntemlerin kullan&yacute;lmaya ba&thorn;lanmas&yacute; ile birlikte, kateter infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n tan&yacute;s&yacute;nda önemli ilerlemeler sa&eth;lam&yacute;&thorn;t&yacute; r. Semikantitatif ve kantitatif kültür yöntemleri, özellikle kateter kültüründe klinik önemi olmad&yacute;&eth;&yacute; dü&thorn;ünülen bir mikroorganizma izole edildi&eth;i durumlarda; söz konusu mikroorganizman&yacute;n gerçek infeksiyon etkeni olup olmad&yacute;&eth;&yacute;n&yacute ;n belirlenmesinde geleneksel kültür yöntemlerine oranla çok daha duyarl&yacute; sonuçlar vermektedir. Kültür metotlar&yacute;n&yacute;n prediktif de&eth;erleri; kateterin tip ve lokalizasyonu, kullan&yacute;lan kültür yöntemi ve kateter kolonizasyonunun kayna&eth;&yacute;na ba&eth;l&yacute; olarak de&eth;i&thorn;iklik göstermektedir. Örne&eth;in, derinin primer infeksiyon kayna&eth;&yacute; oldu&eth;unun tahmin edilmesi durumunda kateterin d&yacute;&thorn; yüzeyinden kültür yap&yacute;lmas&yacute; tercih edilebilir. Aksine, hub kontaminsyonunun kolonizasyona neden oldu&eth;u dü&thorn;ünülüyorsa, iyi sonuç al&yacute;nabilmesi için kateterin iç ve d&yacute;&thorn; yüzünden kültür yap&yacute;lmal&yacute;d&yacute;r. Tablo 3. Kateterle ili&thorn;kili infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n tan&yacute;mlar&yacute; Kolonize kateter: Hastada e&thorn;lik eden klinik semptom olmaks&yacute;z&yacute;n proksimal veya distal kateter segmentinin semikantitatif kültürlerde ³15 CFU veya kantitatif kültürlerde ³103 mikroorganizma izole edilmesidir. D&yacute;&thorn;-yüz infeksiyonu: Kateterin ç&yacute;k&yacute;&thorn; bölgesi derisinde 2 cm içeriden itibaren; eritem, gerginlik, endürasyon veya pürülan ak&yacute;nt&yacute; saptanmas&yacute;d&yacute;r. Cep infeksiyonu: Total olarak implante edilen ayg&yacute;t&yacute;n haznesininn üzerindeki deride eritem ve nekroz veya haznenin yerle&thorn;tirildi&eth;i derialt&yacute; cepte pürülan eksuda saptanmas&yacute;d&yacute;r. Tünel infeksiyonu: Kateteri çevreleyen doku içinde ve giri&thorn; yerinden 2 cm’den daha uzak bölgede eritem, gerginlik ve indurasyon saptanmas&yacute;d&yacute;r. Katetere ba&eth;l&yacute; kan dola&thorn;&yacute;m&yacute; infeksiyonu (KB-KD&Yacute[img]images/smilies/wink.gif" border="0" alt="" title="Wink" class="inlineimg" />: Kan dola&thorn;&yacute;m&yacute; infeksiyonu ile uyumlu klinik semptomlar&yacute; bulunan ve infeksiyona ait belirgin bir kaynak saptanamayan hastaya ait kateterin bir segmentinden ve kandan (tercihen venden al&yacute;nm&yacute;&thorn[img]images/smilies/wink.gif" border="0" alt="" title="Wink" class="inlineimg" /> yap&yacute;lan semikantitatif veya kantitatif kültürlerde benzer (identik tür veya antibiyogram) organizman&yacute;n izolasyonudur. Laboratuvar olarak konfirme edilemeyen bir hastada, kateterin ç&yacute;kar&yacute;lmas&yacute; ile semptomlarda gerileme KB-KD&Yacute;'nin indirekt kan&yacute;t&yacute; olarak kabul edilebilir. &Yacute;nfüzyona ba&eth;l&yacute; kan dola&thorn;&yacute;m&yacute; infeksiyonu: Belirli ba&thorn;ka bir infeksiyon kayna&eth;&yacute; olmaks&yacute;z&yacute;n infuzyon mayilerinden ve de&eth;i&thorn;ik