Hoşgeldin Ramazan ! Header Right

Ana Sayfa Şifremi Unuttum Kimler Online Bölümleri Okundu Kabul Et Üye Listesi Son Konular
Geri git   Bilgi Denizi » Genel Kültür » Genel Kategoriler » Genel kültür ve Sanat
Kayıt ol Yardım Bölümleri Okundu Kabul Et Chat Odaları Canlı maç sonuçları Anahtar Kelimeler

Bilgi Denizi´ne Hoşgeldiniz.
Sitede Bulmak İstediklerinizi Arayarak Bulabilirsiniz
Sitede Bulmak İstediklerinizi Arayarak Bulabilirsiniz
Anahtar Kelimeler: , ,

Konu Bilgileri

Rönesans Resim Sanatı
Sanatın en güzeli ve Kültürün en gelişmişi bu bölümde...

Cevap: 0 Görüntüleme: 109
Yeni Konu aç Cevapla
 
Son konular Seçenekler Stil
Alt 05-04-2008, 22:38   #1
SeMpAtİk_25
Astsubay Kıdemli Üstçavuş
 
SeMpAtİk_25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Teşekkür Sayısı: 19
Standart Rönesans Resim Sanatı


Masaccio, Botticelli, Leonardo da Vinci, Michelangelo, Raffaello, Tiziano, Dürer, Bosch ve Bruegel gibi çok sayıda büyük ressamı; İtalya yarımadasından Avrupa’nın içlerine ve nihayet kuzey denizi kıyılarındaki Flaman topraklarına kadar uzanan geniş bir coğrafyayı; Venüs’ün Doğuşu’ndan Mona Lisa’ya pek çok önemli başyapıtı içine alan ‘Rönesans resmi mucizesi’ nasıl gerçekleşmiştir? Bu sorunun cevabını, sayfalar dolusu bilgi ve yorumu içeren bir metinden daha iyi verebilecek tek şey yine bir resim olabilir. Böyle bir resim, 19.yüzyılda yaşamış İngiliz sanatçı Frederic Leighton tarafından 1855 yılında tamamlanmıştır ve ‘Trecento’nun, Rönesans’ın gelişini müjdeleyen o ışıltılı dönemin büyük ustası Cimabue’nin elinden çıkmış Meryem ve Çocuk İsa’yı konu edinen bir sunak panosunun Floransa sokaklarında coşkulu bir törenle gezdirilişini canlandırır.
Floransa şehrinin din büyükleri, sivil yöneticileri, çocuklar, zarif bayanlar en şık kıyafetleriyle bu tören alayını oluşturan kalabalığın içerisindedir. İnsanlar, böylesine önemli bir olaya tanıklık etmek üzere evlerinin pencerelerinden sarkmış, fırlattıkları çiçekler resmin geçtiği yolu kutsarcasına yerlere saçılmıştır. Müzik coşkulu ortama eşlik etmekte, kalabalığın arasında büyülü bir dokunuş gibi gezinmektedir. Yüksekçe bir podyum üzerinde yer alan Cimabue’nin resmi, tüm şehre gururla gösterilerek, konulacağı kiliseye doğru taşınmaktadır. Ressam, eserinin hemen önünde, sahnenin tam ortasında ve kalabalıktan biraz yalıtılmış bir şekilde şık, beyaz kıyafeti içerisinde bir kahraman edasıyla ilerlemektedir. Halkın her kesiminin bir arada aynı coşkuyu paylaştığı bu ortamda, sanat ve sanatçı toplumsal uzlaşmanın merkezinde yer almıştır. İşte Rönesans resmi mucizesi bu gerçeğin ardında saklıdır.
Leighton’un resim yoluyla canlandırdığı Trecento koşulları, geçmişten bugüne uzanan yazılı belgelerden elde edilen bilgilerle de desteklenmektedir. Buna göre, 14.yüzyılın bir başka önemli sanatçısı Duccio, Floransa’ya yakın mesafedeki Siena şehrinin katedrali için bir sunak resmi yapmakla görevlendirilmiştir: “9 Ekim 1308’de Siena Katedrali’nin Operaio’su (idarecisi) Messer Jacopo del fu Giliberto de’ Marescotti, Duccio’ya katedralin ana altarı için bir sunak resmi siparişi verdi. Sanatçı, bu resmin, Maesta’nın üzerinde 32 ay çalıştı ve 9 Haziran 1311’de din adamları ve sivil yöneticilerin önderlik ettiği Siena halkı, resmi konulacağı yere götürmek üzere atölyesine geldiler. Eseri, Piazza del Campo’nun çevresinde dolaştırdıktan sonra, onu kutsal bir tören alayı ile katedrale taşıdılar. Bu, bütün şehrin sadece Meryem’e bağlılığıyla ilgili olarak değil, aynı zamanda yaratıcısının elinden yeni çıkmış bir başyapıta duyulan hayranlık sonucunda etkilendiği tarihi bir olaydı.”[CARLI, Enzo; Sienese Painting, Scala, Italy, 1988, s.11]
