Şehitler Ölmez,Vatan Bölünmez !!! Header Right

Ana Sayfa Şifremi Unuttum Kimler Online Bölümleri Okundu Kabul Et Üye Listesi Son Konular
Geri git   Bilgi Denizi » Genel Kültür » Genel Kategoriler » Genel kültür ve Sanat
Kayıt ol Yardım Bölümleri Okundu Kabul Et Chat Odaları Canlı maç sonuçları Anahtar Kelimeler

Bilgi Denizi´ne Hoşgeldiniz.
Sitede Bulmak İstediklerinizi Arayarak Bulabilirsiniz
Sitede Bulmak İstediklerinizi Arayarak Bulabilirsiniz
Anahtar Kelimeler: ,

Konu Bilgileri

Erezyon Nedir ?
Sanatın en güzeli ve Kültürün en gelişmişi bu bölümde...

Cevap: 2 Görüntüleme: 8165
Yeni Konu aç Cevapla
 
Son konular Seçenekler Stil
Alt 19-12-2007, 20:28   #1
Woody
Admin
 
Woody - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ruh Halim:
Standart Erezyon Nedir ?


Erezyon Nedir ?

Erozyon (toprak aşınması), toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yok edilmesi sonucu koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ve rüzgarın etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır. Erozyonun başlıca nedeni, toprağı koruyan bitki örtüsünün yok olmasıdır. Arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri, bitki örtüsü, toprak ve bitkiye yapılan çeşitli müdahaleler, erozyonun şiddetini belirleyen öğelerdir.
Erozyonla mücadeleye bu kadar önem verilmesi gerektiğinin altında, erozyonun ülkemizin yaşam koşullarını olumsuz etkileyecek kadar büyük bir tehlike olmasıdır. Erozyon, Türkiye'nin gıda açısından kendine yeterli bir ülke olmasını tehlikeye düşürmektedir. Ülkemizin topraklarının % 73'ü şiddetli erozyon tehlikesine maruzdur. Rüzgar ve yağmur, verimli toprakları sürükleyerek, baraj göllerine, akarsu yataklarına ve denizlere taşımaktadır. Ülke yüzeyinden bir yılda kaybedilen toprak miktarı yaklaşık 1.4 milyar tondur. Sadece tarım alanlarından kaybedilen verimli toprak miktarı ise yaklaşık 500 milyon ton/ yıl' dır. Bu topraklarla birlikte mineral ve organik madde de kaybedilmektedir. Türkiye'nin kimyevi gübrelere ayırdığı yıllık kaynağın 4.5 trilyon lira olduğu düşünülürse, ekonomik kaybın büyüklüğü daha net anlaşılabilir. Erozyonla kaybedilen bir başka değer ise sudur. Kaybolan toprak yüzünden her yıl yaklaşık 50 milyar m3 yağış depolanamamaktadır.

Erozyon toplumsal sorunların artmasına da yol açmaktadır. Yanlış arazi kullanımı, tarım alanlarının verimini azaltmaktadır. Doğduğu ve büyüdüğü yerde geçim şansı ortadan kalkan insanların, kentlere göçmekten başka seçeneği kalmamaktadır. Köyden kente göç ise, alt yapının yetersiz olduğu kentlerdeki ekonomik ve toplumsal sorunları daha da ağırlaştırmaktadır.
Barajlar ve yeraltı suları da, erozyonun etkilerinden nasibini almaktadır. Yerinden kopup giden topraklar, baraj göllerini doldurarak su depolama hacimlerini azaltmakta ve barajların ömrünün kısalmasına neden olmaktadır. Erozyon sonucunda toprağın altındaki cansız tabaka (ana kaya) ortaya çıkmaktadır. Faydalı toprak katmanlarını kaybeden arazilerde çölleşme başlamaktadır. NASA'nın yaptığı bir araştırmaya göre, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi halinde Türkiye'nin büyük bir bölümü 55 yıl sonra çöl olacaktır. Toprakları çölleşen bir ülkenin temel sorunları, açlık, susuzluk, işsizlik ve iç göç olacaktır.
Erozyonun Zararları

