![]() | ![]() |
| |||||||
![]() |
| Anahtar Kelimeler: kadin, konseptleri, mental, salii, salik |
|
![]() |
| | Son konular | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Admin ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Nerden: Antalya
Mesajlar: 6.266
Üye No:2
Konular: 3498 Katılım: 52% Devamlılık: 99% Online Süresi: 13 Saat 35 Dakika 52 Saniye Teşekkür Sayısı: 2.902 957 Konuda,2.989 Kez Teşekkür Aldı Rep Puanı: 1632833 Rep: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | KADIN SAĞLIĞI VE MENTAL SAĞLIK KONSEPTLERİ Dr.Ganime SADIKOĞLU AMAÇ: Kadınların psikososyal ve mental sağlık problemleri, nedenleri, sonuçları ve bu sorunların cinsiyetle olan ilişkisi bu makalede anlatılmaktadır. Sağlık, varoluşun relatif bir durumu olup multidimensiyoneldir. ve kişiye spesifiktir. Dünya Sağlık Örgütü, sağlığı sadece hasta olmama hali olarak değil, fiziksel, mental ve sosyal olarak iyi oluş hali şeklinde tanımlamaktadır. Kadınlar için major sağlık problemi mental sağlıktır. Mental sağlığı genel anlamdaki sağlıktan ayırmak mümkün değildir. Gelişmiş ülkelerin bir çoğunda kadınların erkeklerden daha çok yaşamalarına rağmen, daha fazla akut ve kronik hastalık bulgusu gösterdikleri ve sağlık servislerini daha çok kullandıkları gözlenmiştir. Bu nedenle kadın sağlığı son yıllarda ayrı bir dal olarak ele alınmaya başlanmıştır. Mental sağlık için dört konsept ileri sürülmektedir: ( Offer ve Sabshin, 1984) 1.Medikal-psikyatrik olarak normallik, patolojinin olmaması; 2.Ütopya ve ideal gücü olarak normallik. Bu görüş, psikoanalitik ve humanistik teorisyenlerce ideal fonksiyon ya da kişisel aktüalizasyon olarak tanımlanır. Bu konseptte insanlar arası dayanışma serbestlikten daha değerlidir. 3.Ortalama olarak iyi olma. Bu sosyalistler tarafından kullanılır ve normal dağılımın ortalama sınırlarda görülmesidir. 4.İnsanlar arası ilişkilerde iyi olma. Normal davranış, bu dört konseptin zaman ve çevreye göre değişerek ve içiçe girerek gerçekleşmesi sonunda oluşur. Mental yaşamın üç çeşit olayın biraraya gelişi ile oluşabileceği belirtilmiştir(Canadian Report, 1988). 1.Cognitive olaylar ( algılama, düşünme) 2.Affektif olaylar ( duygu, ruh hali, hisler) 3.İletişimsel olaylar ( kişilerin birbirleri ve çevre ile olan ilişkileri) Bu olayların tümünün katkısı ile oluşan kişilerin karakterleri ise sosyal çevre ile olan iletişimi sağladığından, mental sağlığın belirleyici bir faktörü haline gelmektedir. Sosyal ve ekonomik faktörler, akrabalıklar ve çevre mental sağlık konsepti sınırlarının daha da genişlemesine imkan vermektedir. Toplumun normal ya da alışılmış kabul ettiği olaylar ve durumlar sıklıkla kadınların mental sağlık problemlerinin oluşumunda rol oynar. Örneğin kadınlar evliliklerinde, akraba ilişkilerinde, doğum, çocuk yetiştirme, boşanma, yaşlanma, eğitim ve iş ilişkileri içinde bir çok problemle karşı karşıyadır. Bu problemler, karşısında toplumun normal kabul ettiği çözümler, objektif bakıldığında, kadına olması gerekenden daha fazla görev yüklemektedir. Doğal olarak da fiziksel ve ruhsal yönden kadınlar etkilenmektedir. Günümüzde hala bir çok gelişimsel ve psikolojik teoriler erkeklerin yaşantılarını, tecrübelerini normal kabul etmektedir. Bir çok durumda subjektif olabilen toplum normlarına göre aynı olaylar karşısında erkeklere göre