14.yüzyılda yaşamış bir Floransa ya da Siena’lı için; sanat eseri, onu içinde yaşadığı topluma ve kente daha büyük bir coşkuyla bağlayan, birey olarak varlığını anlamlı kılan üst düzeyde bir üretimdir. Kentli bireyin kentine sahip çıkma bilincinin doğal bir sonucu olarak Rönesans resmi; doğuşuna kentsoylu Avrupalının zemin hazırladığı, onun tarafından desteklenmiş ve sahip çıkılmış bir sanatsal üretim biçimidir. Kent ve Kentsoylu: Akdeniz... Batı ve Doğu uygarlıklarını birbirine bağlayan, öteden beri iki uygarlık arasındaki ticaret ve kültür trafiğinin üzerinde gerçekleştiği büyük, eşsiz güzellikteki su yolu.. Helen ve Roma dünyasını besleyen can damarı... Avrupa’nın, ‘Yaşlı Kıta’nın varlığına anlam katan büyülü deniz... Önce kuzeyden gelen istilalarla sarsılan Avrupa, ardından 8.yüzyılda Akdeniz’in İslam dünyasının hakimiyetine girmesiyle kabuğuna çekilmiş, batı uygarlığının tarihinde bir karanlık çağ başlamıştır. Kültürel ve ticari beslenmesi en az seviyeye inmiş, içine kapalı bir kır kültürü ve ekonomisinin geçerli olduğu uzun bir sürece girilmiştir.
Bu süreç, Akdeniz’in ve bu büyük su yolu üzerindeki trafiğin tekrar hrıstiyan batı Avrupa’ya açılmasıyla sona erecektir. Malların dolaşımı ve ticaret ile gelen rahatlama, kentlerin gelişimine zemin hazırlamıştır. Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde giderek kalabalıklaşan hareketli kentler gelişmektedir: “Böylece ticaretin yayılması ilk kez iki noktada belirdi; Avrupa’nın doğu dünyası ile iletişim kurmasını sağlayan Venedik ve Rus- İskandinav dünyası iletişimini sağlayan Flandr’da; buradan da iyilik getiren bir salgın gibi tüm Avrupa kıtasına yayıldı. Kuzeyden gelen akımla güneyden gelen akım iç bölgelere ulaşarak sonunda birleşti.”[PIRENNE, Henri; Ortaçağ Kentleri, ç: Şadan Karadeniz, Dost, İstanbul, Ağustos- 1982, s.79]
Leighton’un resim yoluyla canlandırdığı Trecento koşulları, geçmişten bugüne uzanan yazılı belgelerden elde edilen bilgilerle de desteklenmektedir. Buna göre, 14.yüzyılın bir başka önemli sanatçısı Duccio, Floransa’ya yakın mesafedeki Siena şehrinin katedrali için bir sunak resmi yapmakla görevlendirilmiştir: “9 Ekim 1308’de Siena Katedrali’nin Operaio’su (idarecisi) Messer Jacopo del fu Giliberto de’ Marescotti, Duccio’ya katedralin ana altarı için bir sunak resmi siparişi verdi. Sanatçı, bu resmin, Maesta’nın üzerinde 32 ay çalıştı ve 9 Haziran 1311’de din adamları ve sivil yöneticilerin önderlik ettiği Siena halkı, resmi konulacağı yere götürmek üzere atölyesine geldiler. Eseri, Piazza del Campo’nun çevresinde dolaştırdıktan sonra, onu kutsal bir tören alayı ile katedrale taşıdılar. Bu, bütün şehrin sadece Meryem’e bağlılığıyla ilgili olarak değil, aynı zamanda yaratıcısının elinden yeni çıkmış bir başyapıta duyulan hayranlık sonucunda etkilendiği tarihi bir olaydı.”[CARLI, Enzo; Sienese Painting, Scala, Italy, 1988, s.11]

