![]() | ![]() |
| |||||||
![]() |
| Anahtar Kelimeler: dunya, edebiyatindan, eserler |
|

![]() |
| | Son konular | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Tuğgeneral ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 2.404
Üye No:239
Konular: 2238 Katılım: 1% Devamlılık: 87% Online Süresi: 22 Dakika 57 Saniye Teşekkür Sayısı: 118 923 Konuda,2.240 Kez Teşekkür Aldı Rep Puanı: 20807482 Rep: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Lev Tolstoy İvan İlyiç'in Ölümü Tolstoy’un, iyi bir hayat yaşadığını zanneden bir adamın, ölümün yaklaştığını anladıkça yavaş yavaş aslında yaşamamış olduğunu fark edişini büyük bir saflık ve şaşırtıcı bir samimiyetle anlattığı bu kısa ama büyük romanını, Ergin Altay’ın Rusça aslından yaptığı güçlü çeviriyle sunuyoruz. “Başlardaki adı Bir Yargıcın Ölümü olan hikâyeye ilişkin fikir Tolstoy’un aklına, 1881’de Tula Mahkemesi’nde yargıçlık yapan İvan İlyiç Meşnikov’un öldüğünü duyduğunda gelmiş ve Tolstoy daha sonra Meşnikov’un kardeşinden olayın ayrıntılarını öğrenmişti. Kafasındaki asıl fikir, ölümle önce mücadele eden, sonra da kendisini ona bırakan bir adamın günlüğünü kaleme almaktı. Ama yavaş yavaş eğer üçüncü şahıs gözünden anlatılırsa, hikayenin trajik boyutunun derinlik kazanacağını gördü. Ve günlük, bir romana dönüştü.” Henri Troyat, Tolstoy Lev Tolstoy Diriliş Tolstoy’un inanılmaz gözlem gücünü ve hassas duyargalarını toplumsal eşitsizliğe, üst sınıfların kalpsizliğine ve suçluluk duygularına ve Çarlık Rusyası’nın acımasız bürokrasisine yönelttiği en eleştirel romanıdır Diriliş. “Diriliş’i bir seferde okudum. Çarpıcı bir eser... En ilginç kahramanlar, prensler, generaller, ihtiyar hanımefendiler, köylüler ve mahkûmlar... Ne usta bir kalemi var Tolstoy’un. Romanının ise sanki sonu yok.” Anton Çehov (Menşikov’a mektup, 1900 Dostoyevski Delikanlı Delikanlı yalnızlıktan ve dış dünyadan kopmaktan özel bir ruhsal kıvama ulaşan genç ve tipik bir Dostoyevski kahramanının hikâyesidir... Dostoyevski’nin en büyük kitapları arasında hiç sayılmayan bu romanı ilginç yapan şey, tıpkı kahramanı gibi yazarının da bu sayfalarda büyük amaçlarla kendi akıl karışıklığı arasında bölünmüş gözükmesidir... “Bütün bu karakterler, her ne kadar birbirinden farklı olsalar da, önemli bir ortaklığa sahiptir: Öncelikle, istisnasız her biri, yalnızdır -hayatı ve yaşadıkları çevreleri anladıkları için kendilerine yeten, kendi dünyalarına gömülü ve kendileriyle meşgul olarak yaşadıkları için başkalarına hep yabancı gözüyle bakan insanlardır. Onların gözünde diğer insanlar, ya kendilerini hükmü altına alma tehdidi taşıyan ya da kendilerine boyun eğecek yabancı birer güçtür sadece. Delikanlı’nın genç Dolgorukiy’si, bir Rothschild olma “fikri”ni açıklayıp bu “fikri” gerçekleştirmek üzere yaptığı deneyleri anlatırken -bu deneyler ruhsal açıdan Raskolnikov’unkilere çok benzer- onları “yalnızlık” ve “güç” kelimeleriyle nitelendirir. Tek başınalık, diğer insanlardan kopukluk, yalnızlık hali, insanlar arasındaki ilişkileri bir üstünlük/aşağılık mücadelesine dönüştürür.” GEORG LUKÁCS Lev Tolstoy Savaş ve Barış 2 Cilt “İşte bütün romancıların en büyüğü -Savaş ve Barış yazarı için başka ne diyebiliriz ki...” Virginia Woolf “Her akşam kalkıp Savaş ve Barış’ı okuyorum. İnsan öyle bir merak ve öyle saf bir heyecanla okuyor ki, sanki daha önce hiçbir şey okumamışız gibi geliyor. Harikulâde güzel.” Anton Çehov “Bana Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını okuma fırsatı verdiğiniz için size teşekkür ederim. Birinci sınıf! Ne sanatçı ve ne psikolog! İlk iki kısım kusursuz, ama üçüncü yokuş aşağı gidiyor... Bazı kısımlar ise Shakespeare düzeyinde.Okurken zevkten gözlerimden yaşlar aktığını hissettim,üstelik bu çok da uzun sürdü. Evet, güçlü. Çok güçlü!” Flaubert (kendisine romanın Fransızcasını yollayan Turgenyev’e yazdığı mektuptan) “Tolstoy’un Savaş ve Barış’ı son bin yılda yazılan en büyük on edebiyat eserinden biridir. Bütün 19. yüzyıl romanları içerisinde Tolstoy’un Napolyon’un Rusya’yı işgalini anlatan panoraması, hacmi, insan anlayışı, kahramanlarının soluğu ve tarih üzerine düşüncelerinin akışı bakımından en büyüğüdür. Resmin büyüklüğüne rağmen bireysel fırça darbeleri