perkütan hemokültürlerden benzer organizmlar&yacute;n izolasyonudur. K&yacute;sa Süreli Kateterle &Yacute;li&thorn;kili &Yacute;nfeksiyonlar Kateter infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n mikrobiyolojik tan&yacute;s&yacute;nda en yayg&yacute;n kullan&yacute;lan kültür yöntemi, plakta döndürme metodudur. Kateterin proksimal veya distal segmentinden yap&yacute;lan semikantitatif kültürlerde, ³15 CFU bakteri izole edilmesi ve kateter bölgesinde inflamasyonun bulunmamas&yacute; durumu “kateter kolonizasyonu”; buna kar&thorn;&yacute;l&yacute;k kateter bölgesinde eritem, &yacute;s&yacute; art&yacute;&thorn;&yacute;, &thorn;i&thorn;lik veya gerginlik gibi inflamasyon bulgular&yacute;n&yacute;n varl&yacute;&eth;&yacute;nda yine semikantitatif kültürlerde ³15 CFU bakteri soyutlanmas&yacute; ise “lokal kateter infeksiyonunun” göstergesi olarak kabul edilmektedir. Kateter infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n tan&yacute;s&yacute;nda Gram boyama yöntemi, semikantitatif kültür yöntemine yard&yacute;mc&yacute;, h&yacute;zl&yacute; bir yöntem olarak kullan&yacute;lm&yacute;&thorn;, ancak günlük rutin uygulamalar için pratik bulunmam&yacute;&thorn;t&yacute;r Kateter infeksiyonlar&yacute;n&yacute;n tan&yacute;s&yacute;nda en duyarl&yacute; yöntem, kantitatif kültürdür. Kantitatif kültür için kateter segmenti önce ya buyyon ile y&yacute;kan&yacute;r ve daha sonra buyyon içine dald&yacute;r&yacute;l&yacute;r, buyyondan kantitatif kültür yap&yacute;l&yacute;r. Kateter yerinde inflamasyon bulgusu olmadan proksimal ya da distal kateter segmentinin kantitatif kültüründe ³ 103 CFU üreme saptanmas&yacute; kolonizasyonun göstergesi; inflamasyon bulgular&yacute;n&yacute;n (eritem, &yacute;s&yacute; art&yacute;&thorn;&yacute;, &thorn;i&thorn;lik ve hassasiyet vd.) varl&yacute;&eth;&yacute;nda ³ 103 CFU üreme tespit edilmesi durumunda ise lokal kateter infeksiyonu tan&yacute;s&yacute; konur. Kateter infeksiyonlar&yacute; ve KBKD&Yacute; tan&yacute;s&yacute;nda kullan&yacute;lan tekniklerin duyarl&yacute;l&yacute;k ve seçicilik yönlerinden kar&thorn;&yacute;la&thorn;t&yacut e;r&yacute;lmas& yacute; Tablo-4’te gösterilmi&thorn;tir. Tablo 4. Kateter infeksiyonlar&yacute; ve KBKD&Yacute; tan&yacute;s&yacute;nda kullan&yacute;lan mikrobiyolojik yöntemlerin kar&thorn;&yacute;la&thorn;t&yacut e;r&yacute;lmas& yacute; Kateter Segment KültürüKantitatif Kan Kültürü NonkantitatifSemikantitatifKantitatifKateterdenKat eter ve vendenDirekt boyama Duyarl&yacute;k Özgüllük%95 %75 %85 %87 %94 %92 %81 %97 %78 %93 %87 %88 Tüm semikantitatif ve kantitatif kateter kültür yöntemlerinin uygulanabilmesi için infeksiyon etkeni olduğu düşünülen kateterin çıkarılması gerekir. Bununla birlikte, venöz girişim bölgelerinde kateterin kılavuz tel üzerinden çıkarılarak korunması mümkündür. >> Devam Kateterin çıkarılmasından sonra distal ve proksimal kateter parçalarından semikantitatif kültür yapılır. Kültürün negatif olması durumunda, yerinde bırakılan kılavuz tel üzerinden kateter yeniden yerine takılabilir. Şayet kılavuz tel üzerinden çıkarılan kateterin kültüründe kolonizasyon veya infeksiyonu düşündürecek üreme saptanırsa, başka