Tüccarlar her yere mallarını taşımakta, panayırlar kurmakta ve önemli kentlerin eteklerinde koloniler oluşturmaya başlamaktadırlar. Böylece, kentler hızla gelişmekte ve değişmektedir. Giderek zenginleşen ve kentsoylu (burjuva) olarak anılan tüccarlar, kendileri için kiliseler yaptırmakta ve ihtiyaçları doğrultusunda kente yeni bir görünüm kazandırmaktadırlar. Dini yapılar, kamu binaları, alt yapı ile ilgili çalışmalar, hepsi; 11.yüzyıldan itibaren gelişmeye başlayan kentlerin doğurduğu bu toplum kesiminin zorunluluk ve giderek sorumlulukları çerçevesinde yapılmaktadır. Loncalarda biraraya gelen meslek erbapları, çıkarları gereği yapılması gereken bir imar işi için hiç duraksamayacaktır. Bunun sonucunda, kentin yönetimi de zamanla kent halkının ya da diğer bir deyişle kent halkı adına sivil bir yönetici sınıfın eline geçecektir.
Artık, kiliseler etrafında toplanmaya, bu kurum tarafından yönetilmeye ve yönlendirilmeye boyun eğmiş toplum, kendi iradesini ortaya koyabilmektedir. Kentin içine taşınan kilise, kentlinin önemli bir değeri olarak varlığını sürdürmekte, ancak onun iradesine kesin bir baskı uygulayamamaktadır. Yeni toplum, büyük ölçüde sivil bir toplumdur, bir din toplumu değil.
Böylece, seçimle ve belirli bir süre için iş başına gelen sivil belediye yönetimi yerleşmeye başlamıştır ve kentsoyluyu temsil eden bu sivil irade büyük bir atılganlıkla kentine sahip çıkmaktadır:
“Gerçekten kentsoylular kamu yararına öylesine bağlıydı ki, eşine rastlayabilmek için antik çağa dönmek gerekir.. Daha 12.yüzyılda tüccarlar kazançlarının oldukça büyük bir bölümünü yurttaşlarının yararı için harcıyorlardı; kilise yaptırıyor, hastaneler kuruyor, pazar vergilerini ödüyordu. İçlerinde yurt sevgisi, kent sevgisi ile birleşmişti. Herkes kentiyle övünüyor, içten gelen bir duyguyla kendisini kentin gelişmesine adıyordu.” [PIRENNE, Henri; a.g.e., s.149]
Başlangıçta kentin yeni sakinlerine soğuk bakan din adamları ve soylular, gelişmelerin hızıyla ve aslında daha çok zorunluluktan veya çıkarlarına uyduğundan, zamanla onları kabullendiler. Özellikle kilise, gelişmelerden hoşnut gözükmektedir. Yeni nüfus, kilisenin gelir kaynaklarını belirgin bir şekilde arttırmış ve bu durumda kilise hazinesinde yüklü bir birikim oluşmaya başlamıştır:
“Kentsoylulara devredilen topraklardan alınan kira ya da vergiler, verimliliği gittikçe artan bir gelir kaynağı oluşturuyordu.” [PIRENNE, Henri; a.g.e., s.120]
Bu durumda, kilise, aralarında sanat yapıtlarının da bulunduğu pekçok yeni yatırıma yönelmekte tereddüt etmeyecektir. Sanat, kilisenin bünyesinde varolmakla birlikte, destekçisi sadece kilise değil, belki de daha çok belediye ve varlıklı tüccarlar, soylular ya da loncalar oldu. Kent halkının, çoğu zaman dinsel bir coşkunlukla, kilise ve din adına giriştiği ancak zamanla giderek dindışı bir iradenin kapsamında değerlendirdiği sanat yatırımları, Rönesans sanatının gelişiminde birinci derecede önem taşıyan bir role sahip olmuştur.
Siyasi ve toplumsal örgütlenmesini sağlam temellere oturtmuş, ekonomik açıdan belli bir refah düzeyine erişmiş İtalyan kentlerinde sanat hızla gelişebileceği bir ortamı bulmuştur.
__________________
Dalgaların Bilgiye Dönüştüğü Tek Deniz

SeMpAtİk_25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
   

Yeni Konu aç Cevapla

İlginizi Çekebilecek Benzer Konular
Konu Yazan Forum Cevap Son Mesaj
Gotik Sanatı SeMpAtİk_25 Genel kültür ve Sanat 0 05-04-2008 22:39
Resim Nedir? Resim Sanatı SeMpAtİk_25 Genel kültür ve Sanat 0 05-04-2008 22:33
Rönesans (Renaissance) Dönemi Kültür, Sanat ve Felsefesi SeMpAtİk_25 Gelenekler 0 05-04-2008 09:57
Pop sanatı Powerofdreams Sanat 0 05-01-2008 17:52
Op Sanatı Powerofdreams Sanat 0 05-01-2008 17:51


Genel kültür ve Sanat forumunun Rönesans Resim Sanatı adlı konusunun Genel Kategoriler alt forumları; Masaccio, Botticelli, Leonardo da Vinci, Michelangelo, Raffaello, Tiziano, Dürer, Bosch ve Bruegel gibi çok sayıda büyük ressamı; İtalya yarımadasından Avrupa’nın ...


Seçenekler
Stil


Saat: 03:27 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.10
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc. Telif Hakkı 2007 www.bilgidenizi.net
website tracker Türkiyenin En Büyük Forumlari Arts Check PageRank