de her zaman kesin, doğru ve vecizdir.” John Updike Dostoyevski Budala Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir. Üye Ol veya Giriş Yap “Niyetim bütünüyle güzel bir insanı anlatmaktır.” Dostoyevski Budala’yı bu amaçla kaleme aldı ve peygamberimsi kahramanı Prens Mişkin’i böyle yarattı. Dostoyevski’nin en büyük dört romanından biri olan Budala, aynı zamanda gelmiş geçmiş en büyük aşk romanlarından biridir de. Bu dünyada iyi olmak mümkün müdür, yoksa bu biraz da budalalık mıdır? Bu başeserinde Dostoyevski’nin şeytani zekâsı iyilik ile kurnazlık, saflık ile günah, aşk ile inanç arasındaki tehlikeli bölgelere giriyor. “İnsanlık komedyasının olağanüstü zenginliğine rağmen, Dostoyevski’nin kişileri hep aynı düzeyde, alçakgönüllülük ve gurur düzeyinde toplanır ve sıralanırlar... Dostoyevski’nin kadın kahramanları, erkeklerden de fazla kararlıdırlar gururlu olmaya, onları gurur harekete geçirir hep.” André Gide Lev Tolstoy Anna Karenina “Anna Karenina benim okuduğum en mükemmel, en kusursuz, en derin ve en zengin roman. Tolstoy’un her şeyi gören, herkesin hakkını veren, hiçbir ışığı, hareketi, ruhsal dalgalanmayı, şüpheyi, gölgeyi kaçırmayan, inanılmayacak kadar dikkatli, açık, kesin ve zekice bakışı, bu romanın sayfaları çevirdikçe okura, “evet, hayat böyle bir şey!” dedirtir. Yarıştan önceki bir atın diriliğini, mutsuz bir bürokratın yavaş yavaş düştüğü yalnızlığı, bir kadın kahramanının üst dudağını, bir büyük ailedeki dalgalanmaları, hep birlikte yaşanan hayatlar içinde tek tek insanların inanılmaz ve hayattan da gerçek kişisel özelliklerini Tolstoy mucizeye varan bir edebi yetenek, hoşgörü ve sanatla önümüze seriverir. Roman sanatı konusunda eğitim için okunacak, defalarca okunacak ilk roman Anna Karenina’dır. Nabokov’un bu büyük roman hakkındaki sonsözü ise Tolstoy’un mirasçısı bir başka büyük yazarın edebiyat, roman ve hayat konusunda vazgeçilmez bir dersi niteliğinde.” Henry James Daisy Miller Daisy Miller, Henry James hayranlarının dışındaki okurların da büyük beğenisini kazanmış, kısalığından ötürü yazarın büyük eserlerinden sayılmasa da en popüler novella’sıdır. New Yorklu varlıklı bir ailenin asi, toplumsal sınırlamalara aldırmayan “vahşi çiçek”inin olağanüstü güzel ve “masum” bir genç kız olarak tasvir edilmesi Amerika’daki muhafazakâr çevrelerin tepkisini çektiği için kitap önce İngiltere’de yayımlandı. James, Daisy Miller’da “aristokrat” geçinen yakınlarının etkisinden sıyrılamayan genç bir Amerikalının, olağanüstü güzel bir genç kız karşısındaki büyülenişini anlatır. Vevey’de, göle bakan bir otelin bahçesinde karşılaştığı Daisy, Winterbourne’u bir ikileme sürükler. Genç kız “önüne çıkan her erkekle flört etmekten” çekinmemektedir, oysa Winterbourne onu “işlenmemiş bir cevher” gibi görmek ister. Eleştirmen Leslie Fielder’a göre Daisy, “edebiyattaki Amerikan prenseslerinin ilki, Avrupalı erkeklerin başını döndüren Amerikalı kadın turist tipinin ilk örneğidir. Avrupalı erkeklerin anlamadığı şey, Daisy’nin masumiyetinin doğuştan geldiği, o efsanevi masumiyetin ve saflığın yaptığı ya da söylediği hiçbir şeyle bozulmayacağıdır. Dostoyevski Suç ve Ceza Dostoyevski’nin kendi dünyasının kurduğu en sevilen, en çok okunan, en unutulmaz ilk büyük romanı Suç ve Ceza’yı büyük çevirmen Ergin Altay’ın İletişim Yayınları için yeni yaptığı güçlü çevirisiyle ve Murat Belge’nin önsözüyle sunuyoruz. “Aşkı ilk yaşamak, denizi ilk görmek gibi, Dostoyevski’yi de keşfetmek insanın hayatında çok önemli bir tarihtir. Bu genellikle ilk gençlik çağında olur; yaşlılıkta daha huzurlu yazarları okuruz. 