Bitki örtüsünün yok olması, erozyonun yanı sıra toprak kayması, taşkın ve çığ felaketlerini artırır.
Verimsizleşen ve yok olan tarım arazileri üzerinde yaşayanları besleyemez duruma gelip, kırsal kesimden kentlere doğru göçü arttırarak, büyük ekonomik ve toplumsal sorunlara yol açar.
Meraların yok olması hayvancılığın gerilemesine neden olurken, gelirin azalması ve iş olanağının daralması sonucunu doğurur. Bitki örtüsünün yok olması, erozyonun yanı sıra toprak kayması, taşkın ve çığ felaketlerini artırır.
Erozyon sonucu taşınan verimli topraklar, baraj göllerini doldurarak, ekonomik ömürlerini kısaltır.
Yeşil örtü ve toprağın elden gitmesi ile ortaya çıkan iklim değişikliği ve bozulan ekolojik denge sonucunda, vahim boyutlarda doğal varlık kaybedilerek ekonomik zarara uğratır.
Bitki örtüsü ve toprağın olmadığı bir yüzey, kar ve yağmur sularını ememediğinden, doğal su kaynakları düzenli ve sürekli olarak beslenemez.
Kaybedilen toprak örtüsünün yeniden oluşması için binlerce yıl gerekir

Toprağın Olimpik Ruhu

Doğa, her mevsimde yarışmalar düzenlemektedir. Her mevsim başlıbaşına bir olimpiyattır adeta. Nasıl ki olimpiyat oyunlarında saha, katılan yarışmacılar vs. varsa, doğada da bu unsurlar vardır. Mekan seçiminde gösterilen ve hatta kamuoyuna yansıyan yarışları hepimiz biliyoruz. Tabiat da en uygun mekanı ve en uygun toprağı seçmek ister. Bu seçim adeta bir jüri heyeti gibi neyin nerede, ne kadar çeşitlilikte yetişeceğine karar veren mikroorganizmalardır. İlkbaharda bitkiler en güzel renklerdeki elbiselerini giyerler, binbir çeşit çiçekleriyle yarışırlar. Kokuları ve renkleriyle adeta birbirlerinin güzelliğini pekiştirirler. Burada esas kazanmak değil, iştiraktir. Aslında doğada kazanan kazanmayan belli değildir, onlar için önemli olan katılmaktır. Yaz olimpiyatları geldiğinde, çiçekler artık bir meyve olmuştur. Birbirinden lezzetli meyveleriyle, koku ve biçimleriyle bütün güzelliklerini gösterirler.
Sonbahar gelince, sonbahar elbiseleri giyilir ve rengarenk güzelliği ile aslında sonbahar, olimpiyatların simgesidir. Kışın da kimileri yapraklarını dökerek, soğuğun getirdiği şartlara göre, değişik renk ve biçimler alırlar. Kışın bir mukavemet yarışıdır. Kış şartları içinde güçlü olmak amaçtır. Bu da dayanıklılığın ve güçlü olmanın yarışıdır. Nasıl ki olimpiyatlarda gaye, kazanmak ise, doğada gaye var olmak, varlığını sürdürmektir. Nasıl ki olimpiyatlarda kazanılmasa da evrensel bir mesaj verilmiştir, yarışlara katılarak görev tamamlanmıştır. Doğada da bitkiler yetişmiş, canlılar var olmuş, ömürlerini tamamlamış, görevlerini yerine getirmişler ve tekrar doğaya dönmüşlerdir.
Doğanın olimpiyatlarında bütün katılımcılar kendi cinsinin ve türünün dışında bir ayırım yapmadan, toplum sosyolojisine göre örnek gerekirse, ırk, din, dil fakirlik ve zenginlik gözetmeden bu olimpiyatlara katılırlar. Gaye, hep beraber, fauna ve flora olarak ayırım gözetmeksizin bir diğerine yararlı olarak ve yararlanarak sağlıklı yaşamaktır. Doğanın olimpiyatlarında her bireyin görevi her cinsin ve türün varlığına saygı göstererek, bütünlük ve beraberlik içinde, sağlıklı tüm organizmanın yaşamasını sağlamaktır.