kadınların gösterdikleri farklılıklar negatif olarak değerlendirilmekte ya da ihmal edilmektedir. Son araştırmalar, sosyal değişiklikler ile birlikte kadının yeni konseptlerinin gelişimine yardımcı olmaktadır. Kadınlar ve erkekler arasındaki farklılıklar birinin diğerinden daha zayıf olduğu anlamına gelmez. Aksine kadın ve erkeğe daha üst düzeyde sağlık standardı sağlayabilmek için aradaki farklılıkların tanımlanması ve yeni normların belirlenmesine ihtiyaç vardır. MENTAL SAĞLIK PROBLEMLERİNDE CİNSİYET FARKLILIĞI Bir dizi çalışma kadınların mental sağlık problemlerinden daha çok etkilendiklerini ve kadınların hassaslıklarının, incinebilirliklerinin toplum içindeki rolleri, işleri ve evlilikleri ile yakın ilişkili olduğunu göstermiştir. •1983 yılında Avustralya'daki bir çalışmada 357.000 kadına karşılık, 197.000 erkeğin mental sağlık problemi olduğu bildirilmektedir. •1990 yılında Russo'nun yaptığı epidemiyolojik çalışmada major depresyon, agorafobi ve basit fobi , distimi, obsessif kompulsif bozukluk, somatizasyon bozuklukları ve panik bozukluk kadınlarda erkeklerden daha çok görülmüştür. Erkeklerde ise antisosyal kişilik, alkol kullanımı ve bağımlılığı daha fazladır. Manik epizod ve cognitive bozukluklarda ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. •Batılı toplumlarda kadının rolünü araştıran bir çalışmada ise ( Gove & Tudor, 1973 )kadınların erkeklerden daha fazla emosyonel problemlerinin olduğu saptanarak bunun nedenleri şu şekilde sıralanmıştır: Erkekler kendilerini tatmin eden iş ve aileye sahip iken, kadınlar sadece aileye sahiptirler. Ev işleri ve çocuk yetiştirmek oldukça yorucu ve yıldırıcı işlerdir. Ev kadınının rolü tam olarak belirli ve görünür değildir. Evli bir kadının çalıştığı pozisyonlar erkeklerden daha az tatmin edici pozisyonlardır. Yukarıdaki durumlarla mücadele eden kadının hedefi açık değildir. Radikal mücadele toplum tarafından hoş görülmez. Toplumun tabularına saldırı olarak algılanabilir. Aynı çalışma, evli kadınların evli erkeklerden daha çok mental sağlık problemlerinin olduğunu, ancak bekarlar arasında ise erkeklerin mental sağlık problemlerinin fazla olduğunu göstermiştir. •1980 yılında yapılan bir çalışma, kadın ve erkeğin her ikisi için de evli olmanın fiziksel sağlık açısından daha iyi olmasına karşılık, kadının tatmin edici bir işi olmadıkça mental problemler açısından negatif etkilendiğini ortaya çıkarmıştır (İbrahim M, 1980 ). Bir çok psikyatrik hastalık kadınlarda daha sık görülmektedir. Ancak yaygınlığı göz önüne alındığında üzerinde en fazla durulması gerekenlerden birisi depresyondur. Bir çok batılı ülkede kadınlar arasında en yaygın psikyatrik problemdir ( Paykel, 1991 ). Bunun nedenleri şunlardır: 1.Depresyondan her iki cins eşit olarak etkilenmesine rağmen, kadınlar daha çok yardım aramaktadır. 2.Kadın seks hormonları ve kromozomal faktörler, biyolojik olarak fark yaratabilir. Örneğin bipolar bozuklukların X'e bağlı olduğu yolunda bulgular vardır. 3.Yaşamdaki stresslerin sosyal etkileri, yıpratıcılığı, destek yokluğu, kadının toplumdaki rolünün ağırlığı depresyonu uyarıcıdır. 