1915’te Cenevre’de Suç ve Ceza’yı okudum. Kahramanları bir katil ve bir xxxxxx olan bu roman bana çevremizdeki savaştan da yıkıcı ve etkileyici geldi... Dostoyevski’yi okumak bilmediğimiz büyük bir şehrin içine ya da bir savaşın gölgesine girmek gibidir.” J. L. Borges Dostoyevski Kumarbaz Dostoyevski’nin kendi kumar tutkusu ile tutkulu bir aşkını dramlaştırarak bir hamlede yazdığı bu romanı Ergin Altay çevirisiyle sunuyoruz. Dostoyevski yayıncısı ile yaptığı bir kontrat yüzünden Kumarbaz’ı yirmi beş günde yazdı. Acelesi yüzünden romanı kendi eliyle yazmayan Dostoyevski, bir stenograf tutmuş; Anna Grigoryevna adlı bu genç kadınla daha sonra evlenmişti Dostoyevski Karamazov Kardeşler Dünya edebiyatının en büyük üç eserinin Sophokles’in Oedipus Rex’inin, Shakespeare’in Hamlet’inin ve Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’inin aynı konuyu, yani “baba katilliğini” ele alması rastlantı olarak açıklanamaz. Üstelik, bu üç eserde de sözkonusu davranışın kaynağı, yani bir kadın yüzünden doğan cinsel düşmanlık açıkça ortaya konulmuştur. Sigmund Freud Bana göre geçen binyılın kitabı Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’idir. Bu dünyada yaşamın, öteki insanlarla birlikte olmanın ve öteki bir dünyayı düşlemenin bütün sorunlarını, neredeyse ansiklopedik bir boyuta varan bir genişlik ve yürekten gelen böylesine sarsıcı bir yoğunlukla dramlaştırabilen bir başka kitap bilmiyorum. Kilise ve devlet, ideolojiler ve güzellik, özgürlük ve sorumluluk gibi her zaman›n sorunlarıyla, taşradaki küçük bir Rus ailesinin para, aşk, baba korkusu, kardeş kıskançlığı, itibar gibi iç sorunları arasında bu roman öylesine bir ahenk ve güçle gidip gelir ki; insan, okumanın verebileceği en büyük armağanı alır: Kendi hayat deneyimimizin de insanoğlunun deneyiminin bir parçası olduğunu derinden hissetmek. Dostoyevski İnsancıklar Dostoyevski`ye bir anda büyük ün kazandıran, onu Petersburg` un Edebiyat çevrelerine bir yıldız gibi sokan ilk romanı İnsancıklar` ı Ergin Altay` ın çevirisiyle sunuyoruz. Ünlü Rus düşünür ve eleştirmeni Belinski İnsancıklar için heyecanla konuşmuştu: `İki gündür kendimi bu kitaptan uzaklaştıramıyorum. Yeni bir yazar, yeni bir yeteneğin kalemi bu; onu tanımıyorum, kidir , neye benzer bilmiyorum ama bu roman Rusya` da hayatın sınırlarını öyle kahramanlara veriyor ki bize , bundan önce hiçbir yazar bu kadarını düşlerinde bile göremezdi Dostoyevski Ezilmiş ve Aşağılanmışlar Dostoyevski`nin duygusal bir melodram ile kendi kişisel hikâyesini birleştirdiği ilk büyük romanı. Ezilmiş ve Aşağılanmışlar`ı diğer melodramatik-duygusal-tefrika romanlardan bambaşka bir yere yerleştiren şey, anlatıcı kahramanı Vanya`nın Dostoyevski`nin kendisine çok benzeyen bir romancı olmasıdır. Dostoyevski kendi gençliğinden çıkardığı pek çok ayrıntıyı zekice ve anlayışlı bir dil ile başkahramanı Vanya`nın hayatına döker. Tıpkı Dostoyevski`nin başına geldiği gibi, günün ünlü eleştirmeni Belinski, İvan Petroviç`in ilk romanını coşkuyla över. Bu romanın içeriği Dostoyevski`nin ilk romanı Zavallılar`a benzer. Bu övgüler üzerine aklı başından giden genç yazarın kitapta içtenlikle anlatılan mutluluğu da Dostoyevski`nin gençliğindeki mutluluğuna benzer diye düşünür okur. Bu noktada nerede yazarın kendi hayat hikâyesinin bitip nerede hayalgücünün başladığını çıkaramamak okuru daha da kışkırtacaktır. Dostoyevski Beyaz Geceler Beyaz Geceler Dostoyevski’nin en hafif, en saf, en lirik kitabıdır. Saflık kelimesiyle karmaşık ve karışık olmayan bir şeyi kastediyorum. Kitap sözü de okuyucuyu yanıltmasın: Dostoyevski Beyaz Geceler’i bir gazetede yayımlanacak basit ve çoşkulu bir hikâye olarak tasarlamıştı. Hikâye saflık ve yalınlığını, kahramanlarının hep aynı kumaştan ve renkten yapılmasından alır. Onlara, dile getirdikleri sözlere hemen inanırız. Bir şeye inanan, sonra aynı güçle tam tersine inanan tipik Dostoyevski kahramanları yok bu kitapta. Bu bakımdan Beyaz Geceler Dostoyevski’nin en özel, en ayrıksı kitabı. Burada bizi etkileyen şey kitabın ve kahramanlarının bu saflığından gelen hafiflik, bir çeşit çocuksu dürüstlük ve bizi yormayan melodramlardan alabileceğimiz bir mutluluk duygusu Dostoyevski Yeraltından Notlar (...) Eğer Dostoyevski, tıpkı Shakespeare gibi, insanoğlunun kendini, hakkındaki görüşünü değiştirerek zenginleştirecek kadar büyük bir yazarsa, Yeraltından Notlar’da yeni bir insan görüşünün ilk belirtilerini okuyor ve bu büyük keşfin nasıl yapıldığını neredeyse görüyoruz. Başarısızlık ve mutsuzluk Dostoyevski’yi kazananların, “haklı” olanların ve mağrurların ruhsal dünyasından iyice uzaklaştırmış, Rus halkına –ve kendisi gibi olanlara- yukarıdan bakan Batıcı aydınlara bir öfke duymaya başlamış, Batıcılıkla savaşma isteğiyle, Batı eğitimi alarak yetişip bir Batı sanatını (roman sanatını) kullanıyor olmanın