bir bölgeye yeni bir kateterin takılması gerekir. Damar yolu açma imkanı sınırlı olan veya kateterin çıkarılması arzu edilmeyen hastalarda; KBKDİ tanısı amacıyla kantitatif hemokültür yöntemleri kullanılır. Bu teknikte; biri kateter yoluyla, diğeri periferik venden alınan çift hemokültür örneği kullanılır. Kateter kanı ile periferik venden alınan kan örneklerinin karşılaştırılmasında; kateterden alınan kan örneğindeki üremedeki koloni sayısı, periferik venden alınan kan kültürünün koloni sayımına oranla beş ile 10 kattan daha fazla üreme saptanması KBKDİ’yi düşündürür. Uzun Süreli Kateterle İlişki İnfeksiyonlar Uzun süreli kateterlerin kullanımı sırasında; kateter çıkış bölgesi, tünel ya da cep infeksiyonu gibi lokal komplikasyonlar gelişebilir. Bu tür kateterlerin özellikle damar içinde bulunan bölümüne ait infeksiyonun klinik tanısının konması güçtür. Bu nedenle söz konusu infeksiyonlarda laboratuvar tanı önem kazanır. Uzun süreli vasküler kateter infeksiyonlarının tanısında plakta-döndürme yönteminin geçerliliği tam olarak değerlendirilmemiş olmakla birlikte, kateter parçasının semikantitatif kültüründe ³ 105 CFU bakteri soyutlanması, kolonizasyon tanısının konmasında yardımcı olabilir. Kolonize olmuş bir kateterin damar içindeki segmentinden kaynaklanan KBKDİ’de, kantitatif kateter kültüründen elde edilen bakteri konsantrasyonunun, periferik venöz kandan yapılan hemokültürde üreyen bakteri konsantrasyonundan 10 kat veya daha fazla olması durumunda kateter infeksiyonu tanısı konabilir . Kateterle İlişkili Kan Dolaşımı İnfeksiyonu Kateterle ilişkili kan dolaşımı infeksiyonu; klinik semptomları kan dolaşımı infeksyonu ile uyumlu olan ve başka bir infeksiyon kaynağı saptanamayan bir hastada, kateter segmentinden ve tercihen periferik kandan yapılan semikantitatif veya kantitatif kültürlerde aynı mikroorganizmanın soyutlanmasını gerektiren ve tanımlanması en güç olan kateter infeksiyonudur. Laboratuvar olarak konfirme edilmese bile KBKDİ’ye neden olduğu düşünülen kateterin çıkarılmasından sonra hastanının durumunda düzelme olması da KBKDİ’nin indirekt kanıtı olarak kabul edilmektedir. KATETER İNFEKSİYONLARININ ÖNLENME STRATEJİLERİ Günümüzde el yıkama ve kateter girişimi sırasında aseptik tekniklerin uygulanmasına mutlak şekilde riayet edilmesi, katetere bağlı infeksiyonların önlenmesinde en önemli unsur olarak ortaya çıkmaktadır. 1. Kateter giriş yeri Kateter giriş yerinin belirlenmesinde hastaya ait faktörler (önceden kateter varlığı, anotomik deformite, kanama diyatezi), mekanik komplikasyonların (kanama, pnömotoraks vd.) gelişme riski gibi çeşitli faktörlerin değerlendirilmesi gerekir. Kateterin yerleştirildiği bölge; kateter infeksiyonunun gelişmesini belirleyen önemli bir faktördür. Periferik venöz kateterlerin alt ekstremiteye yerleştirilmesi, üst ekstremiteye nazaran daha yüksek oranda filebit gelişme riski taşır. Ayrıca üst ekstremite bölgeleri de filebit gelişme riski yönünden farklılık gösterir. Erişkinlerde, el venlerine yapılan girişimlerde, üst kol veya dirsek bölgesi girişimlerine göre daha az filebit gelişme olasılığı vardır. Santral venöz kateter uygulamalarında subklaviyen vene yapılan girşimlerde juguler ya da femoral vene yapılan girişimlere oranla daha düşük infeksiyon gelişme riski vardır. 