4.Streslerin yönü ve kabul şekli önemlidir. Ailesindeki erkekleri alkol kullanan ya da antisosyal kişilik yapısına sahip olan kadınlarda depresyona eğilim daha fazladır. Erkekler, sıkıntılarını farklı yönlere yönlendirebilirler. Erkekler arasında suisid oranının daha yüksek olmasına karşılık, suisd girişiminde bulunan kadın sayısı daha yüksektir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, depresyondaki seks farkının giderek eşitlendiğini göstermektedir. Özellikle üniversite öğrencileri arasında ve seks farkının gözetilmediği iş gruplarında bu eşitlik görülmektedir. KADIN MENTAL SAĞLIĞINDA ETİK FAKTÖRLER Kadının üremede aldığı spesifik roller ahlaki konulardaki saygınlığını belirleyicidir. Çocuk doğurma, kontrasepsiyon, abortus, sterilizasyon ve üreme organları ile ilgili cerrahi girişimler konularındaki kararlar belirgin sosyal sonuçlar verdiği için kadının bu sorunlara karşı olan otonomisi bir anlamda meydan okumadır. Bir çok toplumda kadın kendi ailesindan ve topluluğundan uzakta ise amaçlarını gerçekleştirebilecek bir konumda değildir. Verilen kararlar hastanın, doktorun, aile veya toplumun dini, kültürel, kişisel kararlarını yansıtır. Kadının toplumda değişen rolü, yeni teknolojiler ahlaki bir takım karışıklıklara neden olmuştur. Kültürel ve ahlaki değerler birbiri ile uyuşamayabilir. KADININ MENTAL SAĞLIĞININ PSİKOSOSYAL BELİRLEYİCİLERİ Kadın mental sağlığının psikososyal faktörleri konusunda yapılan çalışmalarda çoğu konular ortak olmakla birlikte bölgesel faktörlere göre anlamlı değişiklikler bulunabilmektedir. Örneğin Amerika'da (Eishler Parron, 1987) bir çalışmada kadın mental sağlık problemleri 5 grupta incelenmiştir: 1.Mental bozuklukların tanı ve tedavisi; 2.İleri yaş kadınlarda mental sağlık; 3.Kadına yönelik şiddet; 4.Kadının birden çok görevinin olması; ev kadınlığı ve meslek gibi; 5.Fakirlik; Bunlardan 1. ve 2. maddeler sosyokültürel faktörlere bağlanırken, 3. 4. ve 5. maddeler kadının o sıradaki durumuna ve sosyal pozisyonuna bağlıdır. Avustralya'daki çalışmada ( 1989 ) ise sıralama ve sınıflama daha farklıdır: 1.Genital sağlık ve seksualite; 2.Yaşlanma; 3.Emosyonel ve mental sağlık; 4.Kadına yönelik şiddet; 5.İş sağlığı ve güvenlik; 6.Sekse ilişkin sağlık problemleri; Kadının yaşam koşullarının mental sağlığa etkileri Fakirlik ve sosyal durum: Epidemiyolojik çalışmalar sosyo-ekonomik durum ile bir grup mental bozukluk arasında bir ters orantı göstermektedir. 1982'de Neugebauer ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada psikyatrik hastalıkların en alt sosyal grupta en üsttekinden 2.5 kez daha sık görüldüğü saptanmıştır. 1986'da Holzer ve arkadaşları DSM-111 bozukluğunun alt sosyal grupta 2.86 kez daha sık olduğunu belirlemişlerdir. Belle'nin 1990'daki fakirlik ve kadın sağlığı konusundaki çalışmasında ise kadınlarda erkeklere göre depresyonun daha sık görüldüğü ( 2/3 ü kadın hasta ) vurgulanmaktadır. İki grup kadın yoksulluktan en fazla etkilenir. Bunlar, yaşlı kadınlar ve eşi olmayan çocuklu kadınlardır. Sosyo-ekonomik durum ile psikyatrik hastalıklar arasındaki ters orantı oldukça farklı iki tezle açıklanmaya çalışılmaktadır: •Alt sosyo-ekonomik grupta çevresel faktörlerin etkisi. •Alt sosyo-ekonomik gruptaki kişilerde bulunan kişisel faktörler. Multiple roller, double shift: Kadının profesyonel olarak çalışması ile ev kadınlığı görevi birbiri ile çatışmakta kadında stress ve depresyon başta olmak üzere bir çok probleme yol açmaktadır. Evine daha fazla zaman ayırmak zorunda olan kadının mesleki olarak güçlüklerle karşılaşması veya tersi her coğrafi bölgede karşımıza çıkabilmektedir. 