![]() | ![]() |
| |||||||
| Dalgaların Bilgiye Dönüştüğü Tek Deniz | ||
![]() | ||
| Anahtar Kelimeler: lazlar |
![]() | | |
![]() |
| | Son konular | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Admin ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Nerden: Antalya
Mesajlar: 8.083
Üye No:1
Konular: 8207 Katılım: 56% Devamlılık: 100% Online Süresi: 22 Saat 45 Dak 21 Saniye Teşekkür Sayısı: 1.553 1.050 Konuda,2.347 Kez Teşekkür Aldı Rep Puanı: 21177780 Rep: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Laz halkı (Lazca tekil Lazi ve çoğul Lazepe, Türkçe Lazlar [2] , Gürcüce Lazi (ლაზი) veya Çani (ჭანი), Yunanca Lazi (Λαζοί) [3], Ermenice Çen [4] Antik Çağdan günümüze değin Kolhis (Güney batı Kafkasya) ve Kuzey Doğu Anadolu’da varlığı bilinen bir halkın adıdır. Coğrafi dağılım Doğu Karadeniz sahilinde Rize'nin Pazar ilçesinde Karadeniz'e dökülen Melyat deresinin doğu kıyısından itibaren Gürcistan sınırında ikiye bölünmüş Sarp[5] köyüne dek uzanan köylerde Pazar [6](Lazca Atina), Ardeşen (Artaşeni), Fındıklı (Viçe), Arhavi (Arkhabi), Hopa, İç bölgelerde ise kısmen Borçka[7], Çamlıhemşin ilçelerinde, ayrıca 19. ve 20. yüzyıllarda göçmen [8] olarak yerleştikleri Batı Karadeniz ve Marmara bölgesinde Akçakoca, Bolu, Bursa, İstanbul, Sakarya ve Zonguldak şehirlerinde, 1970'li yıllardan itibaren işçi olarak gittikleri Almanya'nın çeşitli kentlerinde yaşamaktadırlar. Ana Vatanlari Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesi ve Batum (Lazca: Lazona; Gürcüce: ჭანები / Çaneti ya da ლაზები / Lazeti), Lazların yoğun olarak yaşadığı topraklardır. Karadeniz’in güneydoğu kıyılarını kapsar.Yüz ölcümü yaklasik 41.119km².Osmanlı döneminde bu topraklar, Lazistan sancağı adıyla idari birimdi. Günümüzde Trabzonun bir kismi ve Rize ili ile Artvin ilinin bir bölümünü ve Gürcistan’ın Acara özerk cumhuriyetindeki toprakların küçük bir kısmını kapsar. Önceleri Batum, Batum’un Rusların eline geçmesinden sonra Rize kenti, Lazistan sancağının yönetim merkezi oldu. Lazistan, eski çağlarda Kolheti’nin (Kolha, Kolhis), daha sonra Egrisi’nin bir parçasıydı. Bölge, 1578 yılına kadar Gürcistan’ın sınırları içinde yer alıyordu. 1578’den Çarlık Rusya’sının eline geçtiği 1878’de değin Osmanlı sınırları içinde yer aldı. 1921 yılında Lazistan topraklarının büyük bölümü Türkiye, küçük bölümü Gürcistan sınırları içinde kaldı. Buna karşın Lazistan, Trabzon vilayetinin sancağı olarak varlığını korudu. 1920’de, Doktor Abidin Bey (Atak), Esat Bey (Özoğuz), İbrahim Şevki Bey, Necati Bey (Memişoğlu), Osman Bey (Özgen) ve Ziya Hurşit, Lazistan(doğu karadeniz) milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne katıldılar. 1923’te Lazistan sancağının yerine Rize ili kuruldu. Resim:Lazistan.FLAG Dil Lazca (Lazuri nena) Güney Kafkasya dil ailesinden Zan ve Kokhian kolundan Gürcüce, [[Svanca],[türkçe],[rumca]] ama özellikle Megrelce ile oldukça yakın bir dildir. Türkiyede kendini Laz olarak isimlendiren insanların tamamı anadilleri türkçeyi kullanmaktadırlar çok küçük bir kısmı ise lazca olarak isimlendirilen [rumca,türkçe,ve gürcüce]nin karışımı ile oluşan lazcayı bilmektedirler. Köklü bir sözlü geleneğe sahip Lazca'nın yazılı bir dili bulunmamaktadır. Antik Lazkiye kırallıgının