2. Kateter materyalinin tipi Patogenez bölümünde de belirtildiği gibi, teflon veya poliüretan kateterler kullanıldığında polivinil klorid ya da polietilen kateterlere nazaran daha az komplikasyonla karşılaşılmaktadır. Periferik venöz girişimler için sentetik kateterlere alternatif olarak çelik iğneler kullanılmıştır. Çelik iğneler; sıklıkla IV sıvıların ciltaltı dokuya infiltrasyonune sebep olmakta, infüzyonda kullanılanılan sıvının yakıcı nitelikte olması durumunda ise ciddi komplikasyonlara neden olabilmektedir. 3. Kateter girişimi sırasında bariyer önlemleri Genellikle girişim öncesinde yeterli el yıkama ve aseptik tekniklere uyulması, periferik kateterlerin uygulanması sırasında infeksiyona karşı yeterli korunma sağlamaktadır. Son zamanlara kadar santral venöz kateter uygulamasının operasyon odasında yapılmasının, girişimin muayene odasında ya da hasta koğuşunda yapılmasına oranla daha az infeksiyon riski taşıdığı sanılmıştır. Ancak, yapılan iki geniş serili araştırmada, bu tür girişimlerde infeksiyon riskinin azalmasında çevresel ortamların sterili olmasından daha çok, kateterin uygulanması sırasında bariyer önlemlerine verilen önemin derecesinin etkili olduğu saptanmıştır. Benzer şekilde operasyon odasında yeterli önlemlerin alınmadığı şartlarda; hasta odasında eldiven, maske takılması, operasyon bölgesinde geniş delikli kapama kullanılması gibi maksimal önlemlerin alındığı uygulamalara oranla daha sık kolonizasyona neden olduğu gösterilmiştir. 4. Kateter, uygulama seti ve intravenöz sıvıların değiştirilmesi İntravenöz kateterlerin değiştirilmesi: Rutin ya da bir program dahilinde intravenöz kateterlerin değiştirilmesi, katetere bağlı filebit ve diğer infeksiyonların önlenmesinde kabul görmüş bir yöntemdir. Kısa süreli periferik venöz kateterlerin 72 saatten daha uzun bir süre yerinde bırakılması durumunda periferik trombofilebit ve bakteriyel kolonizasyon riski anlamlı şekilde artmaktadır. Filebit ve kateter kolanizasyonunun katetere bağlı infeksiyon riskini arttırması nedeniyle, filebit gelişiminin önlenmesi için kısa süreli periferik kateterlerin 48-72 saatte bir değiştirilmesi önerilmektedir. Santral venöz kateterlerin bakımı ve değiştirilme sıklığına karar verilmesi oldukça karmaşık bir konudur. Bazı otörler kateterizasyon süresinin infeksiyon gelişme riskini arttırdığını ve belirli periyodlarla kateterin değiştirilmesinin infeksiyon gelişme riskini düşürdüğünü desteklemiştir. Bazı otörler ise, günlük infeksiyon riskinin sabit kalması verisinden hareketle; klinik bir endikasyon olmadan kateterin değiştirilmesinin kateter kolonizasyonu ve KBKDİ gelişme oranı üzerine olumlu bir etkisinin olmadığı görüşünü savunmaktadırlar. Kılavuz tel aracılığı ile kateter değiştirilmesine bağlı infeksiyon gelişme riskleri hakkında yapılan çalışmalarda değişik sonuçlar alınmış olmakla birlikte; birçok araştırıcı kılavuz tel yardımlı kateter değiştirilmesi sonrasında infeksiyon gelişmesi durumunda kateterin çıkarılmasını önermektedir. İntravenöz kateter setlerinin değiştirilmesi: İntravenöz kateter setlerinin değiştirilme