![]() | ![]() |
| |||||||
![]() |
| Anahtar Kelimeler: gazi, goz, kovan__, lutfen, okuyun, tutamayacaksiniz, yaslarinizi |
|

![]() |
| | Son konular | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Site destekçisi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1.502
Üye No:24
Konular: 930 Katılım: 44% Devamlılık: 96% Online Süresi: 15 Saat 13 Dakika 41 Saniye Teşekkür Sayısı: 218 195 Konuda,389 Kez Teşekkür Aldı Rep Puanı: 4822543 Rep: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | >GAZİKOVAN > > Mart 1921 İnönü Ovası İnsanın İflahını kesen buz gibi bozkır >ayazında Ethem Çavuş'un sırtı üşüyor, avuçları ise kızgın mermi kovanlarına >çıplak elle dokunduğu için alev alev yanıyordu. Top atışı on sekiz saattir >durmaksızın sürüyordu. Ethem Çavuş, 75 mm'lik topu durmaksızın dolduruyor, >her seferinde besmele çekip keşif kolundan bildirilen menzillere kıyamet >yağdırıyordu. > > > Sandıkta kalan sondan üçüncü mermiyi aldığında bir an duraksadı. >Merminin üzerine bir çaput sarılıydı. Çaputu sökerken avucuna kalem >büyüklüğünde demir bir çubuk düştü. Çaputun ve çubuğun anlamını çözmeye >çalışırken sarı metalden mermi kovanına kazınarak yazılmış yazıya gözü >ilişti. Okumaya vakti yoktu. Mermiyi topa sürüp ateşledi. Demir çubuğu >cebine, boş kovanını ise bu sefer sandığa değil yere attı. Birkaç dakika >sonra soğumuş olan kovanı kaybolmaması için yerden alıp mintanının >yakasından içeri attı. Akşam ezanı vaktinde çarpışma durulmuş, mevzileri >ileri, düşman hatlarına doğru ilerletme emri gelmişti. Batarya komutanı, >Ethem Çavuşa istirahat verdi. İlk iş olarak boş kovanı çıkarıp üzerindeki >yazıyı okudu. > > > Kovanın üzerinde "Karahisarlı Seyfi Çavuş. 4.Alay 2.Tabur >8.Batarya 26 Rebiyülahir 1339*İnönü" yazıyordu. Birinci İnönü savaşının en >kızgın günlerinden birinde düşülmüş not ve mermiyle gelen demir çubuk, >İmalat-ı Harbiye atölyelerinde çalışanların bir mesaj istediğini >gösteriyordu. Boşalan kovanlar Ankara'daki atölyelere yollanır, oradan >tekrar doldurulup cepheye dönerdi. > > > Üç saat sonra gecenin iyice çökmesiyle savaş tamamen durulmuş, >birlikler yeni mevzilerine yerleşmişti. Ethem Çavuş, cebindeki demir çubuğu >çıkarıp bir köşeye oturdu. Ucu sivriltilmiş çubuk, bakır ustalarının >"kalem" dedikleri, metal üzerine desen oymaya yarayan keskin bir aletti. >Eline yumruk büyüklüğünde bir taş alarak hafif tıklamalarla kendi mesajını >kovana kazıdı. "Aksekili Ethem Çavuş 8.Alay 3. Tabur 1.Batarya 20 Recep >1339** İnönü" > > > Beş gün sonra Ankara Atölye'nin bir köşesinde cepheden gelen >sandıkları açan kalfa, tezgâhlardan birinde harıl harıl çalışmakta olan >ustaya seslendi: > >Sesinde, eşi doğum yapmış bir adama bebeğini müjdeleyen ebenin heyecanı >vardı. "Kâmil Usta! Müjdemi İsterim! Senin yavru cepheden dönmüş!". Hepsi >sandıkların olduğu kısma koşturarak kovanın üstündeki yazıyı okumak için >toplandılar. Tabii ki bu şeref Kâmil Ustaya aitti. Yüksek sesle Ethem >Çavuşun notunu okudu. Atölyede bir bayram havası esmişti. Tüm çalışanlar, >Kâmil Ustayı yeni baba olmuş biriymiş gibi kutluyor, hayır duaları >ediyorlardı. Ustalar, İş tezgâhlarından birinin başında toplandılar. Kâmil >Usta kovanın ağzının eğilen yerlerini düzeltip özenle kapsülünü yeniledi. >İçine barutunu doldurduktan sonra yeni bir çekirdeği