arasına sıkışmıştır. Yeraltından Notlar bütün bu ruhsal durumlardan geçen bir hikâye yazma isteğinin ya da bütün çelişkileri inandırıcı bir şekilde kucaklayabilen bir kahraman ve dünya yaratma gayretinin sonucudur. Dostoyevski Cinler Cinler, insanoğlunun yazabildiği en sarsıcı yedi-sekiz romandan biri, hiç şüphesiz, gelmiş geçmiş en büyük siyasal romandır. İlk okuduğumda, yirmi yaşımdayken kitabın üzerimdeki etkisini, sarsılmak, hayret etmek, inanmak ve korkmak kelimeleriyle özetleyebilirim. O zamana kadar okuduğum hiçbir roman beni böylesine derinden sarsmamış, hiçbir hikâye insan ruhu ve şahsiyeti hakkında bana bu kadar sarsıcı bir bilgi vermemişti. Sarsıcı olan şey insanın iktidar isteğinin ve affetme gücünün, kendini ve başkalarını kandırma yeteneğinin ve bir inanç bulma azminin, sevmenin ve nefretin, en kutsal olana ilgiyle en bayağı olana düşkünlüğün boyutlarının genişliğini görmek, bu özelliklerin aslında hep yanyana bulunduğunu kavramak ve bütün bu duygu ve ruh durumlarını kitabın ölüm, siyaset ve aldatmacanın şiddetiyle yüklü olay örgüsüyle birlikte yaşamaktı. Dostoyevski sanatçılık bakımından Shakespeare’in hemen yanında yer alır. Thomas Hardy Adsız Sansız Bir Jude Thomas Hardy, kırdan kente göçle yitirilen değerlerin, değişim ve refah özlemi ile insanın içine doğduğu ortama bağlılık duygusu arasındaki bağdaşmazlığın usta romancısıdır; Jude da bu ustalığın doruklarından biri. Sanayileşmenin, kentleşmenin kaçınılmazlığını, kırdaki “eski hayat”ın saflığının bundan bağışık kalamayacağını kavrayan Hardy, bu sürecin insanı kendi temposuna tabî kılarak kalabalık içinde eriten etkisini, kahramanı Jude’un yaşantısında ve iç dünyasında izler. Herman Melville Bartleby Yazarlığı çoğunlukla, “klasiklere” dahil edilen eseri Moby Dick’ten ibaret sanılan Herman Melville’in uzun süre kadri bilinmemiş bir önemli eseri. Moby Dick’in fırtınalı ve destansı, serüvenli atmosferinin aksine, Bartleby’nin hikayesi, New York’un ünlü iş merkezi Wall Street’de, bir avukat yazıhanesinin sıkıcı, daraltıcı ortamında geçer. Borges, bu “darlık” içinde, insanın toplum kuralları karşısındaki bunalımını ve isyanını işlemekteki keskin ve nükteli tarzı ile, Melville’i “Franz Kafka’nın habercisi” sayar. İvan Sergeyeviç Turgenyev Arefe 19. yüzyıl Rus edebiyatının büyük isimlerinden Turgenyev’in eseri Arefe, anlatım, kurgu ve tasvir ustalığının yanında, dünya edebiyatında eylemci, özverili aydın tipinin ilk örneklerinden birini -Bulgar yurtseveri İnsarov’u- yaratmasıyla da özel yer tutar. Bağımsızlıkçı, kişilikli karakter hatlarıyla yenilikçi bir “roman kızı” tipi olan Yelena ile İnsarov’un aşkı, Arefe’de, fondaki toplumsal-siyasî gerçekliği zaman zaman iyice geriye iten, başlıbaşına sürükleyici bir hikayedir. Henry Fielding Tom Jones 2. Cilt Dünyada yazılmış ilk romanlardan biri olan ve dünya klasikleri arasında tartışılmaz bir yeralan Tom Jones, yazılışından bu yana geçen bunca yıla rağmen hala taze, bugün yazılmış bir eser gibi okunabiliyor. Fielding’in kahramanı Tom’la birlikte, 18. yüzyılın İngiltere’sini dolaşıyor, her sınıf ve tabakadan insanla tanışıyoruz. Bu gezi boyunca, Fielding’in kendine özgü mizahı yanımızdan eksik olmuyor. Eseri Türkçe’ye Mina Urgan çevirmişti. Ama yıllar sonra, gençliğinde yaptığı ve Millî Eğitim Bakanlığı Klasikler Dizisi’nde yayımlanan çevirisini “hükümsüz” saydı; kitabı yeniden çevirdi. Henry Fielding Tom Jones 1.Cilt Dünyada yazılmış ilk romanlardan biri olan ve dünya klasikleri arasında tartışılmaz bir yeralan Tom Jones, yazılışından bu yana geçen bunca yıla rağmen hala taze, bugün yazılmış bir eser gibi okunabiliyor. Fielding’in kahramanı Tom’la birlikte, 18. yüzyılın İngiltere’sini dolaşıyor, her sınıf ve tabakadan insanla tanışıyoruz. Bu gezi boyunca, Fielding’in kendine özgü mizahı yanımızdan eksik olmuyor. Eseri Türkçe’ye Mina Urgan çevirmişti. Ama yıllar sonra, gençliğinde yaptığı ve Millî Eğitim Bakanlığı Klasikler Dizisi’nde yayımlanan çevirisini “hükümsüz” saydı; kitabı yeniden çevirdi. MAKSİM GORKI ESER ADI: ANA lk kez 1907'de yayımlanan Ana,1905 Rıs Devrimi'nin eşiğindeki Rusya'nın genel bir panoromasını yansıtır. romanın kahramanı ana Pelage Nilovna, oğlunun siyasal bir militan