intervalinin 72 saat veya daha uzun tutulmasının, güvenli olması dışında maliyeti de düşürdüğü gösterilmiştir. Kan, kan ürünleri veya lipid emülsiyonları gibi bazı mayilerin diğer intravenöz sıvılara göre kontamine olmaları durumunda mikrobiyal üremeyi kolaylaştırmaları nedeniyle, bu tür mayilerin infüzyonlarında kateter setlerinin daha sık değiştirilmesi gerekebilmektedir. İlaçların injeksiyonu, İV sıvıların verilmesi ya da kan örneklerinin alınması amacıyla kullanılan valflerde mikroorganizmalar için vasküler kateter veya IV mayilere giriş yolu oluşturabilir. Valf kontaminasyonu yaygın (birçok serilerde %45-50) olmasına karşın, bu yolla kontaminasyonun, intravasküler kateter ve İV sıvıların kontaminasyonu üzerine olan oransal katkısı açık değildir. Çok az araştırmada valfte kolonize olan mikroorganizmanın kateter infeksiyonunun etkeni olduğu gösterilebilmiştir. İntravenöz sıvıların değiştirilmesi: Kullanım sırasında TPN sıvıları da dahil olmak üzere İV sıvıların kontamine olma oranları %0.5-2.4 arasında bulunmuştur. Bununla birlikte, kontamine sıvılardan izole edilen mikroorganizmaların koloni sayımları oldukça düşük (ortalama <10 CFU/ml) olarak saptandığı gibi, hiçbir hastada izole edilen miroorganizmalara bağlı olarak KBKDİ gelişmediği gözlenmiştir. Kullanım sırasında IV sıvılarının kontaminasyon oranları SVK (%1.5) ve TPN kateterlerinde (%3.6), PVK’lere (%0.6) göre yüksek bulunmuştur. Lipid içermeyen TPN solüsyonlarında kontaminasyon oranı da düşük bulunmuş ve bu solüsyonların kullanımına bağlı KBKDİ saptanmamıştır. 5. Kateter Bölgesi Bakımı Cilt antiseptikleri ve antimikrobiyal pomatlar: Kateter infeksiyonlarından korunma konusunda alınabilecek en etkin önlemlerden birisi de cilt temizliği veya antisepsisi kurallarına yeterince özen gösterilmesidir. Günümüzde kateter uygulamalarından önce cilt antisepsisi sağlamak amacıyla genellikle; %2’lik klorheksidin solüsyonu, %10 povidon-iyot veya %70’lik alkol kullanılmaktadır. Santral venöz kateter infeksiyonlarının önlenmesinde %2’lik klorheksidin solüsyonu, %10 povidon-iyot ve %70’lik alkolden daha etkin bulunmuştur. Antimikrobiyal pomadların, kateter uygulaması veya pansumanların değiştirilmesi sırasında kullanılmasının kateter infeksiyonu riskini azalttığı konusu da bugün için tartışmalıdır. Lokal etkili bir antistafilokokal olan ve stafilokok burun taşıyıcılarında etkenin eradikasyonu amacıyla sıklıkla kullanılan mupirosin; kalp cerrahisi hastalarında juguler kateterzasyon uygulanması sırasında %2.5’luk teintürdiyot ile birlikte kullanıldığında, kolonizasyonu azaltmaktadır. Kateter bölgesi pansuman uygulamaları: Günümüzde kateter giriş bölgesinin kontaminasyonunun önlenmesi amacıyla transparan, yarı geçirgen veya poliüretandan imal edilmiş çeşitli pansuman materyalleri kullanılmaktadır. Santral venöz kateter uygulamalarında transparan pansuman materyallerinin kullanılması ile değişik sonuçlar alınmıştır. Örneğin kısa süreli kullanılan tünelsiz kateterlerde, kateter ucu kolonizasyonunda anlamlı derecede artma gözlemlenirken, KBKDİ insidansında artış saptanmamıştır 6. Kateter içi filtreler Filtreli kateterlerin infüzyona bağlı filebit gelişimini önlediği ileri sürülmektedir. Ancak bu tür filtrelerin intravasküler kateterler ve infüzyon sistemlerinde etkinliğini gösteren kesin veriler yoktur. 