kovanın ağzına >oturttu. Mermi hazır olunca, Ethem Çavuşun kovanın içinde geri yolladığı >çelik kalemi yeni bir çaputla merminin üzerine sardı. Kundaklanmış mermiyi >şefkatle tutarak yeni doldurulan bir sandığa yatırdı. Çalışanlar hep bir >ağızdan "Allah kavuştursun" diyip işlerinin başına döndüler. Kâmil Usta, >halen açık duran sandığa yatırdığı mermiye hüzünle bakıp "Selametle git >aslanım. Allah muvaffak etsin. Çok bekletme bizi" dedi. Kovan, Birinci >İnönü savaşı sıralarında üzerindeki ilk notla Kâmil Ustanın eline >geçtiğinde bu fikir doğmuştu. Karahisarlı Seyfi Çavuşun başlattığı bu >geleneğin süreceğinden emin değildi; ama denemeye değerdi. Nitekim Aksekili >Ethem Çavuş umutlarını boşa çıkarmamıştı. Cephede patlayan her merminin >kovanı buradaki ustaların elinden geçtiğine göre bir aksilik olmazsa >yeniden görüşeceklerdi. > > > Eylül 1922 - Ankara Bir buçuk yıl içinde kovan sekiz kere daha >atölyeye uğradı. Üzerindeki mesajların sayısı da sekize ulaşmıştı. Mesaj >yazanların sekizi de başka alay ve taburlardan farklı kişilerdi. Kovan her >keresinde atölyedekilere daha büyük bir coşku yaşatıyor, istiklâl savaşının >her zorlu durağından Ankara'ya barut, kan ve zafer kokusu taşıyordu. Türk >ordusunun İzmir'e girdiği gün Ankara'da bayram havası eserken kovan yeniden >gelmiş, ama bu sefer tüm atölyeyi yasa boğmuştu. Kovanın içinde, çelik >kalemin yanı sıra bir mektup ile bir tane de bakır künye vardı. Kovanın >üzerine kazınmış dokuzuncu notta; "Karahisarlı Seyfi Çavuş. 4. Alay 2. >Tabur 8.Batarya 12 Muharrem 1341*** Banaz" yazılıydı. Atölyedekiler mektubu >açıp okumaya koyuldular; > > >Bismillahirrahmanirrahim. > > >Selamün aleyküm gayretperver ustalar. Allah'a şükürler olsun ki mendebur >düşman kaçıyor. Muzaffer Türk ordusu beş gündür durup dinlenmeksizin kâfiri >kovalıyor. Güzel İzmir'e, kalplerimizdeki imânımız kadar yakınız artık. İki >gün evvel Banaz'daki muharebede bataryamın çavuşlarından Seyfi, kalleş >düşmanın kurşunuyla şahadete ermiştir. Cenazesini sıhhiyecilere teslim >etmeden önce mintanının içinde bu kovanı buldum. Malumunuzdur ki vefat eden >neferin künyesi ailesine yollanır. Lâkin beş gün önce Karahisar'ı ele >geçirdiğimizde,Seyfi Çavuş'un ailesinin düşman tarafından katledildiğini >öğrendik. Bu kahraman Türk evladı kederini yüreğine gömüp anacığını, >babacığını defnedemeden düşmanın peşine düştü. Üç gün sonra kendisi de >hakkın rahmetine kavuştu.Kovandaki yazılardan anladığım üzere bu topçu >neferlerin bir ailesi de sizler olmuşsunuz. Bu sebeple Seyfi Çavuşun >künyesini sizlere yolluyorum.Başınız sağ olsun. Hayır dualarınızı >bizlerden, Fatihalarınızı aziz şehitlerimizden esirgemeyiniz. Hakkın >rahmeti üzerinize olsun. Yüzbaşı Muhsin Talât 4.Alay 2. Tabur 8. Batarya > > >14 Muharrem 1341 Salihli" > > >Mektup bittiğinde tüm personel ağlıyordu. Atölyeye bir ölüm sessizliği >çökmüştü. Hiç tanımadıkları halde iki satır yazıyla kardeş oldukları Seyfi >Çavuşun ardından Fatiha okuyup amin dediler. > > > Kamil Usta yutkunarak tezgâhının başına oturdu. Kovanı yeniledi >ama bu sefer, minik iki perçinle Seyfi Çavuşun künyesini kovanın dibine >çaktı. Yine her zamanki merasimle mermiyi kundaklayıp sandığa yatırdı. >Oysa o mermi bir daha düşman mevzilerine gönderilmeyecekti. > > > Ocak 1923-Ankara Savaşının bitmesinin