olduğu gerekçesiyle tutuklanmasının ardından, kendisini sosyalızme adar. Kocası bir ayyaş olan Pelage, dini inancını tek teselli olarak görür. Pelage'nin kocası ölür; oğul Pavel, babasının ölümünden sonra sosyalist olur, eve devrimci arkadaşlarını getirmeye başlar. ana devrimcilere katılır ve bir polis ajanı tarafından ele verilir. Gorki, roman kahramanını gerçek bir kişiden, bir gösteri sırasında oğlunun tutuklanmasının ardından bütün Rusya'yı dolaşarak devrimci broşürler dağıtan anna Zalomova'dan esinlenerek yaratmıştır. Sosyalist gerçekliğin ilk romanlarından sayıln Ana, daha sonra Bertolt Brecht tarafından tiyatroya da uyarlanmıştır. MAKSIM GORKI ESER ADI: EKMEGIMI KAZANIRKEN Maxim Gorki'nin ayrılmaz bir bütün oluşturan üç özyaşamöyküsü romanı, yazarın çocukluk ve gençlik yıllarına olduğu kadar 19. yüzyılın bitiminde Rus küçük burjuva katmanlarının hayatına da alabildiğine nesnel bir ayna tutar. Büyük kentlerin uzağında, dünyaları küçük, hayata yönelik talepleri ve ihtiyaçları sınırlı, basit, dini inanç ile batıl inancın karışımından oluşmuş bir tutuculuğun zemininde ayakta durmak için çalışan bu insanların arasında varolma ve oradan çıkışın öyküsü, Gorki üçlemesinin de kaynağını oluşturur. Ekmeğimi Kazanırken, yazarın henüz bir çocukken dış dünyayı tanımaya ve hayata çok zor şartlarda tutunmaya çalışan insanların mücadelelerine tanık olma sürecini anlatır. Yazarın, ninesinin koruyuculuğu ile dış dünyanın acımasızlığı arasında gidip geldiği bu yıllarda, hayatının ikinci bir sığınağı da uzak akrabalarından bir mimarın yanıdır. Ekmeğimi Kazanırken: Toplumsal çevrenin dar dünyasından çıkış arayışı. MAKSIM GORKI BENIM UNIVERSITELERIM Gorki'nin yaşamöyküsünü anlatan üclemenin bu son kitabı, onun yirmili yaşlaına kadar topladığıı hayat deneyimleri üzerine kuruludur. Kunduracı çıraklığından aşçı yamaklığına, kuş avcılığından ikona mağazası tezgâhtarlığına kadar bir tür hayata hazırlanma aşamalarından geçen yazar, hak ettiğini düşündüğü yüksek öğrenime yönelir. Kazan'daki üniversiteye girme imkânı bulamayan Gorki, hayat üniversitesinin içinden geçer. Önceki iki özyaşam öyküsü romanındaki doğal, kırsal dünya, burada yerini kentin izbe, içindeki hayatlar gibi yıkık dökük, ama ayakta duran binalarına bırakır. Yazar bizi, ara sıra yorum kattığı bir belgesel sinema tekniğiyle farklı toplumsal katmanları temsil eden renkli tiplerin, karakterlerin dünyasından geçirirken, 'hayat üniversitesinden mezun oluşunun' da ipuçlarını verir. Gorki, kötülüğün, hoşgörüsüzlüğün, tembelliğin ve aptallığın dünyevi ve dinsel kuramların baskısından çok daha belirleyici olduklarını hatırlatır bize; Benim Üniversitelerim, onun bu engellere karşı verdiği mücadelenin üçüncü aşamasını oluşturur. Benim Üniversitelerim: Hayatın üniversitesi. MAKSIM GORKI ESER ADI: FIRTINANIN HABERCISI Fırtınanın Habercisi, Gorki'nin en seçkin öykülerini bir araya getiriyor. Devrim öncesi Rusyası'nı, insanlarını ve hapishanelerini konu alan bu öyküler, bir anlamda yazarın hapishanede geçirdiği günlerin izlerini taşır. Öykülerdeki gözlem gücü ve yalınlık, devrim öncesi Çarlık Rusyası'nın insan ilişkilerini ve rejimin işleyişini tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir. MAKSIM GORKI ESER ADI: ARKADAS Gorki, Arkadaş'ta, 19. yüzyıl gerçekçiliğinin en olumlu geleneklerini ilerici bir romantizmle birleştirerek toplumsal mekanizma tarafından dışlanmış "serserileri" konu almış; gerçekçiliği ve insansı bir sıcaklığı çarpıcı bir biçimde kaynaştırarak dünya edebiyatında yepyeni bir çığırın öncüsü olmuştur. Genç Gorki'nin bu gerçekçiliğinde yeni bir toplumsal bilincin uyanması ve insanca bir düzene duyulan ateşli tutku tüm çarpıcılığıyla yansır. Arkadaş, Gorki'yi anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap! Okuyun! MAKSIM GORKI ESER ADI: FOMA 'Foma Gordeyev', Gorki'nin ilk ve en vurucu romanıdır. Kokuşmuş bir toplum düzenini şiddetle suçlayan bu eser için, aşk ve adalete susamış cömert yürekli bir insanın acı çığlığı denebilir. Anlatılan olaylar, XIX. yüzyılın sonunda Volga yöresinde ve o zamanki Rusya'nın ticaret merkezi Nijni-Novgorod'da, kapitalizmin yaygınlaştığı ve zengin tüccar sınıfının o güne kadar eşi görülmedik bir