7. Antibiyotik/antiseptik kaplanmış kateterler: Antibiyotik veya antiseptikle kaplanmış katetelerin; kateter üzerinde ve özellikle de hub bölgesinde, bakteriyel aderans ve biyofilm oluşumunu engellenmek suretiyle kolonizasyon ve infeksiyon gelişimini önlediği gösterilmiştir. Santral venöz kateterlerin dışı ve iç lümen yüzeyleri tam uzunlukta sefazoline batırıldığında; kateter kolonizasyonununda, normal SVK’lere göre yedi kata varan azalma saptanırken, kateter bölgesi inflamasyonu (örn. kateter giriş bölgesinde kültür negatif inflamasyon) oranında herhangi bir farklılık gözlenmemiştir . 8. İntravenöz tedavi personeli Damar içi kateterlerin uygulanması ve bakımının deneyimsiz personel tarafından yapılmasının kateter kolonizasyon oranını, dolayısıyla infeksiyon riskini arttırdığı saptanmıştır. Batı ülkeleri hastanelerinin bir çoğunda “infüzyon tedavi ekipleri” kurulmuştur. Kateter uygulamalarında eğitimli personel kullanılması ve bu personele sorumluluk verilmesi durumunda katetere bağlı infeksiyon oranları ve beraberinde toplam hasta maliyetlerinin düştüğü gösterilmiştir. 9. Profilaktik antimikrobiyal kullanımı Kateter infeksiyonu insidansının düşürülebilmesi amacıyla profilaktik antibiyotik kullanımının etkinliği tartışmalıdır 10. Flush solüsyonları, antikoagülanlar ve diğer katkı maddeleri Kateter uygulaması sırasında flush solüsyonları, infeksiyondan çok tromboz gelişiminin önlenmesine yönelik olarak kullanılmaktadır. Kateter üzerinde bulunan trombüs ve fibrin artıkları; özellikle de uzun süreli kateterlerde mikrobiyal kolonizasyon için uygun zemin hazırlayarak kateter infeksiyonu gelişiminde rol oynarlar. Bu nedenle heparin ve trombolitik ilaçlar vd. gibi antikoagülan ajanların KBKDİ’nin önlenmesinde rolü olduğu kabul edilmektedir. TOTAL PARENTERAL NUTRİSYONA BAĞLI İV KATETER İNFEKSİYONLARI Total parenteral nutrüsyon tedavisi gören hastalarda en önemli komplikasyonlardan birisi de KBKDİ’dir. Total parenteral nutrisyonal tedavi amacı ile kullanılan solüsyonlar sıklıkla; şeker, amino asit ve lipid emülsiyonları içerdiklerinden, mikrobiyal üremeyi destekleme açısından, serum fizyolojik gibi konvansiyonel İV mayilere oranla daha büyük risk taşırlar. TPN tedavisine bağlı kateter infeksiyonlarında en sık izole edilen etken olan KNS’nin, lipid içermeyen TNP solüsyonlarında üremeleri zayıf olduğu gösterilmiştir. TPN sıvılarının mikrobiyal üreme üzerine olan potansiyel etkilerine karşın bu yolla kontaminasyon nadirdir. Aksine, bu yolla kontaminasyon daha sık olarak kateterden kaynaklanır. Mikrobiyoloji: Diğer kateter infeksiyonları gibidir. Özellikle KNS’ler ve S.aureus gibi gram pozitif koklar etiyolojiden en sık sorumlu olan mikroorganizmalardır. TPN tedavisi gören hastalarda; fungal ajanlara, özellikle de Candida türlerine bağlı olarak gelişen KBKDİ’lere anlamlı şekilde daha sık rastlanır. Risk faktörleri: Total parenteral nutrüsyon tedavisi sırasında kateter bölgesi kolonizasyonu ve infeksiyon gelişiminde; uygulama yöntemi ve yeri, kateteri uygalayan kişinin deneyimi, kateterin