Kendi yaşamına olanak sağlayan ve doğanın olimpiyatları olmasa mavi gezegende yaşama olanağı olmayan insanoğlu, doğanın gerçekleştirdiği bu yarışların öneminin farkında değildir. İnsanoğlu, doğadaki bu müthiş dayanışma, barış, kardeşlik ve denge ruhuna karşı bir tutum ve davranış içinde olup, onun "gel bizimle beraber ol" çağrısına katılmamanın bedelini günümüzde suyun ve havanın kirlenmesiyle veya yok olması ile ve en vahimi dünyanın giderek çölleşmesiyle ödemektedir.

Doğanın olimpiyat sahası topraktır


Toprak ana yaşamın en aziz vazgeçilmez unsuru, olimpiyat ruhunun da anasıdır. Yaşam için verilen bütün mücadeleler ve yarışlar hep üzerinde sürdürülür. Eğer olimpiyat geleneğinin sürmesi için bir unsur eksikse, olimpiyat gerçekleşmez. Oyunların yapılacağı saha yoksa, üzerinde yarışılacak bir zemin yoktur. İşte esas budur. Doğa da bu zemine ihtiyaç vardır. Artık zekasıyla, ürettiği teknoloji ile yerkürenin sunduğu bütün alanları, mesafeleri de çok kolay aşarak, kontrolü altına alan insanoğlu, olimpiyat ruhunu sürdürmek için istediği zemini seçebilir. Bu seçimi yapmak için gücü vardır, seçenekleri oldukça, gücü de var olacaktır.

Öyleyse olimpiyat ruhu nasıl bir evrensel barış unsuru ise, çevre sorunlarının başında gelen toprak erozyonunu da insanlığın geleceğini kaybettirecek bir evrensel sorundur. Olimpiyatlar insanları nasıl ırk, din, dil, fakirlik ve zenginlik farkı gözetmeksizin bir araya getirme niteliğine sahipse, toprak erozyonu da din, dil, ırk, milliyet farkı gözetmeksizin insanların geçim ve yaşam olanaklarını ellerinden alma niteliğine sahiptir. Bu sebeple dünyamızın geleceği için evrensel önem taşıyan bir sorundur. Artık bütün dünya halklarının yaşam koşulları için ortak sorumluluk altına girdiği çağımızda kuraklık, susuzluk ve çölleşme sürecinin inanılmaz derecede hızlanması insanoğlunu harekete geçirmek zorundadır.

Bu felaketi durdurmanın tek yolu ise bütün canlılara sağlıklı yaşama ortamı sağlayan doğanın olimpiyatlarını yapacağı ortamın korunmasıdır.

Ancak bu şekilde dünyamızın ve onun üzerinde yaşayan biz insanoğlunun geleceği olacağına inanıyoruz.

E R O Z Y O N N E D İ R? (2)

EROZYON; Toprağın yağmur suları ile veya rüzgarlarla aşınması ve taşınmasıdır. Daha açık ifade ile yağmur tanelerinin çıplak toprağa çarptığında kopardığı parçacıkları beraberinde aşağılara taşıması veya şiddetli esen rüzgarlarla çıplak arazilerdeki ince toprak tanelerinin sürüklenmesi olayıdır. Erozyon, toprak-su-bitki arasındaki doğal dengenin bozulması sonucu ortaya çıkar. Yurdumuzun üzerinde bulunduğu coğrafi enlemlerdeki iklim özellikleri, topografyası, jeolojik ve toprak yapısı içerisinde insanlarımızın doğal dengeye yaptığı olumsuz etkiler; yanlış arazi kullanımı, aşırı otlatma, ormanlarımızın tahrip edilmesi gibi olaylar erozyonu hızlandırmaktadır.
EROZYON DÜŞMAN İŞGALİ OLMADAN ÜLKENİN YOK OLMASIDIR...