hüküm sürdüğü bu topraklar zengin sözlü bir edebiyata sahiptirler bu destan, masal ve şiirleri ancak 20. yüzyılda yazıya dökülebilmiş, 1984 yılında Fahri Kahraman tarafından laz olarak isimlendirilen bu karadeniz türklerini milletine küstürmek ve ayrı bir ırk oldugunu halka benimsetip ayrılıkçı fitneler sepe bilmek için dış güçlerinde yardımlarıyla bazı girişimlerde bulunmuştur.Bunlar Dumezil'in transkripsiyon sistemine dayanan Latin tabanlı bir alfabe önerilmiştir. Ve doğu karadenizde yaptıgı bazı antik kent kalıntılarında bulduğu kalıntılardaki yazıları lazca olarak okumuş ve bunların lazların atalarına ait oldugunu idda etmiştir. Gürcistan'da yaşayan Lazlar ise dillerini Gürcü alfabesi ile yazmaktadır. Doğu karadenizde kurulan antik lazkiye krallığındaki insanların ataları oldugu sanılan Kolhların yazılı dilleri olmamasına rağmen, incelenen antik çağa ait mezarlarda Laz asillerin adlarının Yunan alfabesiyle yazıldığı ve kullanılan dilin gürcüce ve rumcanın karışımı birdil oldugu görülmüştür [9] günümüz lazca ise [türkçe],[rumca],[gürcüce]ve azda olsa[ermenice]'den ödünçlenmiş çok sayıda kelime barındırmakta ve kendi içinde bir kaç lehçeye ayrılmaktadır. ama asıl lazca ve bu dili konuşan lazlar osmanlını bölgeyi fet etmesi ile zamanla bölgeye gelen müslüman türk boyları arasında eriyip türk halkları arasına katışmışlardır günümüzde bu insanların torunları hala mevcut olmaktadır ama safkan laz bulunmaktadır bölgede kendini türk olarak görmeyen ve laz olarak kabul eden 7 8 bin kişi vardır bunlarında islamı kabullenmemiş rum kökenli insanlar oluşturmaktadır.Cumhuriyet döneminde Türkçe'nin Trabzon ağzının yaygınlık kazanmıştır. [10] Aşağıda kolaylıkla öğrenebileceğiniz,birkaç Lazuri(Lazca) cümle.
Roma İmparatorluğu döneminde MS. 5 yüzyılda Paganizm'i terkederek topluca Hristiyanlığa geçen Lazlar 16. yüzyılda Ortodoks Hristiyanlıktan İslam'a toplu olarak geçmişlerdir. Günümüzde kendini Laz olarak gören tüm doğu karadenizliler Hanefi mezhebinden sünni müslümandır [11] Tarih Lazika krallığı MÖ 150 - MS 600 Laz halkı antik çağ ve sonrasında Kolhis, olarak adlandırılan bölgede yaşamışlardır türklerin anadoluya gelmesiyle beraber onlarla beraber yaşamışlardır. Osmanlı döneminde Lazistanın fet edilmesiyle tamami ile türk etkisine giren halk zamanla türklerle karışıp bugünkü laz olarak adlandırılan insanları oluşturmuşlardır. Kolhis'in varlığına ilişkin ilk yazılı belge Urartu kralı II. Sarduri döneminde Lazların yaşadığı ülke Qulha [12] olarak geçmektedir. Lazlar MÖ 150-MS 600 yılları arasında Doğu Trabzon ile Abhazya arasında kalan sahil ve hinterlandının tek hakimi olacak Lazika krallığını kurmuşlar bu bölgede yaşayan çok sayıda halkı yönetmişlerdir. Arrian, Trabzon ile Dioskuria(Sebastopolis) arasında yaşayan halkları sayarken Lazları da saymıştır: Kolhlar, Saniyalılar, Malahonlar, Heiohlar, Helonlar, Tsitreitler, Lazlar, Apsiller, Abazglar, Sanigler [13] MS 456 yılında Roma İmparatoru Marcian bölgeyi ele geçirmiş ve Laz Kralı Gobazes’e (Gubaz) boyun eğdirmeyi başarmıştır. [14] Bölgeye bizzat giden Prokopius'un notları (MS 554)yazarın Çani olarak adlandırdığı Lazlar hakkında detaylı bilgi vermektedir: Tzaniler, kadim zamanlardan beri, herhangi bir hükümdara