TPN dışında başka amaçlarla kullanılması ve infüzyon sistemlerinin bakımı için hazırlanmış protokollere uyulmaması, üç lümenli kateterlerin kullanılması gibi çeşitli risk faktörlerin katkısı olduğu gösterilmiştir. Korunma önlemleri: Diğer KBİ’lerin önlemesine yönelik önlemeler TPN tedavisi gören hastalar için de geçerlidir. EK:İNTRAVASKÜLER KATETERLERİN DEĞİŞTİRLMESİ, KATETER BÖLGESİ PANSUMANI, UYGULAMA SETLERİ VE PARENTERAL MAYİLER KONUSUNDA ÖNERİLERİN ÖZETİ Kateterin cinsiDeğiştirilme/YenilenmeKateter bölgesi Materyalinin değiştirilmesiİnfüzyon setleririnin değiştirilmesi Parenteral sıvıların takılı kalma süresi Periferik venöz kateterler Orta hat kateterleriErişkinlerde; kateter ve yeri her 48-72 saatte bir değistirilmelidir. Acil durumlarda takılan kateter çıkarılmalı ve 24 saat içinde başka bir bölgeye yeni bir kateter takılmalıdır. Erişkinlerde; heparin valfleri 96 saatte bir yenilenmelidir. Kateterin değiştirilme sıklığı konusunda öneri yoktur. Kateter çıkarılırken, yeni kateter takılırken ya da kirlendiği veya ıslandığı durumlarda değiştirilmelidir. Terleyen hastalarda pansuman materyali daha sık aralıklarla değiştirilmelidir. Kateter bölgesi pansuman materyalinin değiştirilme sıklığı konusunda öneri yoktur. Klinik endikasyon olmadıkca piggyback tüpü ve valfler dahil olmak üzere infüzyon setleri 72 saatten az aralıklarla değiştirilmemelidir. Kan, kan ürünleri veya lipid emülsiyon infüzyonu uygulanıyora, infüzyonun başlamasını takip eden 24 saat içinde setler değiştirilmelidir. Kan, kan ürünleri veya lipid emülsiyon infüzyonu uygulanıyora, infüzyonun başlamasını takip eden 24 saat içinde setler değiştirilmelidir.Lipid içermeyen parenteral beslenme sıvılarıda dahil olmak üzere İV sıvıların takılı kalma süresi konusunda öneri yoktur. Lipid içeren parenteral beslenme sıvılarının (örn.3/1 solüsyonları) infüzyonu, sıvının hastaya takılmasını takiben 24 saat içinde tamamlanmalıdır. Lipid içermeyen parenteral beslenme sıvılarıda dahil olmak üzere İV sıvıların takılı kalma süresi konusunda öneri yoktur. Lipid içeren parenteral beslenme sıvılarının (örn.3/1 solüsyonları) infüzyonu, sıvının hastaya takılmasını takiben 24 saat içinde tamamlanmalıdır. Kateterin cinsiDeğiştirilme/YenilenmeKateter bölgesi Materyalinin değiştirilmesiİnfüzyon setleririnin değiştirilmesi Parenteral sıvıların takılı kalma süresi Periferik yolla yerleştirilmiş santal venöz kateterler Santral arteriyel kateterler (pulmoner arter kateterleri)Kateter değiştirme sıklığı konusunda öneri yoktur. Kateterin azami 5 günde bir değiştirilmesi önerilmektedir. Kateter bölgesi materyalinin rutin olarak değiştirilme sıklığına ilişkin öneri yoktur. Kateter bölgesi pansuman materyalinin rutin olarak değiştirilme sıklığına ilişkin öneri yoktur. Kan, kan ürünleri veya lipid emülsiyon infüzyonu uygulanıyora, infüzyonun başlamasını takip eden 24 saat içinde setler değiştirilmelidir.Lipid içermeyen parenteral beslenme sıvılarıda dahil olmak üzere İV sıvıların takılı kalma süresi konusunda öneri yoktur. Lipid içeren parenteral beslenme sıvılarının (örn.3/1 solüsyonları) infüzyonu, sıvının hastaya takılmasını takiben 24 saat içinde tamamlanmalıdır. Santral hemodiyaliz