Ormanı ve merası tahrip edilmiş sahalarda erozyon; toprakların kanseri, doğal afetlerin kaynağıdır.
Otomobili, kömürü, çimentoyu v.s. ithal edebilirsiniz ama toprağı ithal edemezsiniz.
Erozyon, insanlar için biraz daha az ekmek, biraz daha çok gözyaşıdır.
Bir keçi günde kendi ağırlığınca yaprak ve tohum yemekle ormanlarımızın en büyük zararlısıdır.

E R O Z Y O N VE Y U R D U M U Z


Yurdumuzun %45.9'u 1000-2000 m. yükseklikte kısaca dağlık, %62.5'u, %15 meyilden daha meyilli, engebeli bir yapıya sahip olması, çok değişik iklim farklılıkları göstermesi, (yıllık yağış ortalaması Rize'de 2269,6 mm. Kars-Aralık ilçesinde 231,1 mm. Konya-Karapınar ilçesinde 278,0 mm) kolay ayrışabilen ana kayası ile dünyanın erozyona karşı en hassas bölgeleri içerisinde yer almaktadır. Nitekim, bugüne kadar süregelen yanlış arazi kullanımı, aşırı ve bilinçsiz hayvan otlatması ve ormanların insafsızca tahrip edilmesi sonucu binlerce yıldır çeşitli uygarlıkları barındırmış olan Anadolu'muzun %72'leri aşan kısmı erozyon etkisi altındadır. Bunun neticesinde yurdumuzun en verimli topraklarından denizlere, göl ve barajlarımıza yılda 450-500 milyon ton toprak taşınmaktadır. Bir başka ifade ile iki yılda 1 mm. toprak aşınıp taşınmaktadır. 1 cm. toprak tabiat olayları-iklim ve ana kaya oluşumuna göre yaklaşık 1000 yılda meydana gelmektedir. Birim alandan taşınan toprak miktarımız ise Afrika'dan 22 kat, Avrupa'dan 17 kat, Kuzey Amerika'dan 6 kat fazladır. Kızılırmak’ın bir yılda Karadeniz'e ve barajlarımıza taşıdığı toprak miktarı 65 milyon ton, Fırat nehrinin taşıdığı toprak miktarı ise 108 milyon tondur.
" EROZYON DEMEK
TOPRAKLARIMIZIN KAYBI DEMEKTİR,
ÇORAKLAŞMA DEMEKTİR, AÇLIK
DEMEKTİR "
“ EROZYON DEMEK TOPRAKLARIMIZIN KAYBI DEMEKTİR, ÇORAKLAŞMA KAYBI DEMEKTİR, AÇLIK DEMEKTİR”


E R O Z Y O N - O R M A N L A R I M I Z

Erozyonun düşmanı ormandır, bitki örtüsüdür. Yurdumuzun M.Ö. % 72'si ormanlar ile kaplı iken bugün ancak % 26'sını teşkil etmekte ve % 35'lere varan step sahalarımız ile erozyonu davet etmekteyiz. 20,2 milyon ha. orman alanımızın çeşitli nedenlerle tahrip edilmiş11,3 milyon hektarlık kısmının, özellikle 3 milyon hektar tamamen çıplaklaşmış sahasında şiddetli erozyon hüküm sürmektedir. Ayrıca orman veya mera olması gereken V-VI-VII sınıf arazilerden 7,0 milyon hektar sah ada hiçbir erozyon önlemi almadan tarım yapılmaktadır. Tarım sahalarımızda ise tekniğe uygun olmayan toprak işleme-nadas sistemi uygulanmaktadır. Neticede; bir Marmaris bir Trabzon, bir Zonguldak-Bartın gibi adını burada sayabildiğimiz büyük ve küçük sel felaketleri, can-mal kayıpları olmuştur. Bunların parasal değeri ise ölçülemeyecek derecede yüksek, gözyaşları dindirilmeyecek kadar acıdır.