bağlı olmayan bağımsız bir halk olarak yaşamışlardır. Ömürlerinin tamamını gökyüzüne doğru uzanan ve ormanlarla kaplı olan bu dağlarda yaşayarak geçirirler. Zira, toprağı işleme konusunda usta değillerdir ve memleketleri, sarp dağların en az olduğu yerlerde bile oldukça engebelidir. Bu yaylalar, engebeli olmanın ötesinde, son derece taşlık, işlenmesi zor ve hiç bir mahsule uygun olmayan bir toprak yapısına sahiptir. Onlar tarım yapacak olsalar bile, ürün yetiştirmek için yeterli toprak bulamazlar. Burada, ne araziyi sulamak, ne de tahıl yetiştirmek mümkün değildir; çünkü bu bölgede düz bir arazi bulunmaz ve hatta buralarda ağaç da yetiştiği halde, bunlar meyve vermeyen ağaçlardır. Zira bu bölge; bitmek bilmeyen kışın etkisiyle, uzun süre kar altında kaldığından, ilkbaharın başlangıç dönemi son derece belirsiz ve düzensizdir. Bu nedenlerden dolayı Tzaniler eski çağlarda bağımsız bir yaşam sürmüşler, ama şimdiki imparator Justinianus’un saltanatı sırasında, general Tzittas’ın komutasındaki bir Roma ordusu tarafından bozguna uğratıldılar ve hepsi kısa sürede mücadeleden vazgeçerek boyun eğdiler. Böylece, tehlikeli bir özgürlüğün yerine, sıkıntısı daha az olan esareti tercih etmiş oldular. Ve onlar hemen Tanrıya itaat ederek, Hristiyanlığı kabul ettiler. Böylece yaşam biçimlerini huzurlu bir yola sokmuş oldular ve daha sonra düşmana karşı sefere çıkıldığında, her zaman Romalıların yanında yer aldılar. [15]Bizanslı tarihçi Agathias'ın MS 6. yüzyılda tuttuğu notlarda Laz ve Kolhis [16] terimlerini özdeştirmektedir: "Lazlar büyük ve gururlu bir halkt ve onlar, oldukça önemli başka kavimlere hükmetmektedirler. Kolkhidalıların antik isimlerine bağlı olmaları ile abartılı bir şekilde gurur duyuyorlar ve muhtemelen kibirli yaklaşımları da bundan kaynaklanmaktadı" [17]Prokopius' Lazlar'ın Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırını korumaları karşılığında yarı bağımsız krallıklarında özgür bir hayat sürdüğü bildirilmekteydi. [18] Bizans ile Persler arasındaki mücadelede oldukça yıpranan Lazlar, MS 7. yüzyılın sonlarında, Kolhis’in Arap işgaline uğramasıyla topraklarını terkederek güneye inmek zorunda kalmışlardır. Bizans'ın bölgede etkinliğini yitirmesinin ardından Trabzon İmparatorluğu ve ardından Osmanlı hakimiyetine girmişlerdir.ve bundan sonra müslümalıgın ve türk boylarının etkisiyle türkleşerek osmanlı devletinin ana unsuru oldular. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşları sırasında Batum ve civarındaki rum lazları düşmanla yapmış oldukları iş birligi nedenizyle savaş sonrası bölgeyi terk etmişlerdir. Kültür Küçük bahçesinde kendine yetecek miktarda mısır, karalahana, kendir, patates, fındık, meyve, salatalık ekiminin yanısıra evinin altındaki ahırında küçük çaplı hayvancılık, balıkçılık, kuş avcılığı,antik çagda geleneksel Laz meslekleriydi.Günümüzde ise karadeniz deki lazlar[türkler] 1930'lu yıllardan itibaren bölgede ekimine başlanan çay tarımı Laz halkının sosyo-ekonomik seviyesini yükseltmiş, başta İstanbul olmak üzere göçtükleri büyük şehirlerde küçük esnaflık yapabilecek sermaye oluşturabilmelerine yardım etmiştir. Giyim