kateterleri Umblikal kateterlerKateter değiştirme sıklığı konusunda öneri yoktur. Kateter değiştirme sıklığı konusunda öneri yoktur.Kateter bölgesi pansuman materyalinin rutin olarak değiştirilme sıklığına ilişkin öneri yoktur. Uygulanabilirliği yoktur.Hemodiyaliz kateterleri yalnızca hemodiyaliz için kullanılmalıdır. Hemodiyaliz kateterlerinin diğer amaçlar (örn. sıvı, kan ürünleri ya da parenteral nutrisyon) için kullanılması sadece vasküler girişim için başka seçeneğin bulunmadığı durumlarla kısıtlanmalıdır. Kan, kan ürünleri veya lipid emülsiyon infüzyonu uygulanıyora, infüzyonun başlamasını takip eden 24 saat içinde setler değiştirilmelidir.Hemodiyaliz kateterlerinin diğer amaçlar (örn. sıvı, kan ürünleri ya da parenteral nutrisyon) için kullanılması sadece vasküler girişim için başka seçeneğin bulunmadığı durumlarla kısıtlanmalıdır. Lipid içermeyen parenteral beslenme sıvılarıda dahil olmak üzere İV sıvıların takılı kalma süresi konusunda öneri yoktur. Lipid içeren parenteral beslenme sıvılarının infüzyonu, sıvının hastaya takılmasını takiben 24 saat içinde tamamlanmalıdır. (*) Tünelli, tünelssiz kateterlerle total olarak implante edilen kateterler. KAYNAKLAR 1. Widmer AF. Intravenous-related infections. In:Wenzel LP (eds).Prevention and control of nosocomial infections. USA:Williams & Wilkins; 1997:771-805. 2. Smith RL, Meixler SM, Simberkoff MS. Excess mortality in critically ill patients with nosocomial bloodstream infections. Chest 1991;100:164-7. 3. Arnow PM, Quimosing EM, Brech M. Consequences of intravascular catheter sepsis. Clin Infect Dis 1993;16:778-84. 4. Jarvis WR, Edwards JR, Culver DH, et al. Nosocomial infection rates in adult and pediyatric intensive care units in the United States. National Nosocomial Infections Surveillance System. Am J Med 1991;91(suppl 3B):185S-191S. 5. Gantz NM, Presswood GM, Goldbert R, Doern G. Effects of dressing type and change interval on intravenous therapy complication rates. Diagn Microbiol Infect Dis 1984;2:325-32. 6. Hoffmann KK, Western SA, Kaiser DL, Wenzel RP, Groschel DH. Bacterial colonization and phlebitis-associated risk with transparent polyurethane film for peripheral intravenous site dressings. Am J Infect Control 1988;16:101-6. 7. Pearson ML. Hospital Infection Control Practices Advisory Committee. Guidline for prevention of intravascular device-related infections. Control Hosp Epidemiol 1996;17:438-473. Mermel LA, Parenteau S, Tow SM. The risk of midline catheterization in hospitalized patients. A prospective study. Ann Intern Med 1995;123:841-4.
__________________ |
| | |
![]() |
İlginizi Çekebilecek Benzer Konular | ||||
| Konu | Yazan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| İNTRAVENÖZ KATETER İNFEKSİYONLARI | Woody | Sağlık | 0 | 14-06-2008 01:02 |
| Sağlık forumunun İNTRAVASKÜLER KATETER İNFEKSİYONLARI adlı konusunun Sağlık Dünyası alt forumları; İNTRAVASKÜLER KATETER İNFEKSİYONLARI Plastik kateterler, kullan&yacute;lmaya ba&thorn;land&yacute;&eth;&yacute ; 1945 y&yacute;l&yacute;ndan k&yacute;sa bir süre sonra intravenöz tedavide devrim gerçekle&thorn;tirmi&thorn;tir. Kateterler sayesinde ... |
| Seçenekler | |
| Stil | |