yırtıcılıkla ve her türlü vasıtayı mubah sayarak ülkede egemenliklerini kurmaya çalıştıkları bir dönemde geçer. Foma Gordeyev, hem servetinden, hem toplumsal çevresinden tiksinen, kötü bir dünyaya duyduğu kin ve insanlara beslediği sınırsız sevgi uğruna düşmeyi göze alabilen kimseyi temsil eder. Gorki, bu ilk romanında tam anlamıyla siyasi bir eser yazmak istemişse de, bu sınırlı amacın içinde kapalı kalamamış, insani bakımından eşsiz bir roman çıkarmıştır ortaya. MAKSIM GORKI Yaşam Yolu 1 / Bir Eğitim Destanı İç savaşın alevlerinin henüz tümüyle sönmediği ve yaşamın daha yeni yeni normale dönmeye başladığı dönemde,1920 güzünde, Eğitim Bakanlığı, o zamanlar genç bir öğretmen olan Anton Semyonoviç Makarenko'ya kimsesiz çocuklarla çocuk suçlular için bir topluluk kurma görevini verdi.1921 yılında Gorki Topluluğu adını alan bu çalışma-öğrenme-yaşama okulu, ana babaları iç savaşta ya da hastalıktan, açlıktan ölen sokak çocuklarını bir araya getirdi. Bu toplum dışına itilmiş gençleri değiştirmek ve onları birer dürüst, değerli, üretici insan haline getirmek, Makarenko'nun yaşamının ereği oldu. Buradan elde ettiği zengin yaşam deneyimlerinin ışığı altında yıllar sonra kaleme aldığı 'Yaşam Yolu' kitabıyla da büyük bir eğitimci olduğu kadar büyük bir yazar olduğunu kanıtladı. 'Bu kitap benim her şeyim', diyen Makarenko, bu yapıtını tümüyle olgulara dayandırmış, birkaç ad ve durum dışında hiçbir şeyi değiştirmemiştir. MAKSIM GORKI Taşralı Oblomov / Matvey Kojemyakin Cilt 1 Gorki bize Matvey Kojemyakin tipinde yeni bir Oblomov tipi sunar. Kojemyaki'in hayatını değiştirme isteğinin başarısızlığa uğramasının temelinde, kendi içine kapalı taşra kasabasında, kendini dıştan bencilce soyutlayan insanı buluruz. Matvey Kojemyakin o çirkin, iğerenç, asalak yaşadığı'huzurlu, barış içindeki taşra dünyasından' çıkarak güzel, sahici bir insanlık dünyasında yaşamayı arzu eder. Bir devrimciye âşık olur. Kafasında her günü bayram olan, dertsiz bir hayat vardır; ama başka insanlara ne ihtiyaç ne de özlem duyar o; gözlerinin önüne sevgilisiyle baş başa içine kapanacakları bir manastır., bir şato getirip durur. Elbette sadece aşkı değil, bütün hayatı başarısızlığa uğrayacaktır. 'Taşralı Oblomov' Matvey Kojemyakin: Hayallerin çöküşü. MAKSIM GORKI YASANMIS HIKAYELER Yaşanmış Hikayeler'de Maksin Gorki, gerçekçi edebiyat öğlerinin seçkin bir bileşimini yaratmıştır. 'Makar Çudra, ' 'Kocakarı İzergil, ' 'Şahinin Türküsü'... Hikayelerde, söylence (efsane) , masal ve folklor öğeleri, seçkin bir edebiyat düzeyine yükseltilmiştir. Yer yer bireysel başkaldırı özellikleri de taşısa, tümüyle bu hikayeler halkın yaşam ve özgürlük tutkusunun simgesi olmuştur. Ataolu Behramoğlu 'Ara sıra bir iki söz ederek, kıyı boyunca yürümeye başladık. Ayaklarımız küçük deniz kabuklarıyla kaplı yumuşak kumsala batıp çıkıyor, dalgalar uyumla hışırdıyordu. Kimi zaman denizin taşıyıp getirdiği ağdalaşmış denizanalarına; şişmiş, kararmış ağaç parçalarına ve küçük balıklara rastlıyorduk... Serin, taze bir meltem denizden bozkıra doğru esiyor, kumları tozutarak uzaklaşıyordu.' MAKSIM GORKI EDEBIYAT YASAMIM Rusya'daki proleter devrimin tüm süreçlerini yaşayarak yetişmiş bir yazar olan Maksim Gorki'nin bu yapıtı, kendisini yazarlığa iten, etkileyen ya da oluşturan koşulları, insanları, yazarları ve düşünürleri anlatan önemli bir belgedir. Çok önemli bir tarihsel dönemde, yaşamın tüm acılı koşulları içinde yazarlığı öğrenmeye çalışan gerçek bir proleter yazar olarak nasıl çalıştığını, çevresini nasıl gözlemlediğini, kitapları nasıl bir açlıkla okuduğunu ve en önemlisi de kültüre verdiği yerin büyüklüğünü görüyoruz. MAKSIM GORKI Taşralı Oblomov / Matvey Kojemyakin Cilt 2 Gorki bize Matvey Kojemyakin tipinde yeni bir Oblomov tipi sunar. Kojemyaki'in hayatını değiştirme isteğinin başarısızlığa uğramasının temelinde, kendi içine kapalı taşra kasabasında, kendini dıştan bencilce soyutlayan insanı buluruz. Matvey Kojemyakin o çirkin, iğerenç, asalak yaşadığı'huzurlu, barış içindeki taşra dünyasından' çıkarak güzel, sahici bir insanlık dünyasında yaşamayı arzu eder. Bir devrimciye âşık olur. Kafasında her günü bayram olan, dertsiz bir hayat vardır; ama başka insanlara ne ihtiyaç ne de özlem duyar o; gözlerinin önüne sevgilisiyle baş başa içine kapanacakları bir manastır., bir şato getirip durur. Elbette sadece aşkı değil, bütün hayatı başarısızlığa uğrayacaktır. 