ardından Ankara'daki >mühimmat depolarında sayım ve temizlik yapılıyordu. Sandıklar tek tek >açılıyor, mermiler sayılıp yeniden sandıklanıyor, kayda geçirilip daha >tertipli bir cephaneliğe gönderiliyordu. Teğmen Hamdi Vâsıf, Kâmil ustanın >hazırlayıp kundakladığı mermiyi buldu. Böyle bir anının-belki de yıllarca- >sandıkların İçinde kalmasına gönlü elvermedi. Ciddi bir suç işliyor olmayı >göze alıp mermiyi evine götürdü. Niyeti, ömrünün sonuna kadar mermiyi bir >anı olarak saklamaktı. > > > 29 Ekim 1923 - Ankara Teğmen Hamdi Vâsıf Ankara kalesine çıkan dik >sokakları koşarak tırmanıyordu. Soğuğa rağmen kan ter içinde kalmıştı. >Yarım saat önce 20:30 sıralarında meclisten, cumhuriyetin ilan edildiği >duyurulmuştu. 101 pare top atışıyla cumhuriyet kutlanıyordu ve Seyfi >Çavuş'un mermisi bu şöleni kaçırmamalıydı. Yetmiş, belki de sekseninci >atışta topçuların yanına ulaşabilmişti. Yüzbaşı Muhsin Talat'ın yanına >giderek sert bir asker selamı verdi. > > "Hamdi Vâsıf Edirne! Bir maruzatım var komutanım" Yüzbaşı sorar gözlerle >genç subaya bakıyordu. > >"Evet teğmenim? Sizi dinliyorum" >Teğmen, üniformasının içinden mermiyi çıkarıp yüzbaşıya uzattı. > >"Yüzbirinci pareyi en çok bu mermi hak ediyor komutanım. Müsaadenizle bu >şerefi ondan esirgemeyelim" > > > Yüzbaşı Muhsin Talat gözlerine inanamamıştı. Sevinç gözyaşlarını >tutamadı. O kadar heyecanlanmıştı ki neredeyse aralarındaki rütbe farkına >bakmaksızın genç teğmenin ellerini öpecekti. Mermiyi alıp çekirdeğini >dikkatlice yerinden çıkardı. Kovanın tepesine bir bez parçası tepip iyice >sıkıştırdı. Subay şapkasını çıkarıp surun üzerine koydu. Mermiyi şapkanın >içine yatırdı. Toplar atışlara devam ediyordu. 82, 83, ...97, 98, 99... On >dakika kadar sonra, atışları sayan çavuş "Yüzüncüyü attık komutanım" >diyince, Muhsin Talat, kovanı topun yatağına kendi elleriyle sürerek ateş >emrini verdi. Subayların kılıçlarını çekerek selamladığı o son top sesi >Ankara'nın her duvarından yankıyıp dört yıllık istiklâl savaşının tüm >hikâyesini anlatmıştı sanki. Rütbe ve mevkilerine bakmaksızın topun >başındaki tüm askerler kucaklaşarak birbirlerini kutladı. Son olarak >Yüzbaşı Muhsin Talat ile Teğmen Hamdi Vâsıf sarıldılar. Kovan ayaklarının >dibindeydi. Yüzbaşı eğilip saygıyla kovanı yerden aldı. Avuçlarının >yanmasına aldırmadı bile. > > > Gazi Kovan ( Top Mermisi Kovanı)
__________________ Made in heroOOooOOo!! |
| | |
![]() |
İlginizi Çekebilecek Benzer Konular | ||||
| Konu | Yazan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| okuyun ondan sonra herkes lütfen yorumunu yapsın | seddakum | İlginç Konular | 0 | 03-07-2008 20:09 |
| Uzun bir dua olsada okuyun lütfen | seddakum | Dua, Hadis ve Ayetler | 0 | 27-05-2008 17:43 |
| sabırla okuyun | pıtırcık | Aşk Şiirleri | 9 | 25-04-2008 21:49 |
| "Türkmenistan'ın gazı kesmesi ahlak dışı" | Ekonomist | Ekonomi Haberleri | 0 | 15-01-2008 21:10 |
| İran gazı kademeli artıracak | Ekonomist | Ekonomi Haberleri | 0 | 09-01-2008 17:30 |
| Genel kültür ve Sanat forumunun GAZİ KOVAN!! göz yaşlarınızı tutamayacaksınız lütfen okuyun:( adlı konusunun Genel Kategoriler alt forumları; >GAZİKOVAN > > Mart 1921 İnönü Ovası İnsanın İflahını kesen buz gibi bozkır >ayazında Ethem Çavuş'un sırtı üşüyor, avuçları ise ... |
| Seçenekler | |
| Stil | |