19722de Szalai'nin çalışmasına göre, çalışan bir kadın ev işlerine ortalama 3 saat, çocuklarına 50 dakika zaman ayırırken, bu süre erkeklerde ortalama 17 ve 12 dakika olarak bulunmuştur. Evlilik: En iyi mental sağlık evli ve işi olan erkeklerde izlenirken, en kötü mental sağlık evli ev kadınlarında görülmektedir.Bekar, dul veya boşanmış kadınlarda mental sağlık daha iyidir. Ancak ev kadınlığı ile meslek konusu hala tartışmalıdır ve bu konuda iki teori vardır: Meslek ve ev işi sağlığı pozitif olarak etkiler, sosyal yaşamı canlandırır. Meslek ve ev işi birbiri ile çatışır, ev ve çevreye karşı kadını stresse sokar. Kırsal kesim veya kentte bulunma göz önünde bulundurulması gereken bir faktör olarak karşımıza çıkar. Kırsal kesimler, geleneksel ev kadınlığını benimserken, kentlerde meslek ön plandadır. Meslek sahibi olmamak, kısal kesimde stress unsuru değildir. Oysa kentlerde ekonomik ve sosyal açıdan stress yaratan bir faktördür. Fiziksel ve sksüel şiddete maruz kalmanın mental sağlığa etkileri Kadının yaşam boyunca maruz kalabileceği şiddet kısaca şöyle sınıflanabilir: 1.Çocuklukta seksüel tecavüz; 2.Erişkinlikte seksüel tecavüz; 3.Fiziksel şiddet; Fiziksel şiddet ve seksüel tacizin %90 ından fazlası aile bireyleri tarafından uygulanmaktadır. Seksüel tecavüzün etkileri; kısa dönemde korku; depresyon ve intihar; uzun dönemde ise çeşitli mental bozukluklardır. STRESS VE KADIN GENİTAL SİSTEM SAĞLIĞI Stress hem kadın hem de erkekleri etkileyen kompleks bir olaydır. Çok populer bir terim olup, sık sık gündeme gelmesine rağmen henüz yeterince anlaşılamamıştır. İki çeşit stress oluşturucu tanımlanmaktadır ( Everly 1989 ): 1.Biyolojik stresörler; 2.Psikososyal stresörler; Biyolojik stresörler elektiriksel ve biyokimyasal özelliklere sahiptir. Bunlardan en önemli grup sempatomimetiklerdir. Sempatomimetikler insanda stresse cevabı aktive ederek fizyolojik mekanizmaları doğrudan çalıştırır. Psikososyal stressörlel ise bireyin ruhsal yapısı ve olaylar karşısındaki algılaması ile ortaya çıkar. Bunlar, gerçek veya algılanabilen olaylardır. Stress ve cinsiyet: Her iki seks arasında bazı farklılıklar vardır. Bunların en göze çarpanı adrenal molleküller olup, erkek ve kadında bazı farklılıklar gösterir. Kadınlar çok düşük seviyedeki epinefrine cevap verirken, erkekler daha yüksek seviyedeki epinefrinden etkilenirler. Kadınlar çok küçük hormonal aktivasyonla çok büyük emosyonel cevap oluştururlar. Ruhsal ve fiziksel uyarılara karşı toleransları azdır ( Collins, 1985). Kadınlarda stresse olan cevabın seks ile ilişkisi araştırılmış ve doğrudan kadının fiziksel yapısına bağlı olmadığı görülmüştür. Kadının yaşam tarzının daha etkileyici bir faktör olduğu vurgulanmıştır. Buna örnek olarak kız mühendislik öğrencileri arasında yapılan bir çalışma gösterilebilir. Bu çalışmada, kız öğrencilerdeki epinefrin seviyesinin de aynen erkeklerdeki gibi yüksek olduğu saptanmıştır. Bu durum, kızların erkeklerle aynı fizik aktiviteyi göstermeleri ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Daha az fizik aktivite ile çalışan bayanlarda epinefrin seviyesi düşüktür. Bu da kadının fizik yaşantısının hormonal regülasyondaki rolünü destekleyicidir. Menstruel siklus: Normal