'Taşralı Oblomov' Matvey Kojemyakin: Hayallerin çöküşü MAKSIM GORKI Artamonov Ailesi Artamonov Ailesi, Gorki'nin yapıtları arasında en etkileyici ve en dramatik olanıdır. Bu kitapta Rusya'daki orta sınıfların Devrim öncesi onyıllardaki trajik başarısızlığı yoğunlaştırılmış biçimde, kumaş üretimiyle uğraşan bir ailenin küçücük dünyasında görüldüğü şekliyle aktarılmaktadır. Bu, Gorki'nin karakter yaratma gücünü ve ilk öykülerinde bütün dünyayı kendisine hayran bırakan etkileyice edimlerle dolu sahneleri ustalıkla düzenleme yeteneğini en iyi sergileyen eseridir. Mizahla trajediyi, şiddetle acımayı, coşkunlukla içedönüklüğü eşsiz biçimde harmanlayan Gorki, burada şimdiye dek hiç ele almadığı büyük ve haraketli bir temadan yararlanmıştır. Sanki Sovyetlerin zaferi, Gorki'nin kitapları arasında başyapıt olan bu romanın ortaya çıkması işaretini vermiş gibidir.1925 yılında, yabancı bir ülkede olmanın getirdiği uzaklıktan geriye baktığında,1917'de sona eren bir çağı, daha eksiksiz bir anlayışla görebilmiş ve drama duygusunu müthiş ölçüde geliştirmiştir. Artamonovların yükselişi ve düşüşü, deyiş yerindeyse, tarihin büyük bir çağının ötesinden gözlemlenerek anlatılmaktadır. -Alan Hodge- HENRI STENDHALL - PARMA MANASTIRI "Bu romanı 1830’daki aslından hiçbir şey değişmeksizin yayımlıyorum. Bunun iki sakıncası olabilir. Birincisi, okuyucu bakımından: Kişiler İtalyan olduklarındanokuyucu daha az ilgileneceklerdir belki. Bu ülkenin insanları Fransızlar’ dan oldukça farklıdır. İtalyanlar içtendir, iyi insanlardır, çekingen değillerdir, akıllarından geçeni söyleyiverirler. Zaman zaman gurura kapılsalar da bu, tutku haline gelir, "benlik" adını alır. Sonra, yoksulluk gülünç bir durum değildir onlar için. İkinci sakınca ise, yazarı ilgilendirmektedir. Açık söyleyeyim, öykünün kahramanlarının yaradılışlarının sertliklerini, tutarsızlıklarının olduğu gibi bırakmayı göze aldım. Buna karşılık çekinmeden söylüyorum, yaptıklarının çoğuna da ahlak bakımından ayıpladım. Parayı her şeyden çok seven, kin ya da sevgi uğruna hiç günah işlemeyen Fransızlar’ ın yaradılışlarındaki yüksek ahlakı, sevimlilikleri onlara vermek neye yarar? Bu romandaki İtalyanlar, bunun tersidirler. Zaten ban öyle geliyor ki, insan ne zaman güneyden kuzeye iki y6üz fersah yol gitse, yeni bir manzara gibi yeni bir roman da çıkar ortaya. Papazın sevimli yeğeni, düşes Sanseverina’yı tanımış, çok da sevmişti. Benden de onun başından geçen ayıplanmaya değer olayları hiç değiştirmeden yazmamı rica etti. Ben de bu ricalarına uydum." 23 Ocak 1839, H. B. Stendhal HENRI STENDHALL - KIRMIZI VE SİYAH Eser “Kırmızı ve Siyah adını, askerlerin kırmızı üniformaları ile ruhban sınıfının siyah cübbelerinden alır." Roman, Kral X. Charles’ ın tahta oturduğu 1820’lerin Fransa’sında geçer. Verrieres köyü’nden Julien Sorel isimli akıllı, yükselme tutkuları ile dolu bir gencin hayatını ve 19. yüzyıl Fransa’sının bütün kesimlerine yönelik gerçekçi eleştirilerini kağıda döker Stendhal... Stendhal, 19. yüzyıl Fransız edebiyatını saran romantik gerçekçiliğin en ilerici görüşlere sahip yazarı sayılabilir. Yazar, devrim öncesi aydınlanma düşüncesine ve ideallere bağlıydı. Üstelik içinde yaşanılan dönemin geçiciliğine ve 1880’lerden sonra burjuva kültürünün evrimleşeceğine dair bir inancı vardı. Eserdeki anlatımında zaman zaman burjuva toplumunun hırslarına, bayağılıklarına kapılsa da, ahlakı, çalışkanlığı ve gerçekçiliğiyle dönemini çok iyi anlatmıştır. GUSTAVE FLAUBERT - MADAME BOVARY 1857 yılında "Revue de Paris" dergisinde tefrika halinde yayımlattığı ilk eseri "Madame Bovary", hükümet tarafından toplumun ahlaki ve dini duygularına hakaret ettiği gerekçesiyle yasaklandıysa da beraat etti ve Flaubert''e ülke çapında büyük ün kazandırdı. XIX. yüzyıl romanının en başarılı örneklerinden biri olan "Madame Bovary", hem ele aldığı konu hem de üslubu ile romanı çarpıcı hale getirmiştir. Anlatılan, emma Bovary''nin trajik hayat hikayesi ve aşkları gibi görünmekle birlikte, 19. yüzyıl Fransız ve