Doğal dengeyi yeniden tesis etmeliyiz. Öncelikle orman varlığımızı kalite ve miktar olarak iyileştirmeli, genel alanımızın % 26'sı civarında olan ormanlarımızı % 30'ların üzerine çıkarmalıyız. Hayvan otlatmayı kontrollü yaptırmalıyız. Ahır hayvancılığını özendirmeliyiz. Meraları ıslah etmeliyiz. Yanlış arazi kullanmayı önlemeliyiz. Milletçe el ele vererek fidan dikmeliyiz. Unutmamalıyız ki ormanlarımız toprağı koruyan, su kaynaklarını geliştiren, havayı temizleyen yapısıyla milli servetimizdir. Korursak kendini yeniler, gelişir.
Erozyon kontrol çalışmaları tek bir kuruluşun, şahsın çalışmaları ile önlenemez. Birlikten güç doğar ilkesi bu çalışmalar için de geçerlidir. Bir havzada faaliyet gösteren tüm kuruluşların ve halkın birlikte hareketi ile erozyon önlenir. AĞAÇLANDIRMA ve EROZYON KONTROLÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’ NÜN katkıları ormanlık sahalarda, orman rejimine alınan sahalarda aldığı tedbirler ve diğer kuruluşlarla birlikte ortak projeler üreterek olmaktadır.
Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü'nün taşra teşkilatı olan Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Baş Mühendislikleri ve Ağaçlandırma Mühendislikleri ile çalışmalar öncelikle yamaç arazilerde yapılmaktadır.

YAMAÇ ARAZİ ISLAH ÇALIŞMALARI


Teras: Yamaç arazi çalışmalarında öncelikle teraslama çalışmaları gelmektedir. Belirli aralıklarda ve uygun boyutlarda tesviye eğrilerine paralel toprağın işlenmesidir. Teraslar yapıldığı yere ve şekline göre isimlendirilmektedir.
Mera Tipi Teras: Mera sahalarında yüzeysel akışı önleyecek, hayvanların geçişine mani olmayacak şekil ve aralıkta tesis edilirler.
Gradoni Teras: Fidan dikmek, yüzeysel akışı önlemek için yamaç arazilerde açılan en ekonomik teraslama şeklidir.
Hendek Tipi Teras: Yine fidan dikmek, yüzeysel akışı önlemek için, fazla yamaç suyu olan yerlerde tesis edilen teras tipidir.
Akılcı Tip Teras: Fazla gelen yamaç sularını dere yataklarına göndermek için açılan teraslardır.
Örme Çit: Yerleşim yerlerini tehdit eden gevşek yapılı yamaçlarda toprağı stabil hale getirmek ve ağaçlandırmak için yapılan çalışmalardır.
Çalı Takviyeli Teras: Gevşek yapılı yamaçlarda terasların dayanıklılığın arttırmak için yapılan çalışmalardır.
Otlandırma: Sarp ve gevşek yapılı yamaçlarda, sığ topraklı yerlerde yüzeysel akışı önlemek veya zarar vermeyecek düzeye indirmek üzere yapılan erozyon kontrolü çalışmalarıdır. Ot örtüsünün hem yağmurun darbe tesirini hem de yüzeysel akışı azaltıcı bir rolü vardır. Erozyon kontrolü çalışmalarında mutlaka önem verilmelidir.
Canlandırma Kesimi: Sürgün veren ağaç türlerinin kök ve kütüklerini sürgün vermeye zorlamak üzere yapılan çalışmalardır.
Mera Islah Çalışmaları: Kapalılığı bozulmuş, dejenere olmuş otlak sahaların otlatma planlaması, gübreleme, teraslama çalışmaları ile yapılan erozyon önleyici ve ot üretimini artırıcı çalışmalardır.