kadında menstruel siklusun stresse hassas olduğu yapılan bir çok çalışma ile gösterilmiştir. Katekolaminler biyolojik stressör olarak en yüksek seviyeye menstruasyonun luteal fazında ulaşır. Aynı dönemde östrojen ve progesteron da yüksek seviyelerdedir. Premenstruel sendrom: Luteal fazdaki hormonal defekte, özellikle östrojen ve progesteron imbalansına bağlı olduğu yolunda kuvvetli bulgular vardır. Bu imbalans negatif duygu durumu, kontrol edilemeyen davranışlar ve fiziksel rahatsızlıklara yol açar. Menstruasyondan on gün önce başlayıp, menstruasyon ile son bulur. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalarda hormonal defekt olduğu ispat edilememiştir. Postpartum depresyon: Kadında ciddi depresyonun görüldüğü en önemli dönemdir. Yeni annelerdeki postnatal negatif duygu durumu ve depresyon çok uzun zamandır yazılmaktadır. Fakat çözümü konusundaki yayınlar oldukça sınırlıdır. Kadınların stresse cevabı erkekler ile kıyaslandığında farklılık gösterir. Kadınlardaki stresse cevap gerek kalitatif gerekse kantitatif olarak farklı hormonal mekanizmalarla açıklanabilir. Kadınların stresse olan tipik cevapları menstrüel siklustaki ovaryan steroidlerin sinerjistik etkisine bağlıdır. Bunun tipik örneği premenstruel sendromdur. Ek olarak kadının yaşam koşullarının tabiatı, kadınsı bir yaşam sürüyor olması, stressi erkeklere oranla arttıran bir faktördür. Örneğin kendine bağımlı çocuklarla yaşayan bir erkek benzer durumdaki kadınla aynı sorumluluğu taşıyor olmasına rağmen, stress kadında daha çok kendini gösterir. Bu da erkeklerin daha katı yaşam koşullarına sahip olması ile açıklanabilir. MENTAL SAĞLIĞI ETKİLEYEN DİĞER FAKTÖRLER Pilowsky ve arkadaşları 1991 de British Journal of Psychiatry'de yayınlanan çalışmalarında, kadınların mental sağlık gereksinimi olan major grup olduklarını ve özel servise gereksinim duyduklarını belirtmişlerdir. Bu gereksinim kadınların yaşam sikluslarına baktığımızda daha iyi anlaşılabilir. Çocukluk döneminde çocuk seksüel tacizi önemli bir problemdir. Buna rağmen İngiltere'de yerel psikyatri servislerinde erkekler kızlardan iki kat daha fazladır. Bu tartışmalı bir konudur. Ergenlik döneminde kızların psikolojik problemleri menstruasyon, premenstruel gerilim ve doğum kontrol ile birlikte ortaya çıkar. Yine bu dönemde maruz kalınan şiddetli fizik ve seksüel taciz, psikyatrik hastalıklara yatkınlığı arttırır. Herhangi bir dönemde bebeğin kaybı kadının emosyonel durumunu etkileyen ve etkisini uzun yıllar devam ettiren bir faktördür. Postpartum stress, annelik stressi, özellikle özürlü çocuk sahibi olma v.b. faktörler ile menapoz, kadın genital organlarına yönelik cerrahi ( histerektomi, mastektomi ) stressi provoke eden faktörlerdir. Fertilite: Fertil çağdaki kadınlarda gelişmiş ülkelerdeki anne ve bebek ölümleri oldukça düşüktür. Bunun nedeni, hamile bakımının, doğumda bebeğin bakımının son derece iyi olmasıdır. Ayrıca bu konuda sunulan iyi bilgilendirme ve bakım fertil çağdaki kadınların yaşamlarını sağlıklı bir şekilde kontrol edebilmelerini sağlayacaktır. Annelik: Çoğu kadın için hamilelik stress faktörüdür.Hamilelik sırasında ve doğum sonrası kadının anneliğe adaptasyonu stressin asıl kaynağıdır. Bunun yanısıra çevrenin kadından iyi bir anne olmasını beklemesi stressi arttırır. Epidemiyolojik çalışmalar, kadın