yargıları ile ahlak ölçülerinin riyakarlığını ele alır. Romandaki her detayı gerçeklerle yoğurmaya önem veren Flaubert''in, Emma''nın intiharını anlatmak için arseniğin tadına bakacak kadar ileri gitti ve bu yüzden hastalandığı söylenir. "Madame Bovary" de Romantizm hareketinin duygularına kapılan ve onları ciddiye alan boşkafalı bir kadının nasıl fekalete sürüklendiğini gösterir. Bir küçük burjuva kadınının trajedisinin arkasında yatan bayağı, önemsiz ve küçük dünyayı gösterir. JACK LONDON - MARTIN EDEN “Kendisi için ise güzelliğe hizmet etmesinin sevinci, onun için yeterli bir ücretti. Ve Ruth’ u güzellikten çok seviyordu. Dünyadaki en iyi şeyin aşk olduğunu düşünüyordu. Onun içindeki devrimin itici gücü aşk olmuştu; onu kaba bir denizciden bir öğrenciye ve bir sanatçıya dönüştürmüştü. Bu nedenle ona göre bu üçünden en iyisi en büyüğü, öğrenmekten ve sanatkarlıktan daha büyük olan aşktı. Şimdiden, anlamıştı ki kendi beyni, Ruth''un kardeşlerinin beyinlerinin ya da babasının beyninin ötesine ulaştığı gibi, Ruth''unkini de geçmişti. Onun bir yıl kadarlık kendi kendine çalışması ve donanımı, dünya, sanat ve yaşam konularında ona Ruth''un sahip olmayı hiçbir zaman umut etmeyeceği bir ustalık vermişti. Bütün bunları kavramıştı, ama bu Ruth''a olan aşkını etkilemedi; ne de Ruth''un ona olan aşkı bunan etkilendi. Aşk fazlasıyla güzel ve soyluydu ve Martin aşkı eleştiriyle kirletmeyecek kadar sadıktı." HONORE DE BALZAC - GORİOT BABA Zengin olsaydım, servetimi korusaydım, onlara vermeseydim, şimdi burada olurlardı. Dudaklarıyla yanaklarımı yalarlardı. Bir konakta otururdum, güzel odaların, uşaklarım, ateşim olurdu. Başucumda kocaları ve çocuklarıyla gözyaşı dökerlerdi. Bütün bunlar benim olurdu. Şimdiyse hiç. Para herşeyi verir insana, kızlarını bile. Ah! Param. Param nerede? Bırakacak hazinelerim olsaydı, yaralarımı sarar, bakarlardı bana. Seslerini duyar, yüzlerini görürdüm. (...) Görmek istiyorum onları. Jandarmaları yollayın, zorla getirsinler! Adalet benden yana. Doğa, yasa, her şey benden alınırsa, memleket batar. Açık bu. Toplum da dünya da babalık üstüne kuruludular. Çocuklar babalarını sevmezlerse her şey mahvolur. (...) Babalar, Meclis lere başvurun, evlenmeyle ilgili bir yasa çıkarsınlar. Kızlarınızı seviyorsanız evlendirmeyin onları. Damat bir kızın her şeyini bozan, her şeyini kirleten bir namussuzdur. Evlenme yok artık! Bu evlilikler kızlarımızı elimizden alıyor ve ölürken onları yanımızda bulamıyoruz. Babaların ölümü üzerine bir yasa çıkarın. Korkunç bir şey bu." Goriot Baba... Balzac ın başyapıtlarından biri daha, daha önce yayımlanan Vadideki Zambak tan sonra, "Oğlak Klasikleri" arasındaki hak ettiği yerini alıyor... HONORE DE BALZAC - VADİDEKİ ZAMBAK "Vadideki Zambak", gerçekçi romanın öncüsü olan Honore de Balzac’ın en popüler romanıdır. Bazı eserleri dikkatle okunduğunda, yaşanılan zamana göre eşsiz bir toplum bilimini ince bir sadelikle anlatmaktadır. Romantizm’in en güçlü yazarlarından biri olan Fransız yazar, bu romanda bir gönül ilişkisinin insan hayatında kapanmaz yaralara neden olabileceğini, ayrılık ve kavuşmalarla güçlenen bir aşkın insanları değişik boyutlara sürüklediğini anlatmaktadır. Aşkın zaman ve mekan tanımadığını, mutluluktan hüzne dönüştüğünü ve aşklın gerçek gücünü bu romanı okuduğunuzda daha iyi anlayacaksınız...
__________________ |
| | |
| Teşekkür Edenler : | Woody (11-12-2007) |
![]() |
İlginizi Çekebilecek Benzer Konular | ||||
| Konu | Yazan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| camdan eserler | Hakan06 | Hobi Dünyası | 1 | 30-06-2008 16:18 |
| Adana Tarihi Eserler Ve Turistik Yerleri | Woody | Bölgelere göre Tarih | 0 | 21-05-2008 13:53 |
| Dünya´nin ilk TIp okulu | [ тσρяαк™ ] | İlginç Konular | 0 | 31-03-2008 22:28 |
| Dünya vatandaşlığı | Powerofdreams | Akımlar | 0 | 09-12-2007 14:07 |
| Dünya saatleri | Woody | Diğer Programlar | 0 | 21-08-2007 16:45 |
| Edebiyat -Felsefe forumunun Dünya Edebiyatından Eserler adlı konusunun Genel Kategoriler alt forumları; Lev Tolstoy İvan İlyiç'in Ölümü Tolstoy’un, iyi bir hayat yaşadığını zanneden bir adamın, ölümün yaklaştığını anladıkça yavaş yavaş aslında yaşamamış ... |
| Seçenekler | |
| Stil | |