MERA ISLAH ÇALIŞMALARI

Yamaç arazi çalışmaları ile birlikte yürütülen çalışmalarımızdır.
Amaç: Suların yataklarında sebep olduğu taban ve kıyı oyulmalarını önlemektir. Dere içlerinde belirli sıklıkta ve şekilde yapılan bu enine objeler ile derelerde denge meyilli sağlanarak, suların hızı azaltılıp oyma ve aşındırma niteliği ortadan kaldırılarak rusubat akışı önlenmekte derenin ekseni istikametine akması sağlanmaktadır. Enine objelerin arkalarının dolmasını takiben yeşillendirme ve ağaçlandırma çalışmaları yapılmaktadır.
Kuru Duvar Eşik: Harç kullanmadan duvar örmeye elverişli taşların olduğu yerlerde, hesaplanan aralıklarda tesis edilirler.
Harçlı Islah Sekileri: Kuru taş duvarlarının yeterli olmayacağı yerlerde, hesaplanan aralıklarla ve 1,50 - 2,00 m'den yüksek olmamak şartı ile inşa edilirler.
Canlı Eşikler: Yeterli taşın bulunmadığı yerlerde azami 1,00 m. yükseklikte kazık çalı demetleri, örme materyali olarak kullanılan dallarla yapılan, oyulmayı önleyici çalışmalardır.

RUZGAR EROZYONUNA KARŞI ÇALIŞMALARIMIZ

Amaç: Kumulların, tarım alanlarını ve yerleşim yerlerini istilasının önlenmesidir.
Ön Kumul Tespiti ve Fiziki Stabilizasyonu: Rüzgar istikametine dik ve birbirine paralel yapılan cansız perdelerle kumun 3 - 5 metre yüksekliğinde bir yığın teşkil etmesinin sağlanmasıdır. Bu kumul üzerinde yapılan perdeler yüksekliğin 8 - 10 katı mesafedeki alanı rüzgarlardan koruyabilmektedir.
Ön Kumulun Biyolojik Stabilizasyonu ( Devamlı Tedbirler ): Yöreye uygun çok yıllık otsu bitkiler, çalılar ve yalancı akasya, Kıbrıs akasyası, fıstık çamı, okaliptüs, akasya gibi ağaç türleri ile kumulların devamlı olarak hareketsiz hale getirilmesidir.
Koruyucu Orman Kuşakları: Tarım alanlarını ve yerleşim yerlerini rüzgarın zararlı etkisinden ve kumul istilasından korumak için 30 - 60 m. genişlikte 20 - 50 ağaç sırasından oluşan, sırtlarda, su kesimlerinde teis edilen ormanlardır.
Rüzgar Perdeleri: Tarım alanlarını korumak amacı ile 1- 10 ağaç sırasından, hakim rüzgar istikametlerine dik, birbirine paralel belirli aralıklarda tesis edilen ağaç ve çalılardan oluşan perdelerdir.