yaşamındaki psikyatrik hastalık riskinin doğumdan sonra 12 ay boyunca en yüksek olduğunu göstermektedir. Postpartum psikolojik bozukluklar: 1.Postpartum blues (üzüntü, ağlama) 2.Postpartum psikozlar 3.Postpartum depresyon 4.Anne çocuk ilişkisi bozuklukları Postpartum blues: Semptomlar, doğumdan sonraki ilk on gün içinde oluşur ve kaybolur. İlk 3-5 günde pik yapar. Semptomlar saatler ve günler sürer. Fakat 10 günden önce kaybolur. Bunlar ağlama, depressif duygu durumu, labilite, uyku bozuklukları, anksiyete, irritabilite, konfüzyon ve kognitif bozukluklardır. İnsidansı % 15-84 arasındadır. Yazarların çoğunun kanısı benign ve geçici bir rahatsızlık olduğu yönündedir. Empati, açıklama ve destek gerektirir. Postpartum psikoz: Pueperal dönemde %0.1-0.2 oranında görülen en şiddetli bozukluktur. Hastalığın başlangıcı çocuk ile yakın ilişki ile doğumdan sonraki 1-4 hafta içinde olur. En yüksek oran 30 gün içindedir. Postpartum psikozlar, diğer psikozlardan ayrı düşünülmelidir. Bir çok çalışma, pueperal dönemde affektivite bozukluk, mai, depresyonun şizofreniden daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur. Nijerya'da bu konuda yapılan çalışmada (İfabumuyyi, 1985) postpartum dönemde % 12 organik psikoz, % 20 şizofreni, % 28 anksiyete ve % 34 depresyon saptanmıştır. Postpartum depresyon: Gittikçe artan oranlarda görülmektedir. Tabiatı gereği sıklıkla tanınamamaktadır. O sıradaki diğer faktörler, karşılaşılan zorluklar bunu örtmektedir. Bunun erken dönem tanı ve tedavisi, mümkünse önlenmesi, kadının mental sağlığını olumlu yönde etkileyecektir. Bulguları, labil duygu durumu, çocuğa karşı anksiyete, çocuğa yeterli ilgi ve şefkati gösterememe, suçluluk duygusu, sosyal izolasyon, yetersizlik hissi vb. dir. Bu anksiyete somatik duygularla kendini gösterir. Bunun sonucunda, anoreksi, şişmanlık, seksüel soğukluk olabilir.Semptomların yoğunluğu günden güne değişir. Sıklığı ise postpartum 3 ay, % 10-14, postpartum bir yıl içinde de % 20-22 dir. Anne çocuk ilişkilerinde bozukluk: Mental sağlığı etkileyen bir diğer önemli faktördür. Son çalışmalar, doğan her 10 çocuktan birinin annenin depresyonundan etkilendiğini ve depressif olduğunu göstermiştir. Bu çocuklar depresyon açısından bakıma muhtaçtırlar. Annedeki geçici depresyon, çocuğun gelişimini de olumsuz olarak etkiler. Bu da çocukta dil gelişimi ve kognitif fonksiyon bozukluğu olarak kendini gösterir. Anne ve çocuk arasındaki iletişim bozuklukları şunları içerir: Gecikmiş bağlantı kurma : Her 10 çocuktan birinde görülür. Çocuğa karşı obsesyonel davranışlar: % 10 Çocuğu reddetme: % 10 Çocuğa karşı boşvermişlik ve kötü davranma: % 0.1 Ailedeki şiddet, evlilik uyumsuzluğu gibi faktörler bunu provoke eder. Çocuğu öldürme: 1/50.000 Histerektomi: Jinekolojik cerrahi, kadında belli başlı bir stess kaynağıdır. Çünkü operasyon cinselliğini ve kadın kimliğini belirleyen organlara karşı uygulanmıştır. Bu stress özellikle histerektomiden sonra kendini gösterir. Menapoz: Kadınlarda 50-52 yaş arası döneme denk gelen ve kadının mental sağlığının etkilendiği bir diğer önemli periyottur. Ortalama yaşın 80 yıla yakın olduğu batı ülkelerinde kadınlar, yaşamlarının üçte birini menapozda geçirirler. Kadınlarda ileri yaş, başlı başına bir problemdir. Batılı ülkelerde 75 yaş civarı kadınların çoğunluğu