Osmanlı döneminde Lazistan sancağındaki insanlar inşaat ustalığıyla ünlü olup sanatlarını 1917 Ekim Devrimi'ne dek çalışmak amacıyla gittikleri Rusya ve Anadolu'da icra etmekteydiler. Kesme taş veya tamamen ahşap malzemeden yapılan (ahşap-çatma) geleneksel Laz evleri, kışlık tahılı saklamak amacıyla kullanılan serenderler ve ahşap oyma sanatının icra edildiği yapıların ayakta kalabilmiş örneklerine bölgede halen rastlanmaktadır. Yakın zamana değin gerçekleştirilen, şekil, büyüklük ve kullanım amacına göre hentskeli, kalati, gudeli olarak adlandırılan sepet örme sanatı da günümüzde terkedilmek üzeredir. Mutfak Geleneksel Laz mutfağının temel besin ögeleri Trabzon ve Rize'de günümüzde olduğu gibi mısır, karalahana ve hamsi olmakla birlikte geleneksel pişirme teknikleri ve pek çok özgün yemek değişen yaşam koşulları sebebiyle terkedilmiştir. laz[doğu karadeniz] mutfağının en çok bilinen yemekleri şunlardır: Çirbuli, Pilavi, Makarina, Kveli kağimağoni, luku, Ağani lobia, kumhi lobia, kotumeşi dolma, Princoni, papa (mamalika), bureği,baklava, patlicani tağaneri, patlicaniş dolma, mtkui patlicaniş giyai, turşi tahaneyi, kabağiş sutli, termoni Müzik ve halk dansları Şimşir kaval ve kemençenin seyrek de olsa kullanımına karşın temel geleneksel enstruman tulum, geleneksel halk danslarının yegane adı ise horondur. Laz ve Hemşin horonlarının Trabzon horonlarından başlıca farkı horonlara sözlü iştirak edilmesi ve omuz silkme figürünün eksikliğidir.Ordu ve Giresun karşılama horonlarının ise birbirlerine karşı hem sözlü hemde oyunla atışmalarıdır. Avcılık Laz[doğu karadenizliler] balıkçısı feluka (< filika)adını verdikleri av kayıklarını kendileri inşa etmekte, ağlarını kendileri örmekteydi. Laz balıkçılar zargana, hamsinin yanısıra çakmaklı tüfeklerle 1970'lere dek yağı için yunus balığı avlamışlardı. Lazlardogu karadenizliler aynı zamanda ağ kullanarak ya da atmaca evcilleştirerek kuş avlama sanatında da ustadırlar. Grup kimliği Arhavi ilçe merkezinde Laz kadın ve erkeğini sembolize eden heykel Etnik bir terim olarak Laz kelimesi, ilk olarak Pliny’nin Naturalis Historia adlı eserinde geçmekte olup, Prokopius’un da belirttiği gibi birden fazla Kolhis kabilesi tarafından zamanla benimsenmiş bir isim olmustur [19]. Bu yüzden Lazca konuşan halk dışında Samsun- Rize arasında ana dili Türkçe ve rumca olan ve otokton yerli olması muhtemel [20] halklar da tarih boyunca Laz, Lazi olarak adlandırılmıştır. Bizans, Osmanlı dönemi hatta günümüz Türkiyesin'de süren bu kavram karmaşası Ignácz Kúnos gibi dilbilimcileri bile (1891) Lazca konuşan halk bölgeniz islamlaşıp türkleşmesi ile yavaş yavaş milli bilinçlerini kaybetmilerdir ve türklerin arasında kaynayıp kaynaşmışlardır ve türklügün ana unsurlarından olmuşlardır. ref> , </ref> osmanlı döneminde ortak bir kültür ve kimliği tanımlayan Laz terimi 1923 mübadelesiyle Yunanistan'a göçen Pontus Rumlarının "Pontuslu" Samsun-Rize arasındaki müslümanların ise "Karadenizli" [21]terimlerini benimsemesiyle kendiliğinden çözülmüş görülmektedir |
| | |
| Teşekkür Edenler : | musti (23-03-2008) |
| Sohbet&İddaa |
|
![]() ![]() |
| Etnik gruplar forumunun Lazlar adlı konusunun Toplum ve Yaşam alt forumları; Laz halkı (Lazca tekil Lazi ve çoğul Lazepe , Türkçe Lazlar [2] , Gürcüce Lazi (ლაზი) veya Çani (ჭანი), Yunanca ... |
| Seçenekler | |
| Stil | |