Önce Yeşil sonra Toprak gider...
Tarih boyunca yeryüzünde en çok tahrip gören doğal kaynakların başında şüphesiz Ormanlar gelir.Bu tahrip sonucu bugün yaşanan ormansızlaşma,dünyada ve ülkemizde hızlı bir Erozyona ve sonunda da çölleşmeye yol açmaktadır.Bitki örtüsü ve Ormanların kaybı;ulusal servet olan ülke toprakların yok olmasına,su rejimin bozulmasına ,sel ,heyelan, çığ, kuraklık gibi hayatı altüst eden felaketlere,açlığa ve toplu göçlere neden olmaktadır.
Orman ülkemiz için vazgeçilmezdir.
Ormanlar;ağaçlar ,diğer bitkiler ,hayvanlar ve mikroorganizmalar gibi canlı varlıkların yaşadığı ve toprağı,havası ,suyuyla birlikte korunması gereken eşsiz doğa parçalarıdır.Bugün 20,7 milyon hektar olan orman alanlarımız,ülke yüzölçümünün %26 kaplamaktadır.Ancak bu miktarın yarısı bozuk vasıfta orman niteliğindedir.Oysa Türkiye gibi arazi yapısının erozyona uygun olduğu bir coğrafyada ,orman alanı ve niteliğinin bu orandan çok fazla olması gerekmektedir.
Erozyon;koruyucu bitki örtüsünden yoksun kalarak parçalanması kolaylaşan toprak kütlesinin su ve rüzgar etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır.
Su ,hayat verdiği toprağa aynı zamanda zarar da verebiliyor.Şiddetli yağışlar zamanla toprağı harekete geçirerek başka yerlere sürükler.Rüzgar erozyonunda,koruyucu bitki örtüsününden yoksun kalan toprak kuvvetli rüzgarlarla başka yerlere taşınır.Su erozyonu;yüzey ve oyuntu erozyonu olarak kendini gösterirken,ayrıca kıyı, çığ ,yer çekimi,dalga ve buzul erozyonu ile topraklar her geçen gün yitirilmektedir.
Erozyon nasıl oluşur ?
Erozyonu belirleyen pek çok doğal etken vardır. Arazinin genel yapısı, eğimi, yamaç uzunluğu suyun toprağı tahrip gücünü artırır.Jeolojik yapısı ve içindeki maddelerin oranı, toprağın erozyona karşı direncini belirler. İklim şartları, yıllık yağışların düzensizliği ve bitki örtüsünün niteliği de erozyonun şiddetini etkiler. Bütün bu doğal süreçlerin yanında asıl erozyon olayı ise; olumsuz insan etkileri sonucu ortaya çıkar. İnsanın toprak üzerindeki olumsuz etkileri erozyonu artırmaktadır. Dağınık ve düzensiz kırsal yerleşme, ormanların ve meraların tahribi, aşın otlatma, orman yangınları gibi etkenler erozyonu hızlandır
maktadır.Erozyon, sanıldığı gibi yalnızca orman alanlarında görü!en bir sorun değildir. ÖzeIIikle yanlış tarım teknikleri ve toprak işleme yöntemleri yüzünden tarım alanlarında ve meralarda çok büyük erozyon sorunu yaşanmaktadır. Ülkemizde çarpıcı sonuçlarını yaşadığımız erozyon, doğal süreçlerin yanında ekonomik, toplumsal, kültürel pek çok sorunumuzun bir yansıması aslında.Erozyonda hep aynı süreç yaşanır.Önce yeşil örtü ve orman alanları tahrip olur,aşırı kullanım sonucu meraların yapısı bozulur.Toprak,suyun etkisiyle yavaş yavaş çözülmeye başlar.Bu değişim hemen fark edilmez.Verimli üst toprak akıp giderken .Koyu renkli üst topraktan tabana doğru aşınma ilerler ve açık renkli ham alt toprağın tamamen yüzeye çıktığı aşamada erozyon kendini belli eder.Anakaya ortaya çıktıktan sonra artık yapılacak iş kalmamıştır.İşte o zaman erozyon bütün çarpıklığı ile gözler önüne serilir.
Su toprağı alır gider
Türkiye maalesef ,dünyanın en fazla aşınan ve toprakları erozyonla en çok taşınan ülkeler arasında.Türkiye erozyonun her türünün ve şiddetlinin görüldüğü canlı bir müze,adeta bir erozyon albümü.Her yıl 500 milyon ton verimli toprağı kaybediyoruz Anadolu’muzdan her yıl erozyonla kaybedilen toprak ,ne kadar ki Kıbrıs adasının yüzeyini kaplayacak miktarda. Oysa toprak , korunmadığı takdirde erozyon sonucu kolayca kaybedilen ve bir daha yerine konulması mümkün olmayan bir kaynaktır. Binlerce yılda oluşan toprağın oluşan toprağın kısa sürede kaybedilmesi çok acıdır.1 cm. kalınlığında toprak tabakasının oluşabilmesi için çok uzun yıllar geçmesi gerektiğini unutmayalım.Verimli topraklarımız akarsularda ;denizlere,göllere,barajlara ve benzeri kapalı havzalara taşınıyor.Erozyon sonucu ,milli ekonomimize büyük katkıları olan barajlarımız toprakla dolma tehlikesi dolma ile karşı karşıya...
Yitirilen yalnızca topraklar mı?
Şüphesiz erozyonla yalnızca toprak kaybedilmiyor.Hemen her yıl erozyon yüzünden yaşanan sel, heyelan,çığ ve benzeri olaylar nice can ve mal kaybına neden olmakta,ekonomimize büyük darbeler vurmaktadır.
Peki erozyon nasıl önlenir?
Çözüm insandan başlar .Öncelikle çalışmanın yapılacağı alandaki halkın ikna edilmesi ve bu işin yararına inandırılması gerekir.Yöredeki sosyal problemler çözülüp ,ekonomik çözümler üretildikten sonra halkın katılımı sağlanırsa,diğer teknik çalışmalar daha rahat gerçekleştirilir.
Erozyonla mücadele yalnızca ağaç dikmekle olmaz !
Erozyon önleme çalışmaları arazide bir dizi mühendislik çalışmasını gerektirir.Gerekli arazi etütleri yapıldıktan sonra teraslar,kuru duvar eşikler,örme çitler ve daha pek çok altyapı çalışması ile arazide suyun yıkıcı gücü önlemeye çalışır . Erozyonla mücadelede binlerce el çalışır; gece gündüz,soğuk sıcak demeden... Arazinin bozulan yapısı onarıldıktan sonra sıra arazinin yeşertilmesine gelir.Erozyonla mücadele uzun yıllar çalışmayı ve sabırlı olmayı gerektirir.Sonuçları uzun yıllarda alındığı bu mücadelede,bitki örtüsü tesis etmek ve mevcut bitki örtüsünü geliştirmek için otlandırma,dere yataklarının bitki örtüsüyle güçlendirilmesi gibi çalışmalar yapılmaktadır.
__________________
Türkiye ve Antalya Şehidine Ağlıyor Ruhlarınız Şad Olsun. Şehit Ailelerine Allahtan Sabır Diliyorum.