duldur. Avustarlya'da yapılan bir çalışmada 80 yaş civarında her 100 kadına karşılık 47 erkek olduğu saptanmıştır. Yaşlanma: Çalışmalar göstermiştir ki, kadınların uzun yaşaması, ekstra harcama ve sağlık hizmeti gerektirmektedir. Russo yaptığı çalışmada 85 yaş ve üstü kadınlarda nörolojik hastalıkların yoğun olduğunu bild,irmiştir. ABD'de parasız bakılan yaşlıların % 72 si kadındır. SONUÇLAR 1.Kadınlar, mental sağlık problemlerinden evlilik, iş ve sosyal çevre nedeni ile erkeklere oranla daha fazla etkilenmektedirler. 2.Kadınların mental sağlığı, sosyal, politik ve ekonomiden ayrı olarak düşünülemez. 3.Kadın yaşantısında stresse daha fazla maruz kalmaktadır. Bunun nedenleri, toplumun kadına eş, anne, kız çocuğu, kızlık, işçi veya meslek gibi çok sayıda sorumluluğu bir arada yüklemesidir. Kadının stress karşısındaki davranış ve cevabı erkeklerden oldukça farklıdır. 4.Kadının cinselliğinden ve annelik ile ilgili görevlerinden kaynaklanan potansiyel stressleri de unutmamak gerekmektedir. 5.Kadının yaşamı boyunca mental sağlık konusunda yüksek morbidite oranlarına sahip olmasının nedenleri, yukarıda belirtilen biyososyal olaylar gözönüne alındığında kolayca anlaşılabilmektedir. KAYNAKLAR 1.Offer D, Sabshin M. Preface. In: Offer D, Sabshin M, eds. Normality and the life cycle: a critical integration.New York, Basic NBooks,1984:ix-xii. 2.Canadian Report: Mental health for all Canadians: striking a balance. Canada Minister of National Health and Welfare, 1988. 3.Gove WR, Tudor JF. Adult sex roles and mental illness. American journal of sociology, 1973, 78:50-73 4.Paykel ES. Depression in women. British journal of psychiatry, 1991, 158 (supplement 10):22-9. 5.Ibrahim MA. The changing health state of women. American journal of public health, 1980, 70:120-1. 6.Eichler A, Parron DL. Women's mental healtk:agenda for research. Rockville, MD, National Institute of Mental Health, 1987. 7.Everly GS. A clinical guide to the treatment of the human stress response. New York, Plenum press, 1989. 8.Pilowsky L et al. Editor's introduction. British journal of psychiatry, 1991, 158 (supplement 10):7-8. 9.Ifabumuyi OI, Akindele MO. Postpartum mental illness in northern Nigeria. Acta psychiatrica Scandinavica, 1985, 2:63-8. 10.WHO Division of Family Health & Division of Mental Health. Psychosocial and mental health aspects of women's health. WHO/FHE/MNH/93.1. WHO, Geneva, 1993.
__________________ |
| | |
| Dalgaların Bilgiye Dönüştüğü Tek Deniz |
![]() |
İlginizi Çekebilecek Benzer Konular | ||||
| Konu | Yazan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| TÜrk Gencİ BÖyle Olur..!! Ellerİnİze SaĞlik | Woody | Düşünce Bölümü | 5 | 14-06-2008 14:47 |
| Kadin Olmanin 18 Avantaji | [JaCk sPaRrOw™] | Alışveriş-Moda-Trend | 0 | 15-03-2008 15:23 |
| Kadin | Woody | Rüya Tabirleri | 0 | 26-01-2008 19:16 |
| Kadin Olmanin Zevkleri +18 | Woody | Lüzumsuz Bilgiler | 0 | 27-12-2007 23:56 |
| Burçlar Ve Sağlik | Mehmet | Astrolojik Bilgiler | 0 | 15-12-2007 15:59 |
| Sağlık forumunun KADIN SAĞLIĞI VE MENTAL SAĞLIK KONSEPTLERİ adlı konusunun Sağlık Dünyası alt forumları; KADIN SAĞLIĞI VE MENTAL SAĞLIK KONSEPTLERİ Dr.Ganime SADIKOĞLU AMAÇ: Kadınların psikososyal ve mental sağlık problemleri, nedenleri, sonuçları ve bu sorunların ... |
| Seçenekler | |
| Stil | |