Mekanın Cennet Olsun Ramazan Yeşil
Woody isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler :
Powerofdreams (05-01-2008), Uzayliuraz (03-06-2008)
   

Alt 05-01-2008, 23:02   #2
hero0oo
Site destekçisi
 
hero0oo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ruh Halim:
Standart


emegine saglık qusel paylaşım inşallah herkez böyle bilinçlense
__________________
Made in heroOOooOOo!!
Dikkat!: Damlaya Yardımcı Olun Kan Bağışlayın Bir Hayat Kurtarın,Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayın
hero0oo isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 03-06-2008, 21:00   #3
Uzayliuraz
Yeni Üye
 
Uzayliuraz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Teşekkür Sayısı: 19
Standart


Ödevimi yapmama yardımcı oldun Teşekkürler.
__________________
Dalgaların Bilgiye Dönüştüğü Tek Deniz

Uzayliuraz isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

İlginizi Çekebilecek Benzer Konular
Konu Yazan Forum Cevap Son Mesaj
Dil Nedir ? Woody Edebiyat 1 25-08-2008 22:16
127.0.0.1 nedir? Powerofdreams Bilgisayar bilimi 0 13-05-2008 23:36
Ney nedir? Powerofdreams Müzik Bilgisi 0 19-03-2008 20:32
Mey nedir? Powerofdreams Müzik Bilgisi 0 19-03-2008 20:28
Din nedir? Powerofdreams Din 0 19-01-2008 14:45


Genel kültür ve Sanat forumunun Erezyon Nedir ? adlı konusunun Genel Kategoriler alt forumları; Erezyon Nedir ? Erozyon (toprak aşınması), toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yok edilmesi sonucu koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ...


Seçenekler
Stil


Saat: 14:17 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc. Telif Hakkı 2007 www.bilgidenizi.net
website tracker Türkiyenin En Büyük Forumlari Arts Check PageRank